İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
34
GÖRÜŞ
Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyada ya-
şanan en ciddi mülteci krizine oldukça
hazırlıksız yakalandı ve 2015 yılında yak-
laşık bir milyon mülteci alan Almanya’nın
başını çektiği bazı AB ülkeleri mültecilerin
önemli bir bölümüne sığınma hakkı veren
ülkelerle etkileşimini artırma kararı aldı
1
.
Buradaki temel amaç, Avrupa’ya düzensiz
göç akışını engelleyerek iskan plan ve
programları vasıtasıyla meşru sığınmacı-
lardan bir kısmını AB’ye düzenli şekilde
alacak bir süreç oluşturmaktı. Böylece
göçmen akışı yavaşlatılabilecek, kamu-
oyunun tepkisini azaltabilecek, oy kaybı
ve AB’de ırkçı aşırı sağın yükselmesi en-
gellenebilecekti. Beklentiler bu yöndeydi.
Türkiye’nin, 2 milyon 700 bin Suriyeli
“misafir” bulundurması ve Yunanistan
üzerinden AB’ye yönelik düzensiz göçmen
akışının önemli bir bölümünün Türkiye
G
eçtiğimiz sonbaharda, bir yan-
dan Türkiye-AB ilişkilerinden
umut kesilmişken, bir yandan da
uluslararası camiada saygın bir konuma
sahip, demokratik ve ekonomik bakım-
dan gelişmiş bir Türkiye için AB çıpası-
nın gerekli olduğu tartışılmaktaydı. Bir
başka ifadeyle, toplumun bazı kesim-
leri, ilişkilerin yeniden canlanmasını
demokrasi, temel hak ve özgürlükler ve
hukukun üstünlüğü alanlarında yaşanan
gerilemeyi tersine çevirecek, ülkenin iç
barışını ve ekonomik istikrarını yeniden
sağlama ve dış politikadaki yalnızlığını
giderme potansiyeline sahip dengeleyici
bir unsur olarak görmekte, ancak katı-
lım sürecindeki sıkıntının aşılabilmesine
ilişkin umut taşımamaktaydı.
İlişkilerin geleceği konusunda umut-
ların yitirildiği bu dönemde, AB İkinci
“Mülteci Krizi”
Perspektifinden
Türkiye-AB İlişkileri
Nilgün ARISAN ERALP
TEPAV AB Enstitüsü Direktörü
İlişkilerin geleceği konusunda umutların yitirildiği bu dönemde,
AB İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyada yaşanan en ciddi
mülteci krizine oldukça hazırlıksız yakalandı.




