İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
21
Esasen Türkiye’nin de gerçekten
gelişmiş bir ülke haline gelmesinin
ekonomik, sosyal ve yönetsel üç önem-
li boyutu var. Kadınımızın iş dünyası-
nın içinde daha fazla ve daha güçlü yer
alması, bu üç boyutun ortak paydala-
rından biri. Evet, Türkiye gerçekten
gelişmiş bir ülke olmak istiyorsa daha
fazla kadın istihdamına ve daha fazla
kadın girişimciye ulaşmak zorunda. İş
hayatında kadın sayısının artmasının,
mevcut katılıkların aşılması için önem-
li bir etken olduğunu düşünüyorum.
Eşit işe eşit ücret ve çalışan annelerin
hayatının kolaylaştırılması gibi konu-
ları örnek vermek mümkün.
Kadın istihdamı, kadın girişimciliği
ve kadın temsili, Türkiye’nin en önemli
büyüme kısıtlarından biri. Kadınları-
mız, küresel rekabette yeterince isti-
fade edemediğimiz çok değerli bir gü-
cümüz. Eğer kadın girişimci oranımız
yüzde 8 değil de, gelişmiş ülkelerdeki
gibi yüzde 25’lerde olsaydı; kadınımı-
zın işgücüne katılımı yüzde 31 değil
de, yüzde 50 olsaydı bugün çok daha
gelişmiş ve müreffeh bir ülke olurduk.
Fransa, Almanya, İtalya gibi pek çok
ülkede halka açık büyük şirketlerin
yönetim kurullarında yüzde 30’dan
başlayan kadın kotaları var. Bizde ise
halka açık şirketlerdeki yüzde 12 ka-
dın üye oranıyla SPK’nın koyduğu gö-
nüllü kota hedefinin henüz yarısında
bile değiliz. Borsa İstanbul’da işlem
gören şirketlerin sadece yüzde 3’ünü
kadın CEO’lar yönetiyor.
Bu uygulamalar esasen bir cinsiyet
eşitsizliğini gidermekten çok daha ileri
bir verimlilik amacı taşıyor.
Bu nedenle devletimizin bir an
önce;
• Kamu alımlarında kadın girişimci-
lere pozitif ayrımcılık düzenlemesi
yapmasını,
• Kadın girişimcilerin finansmana,
teşviklere ve bilgiye erişimini ko-
laylaştırıcı adımlar atmasını,
• Kadın girişimciliği ile ilgili icracı bir
makam oluşturmasını bekliyoruz.
Türkiye için çok önemli bir çıpa ve
hedef olan AB’ye tam üyelik yolunda
kadınımıza yapılacak yatırımın, var
olan gelişmişlik farkını azaltma ama-
cına büyük katkı yapacağına hiç şüphe
yok.
■




