İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
19
rencilerin, geleceğin iş imkanlarını
da bünyesinde alan bilim ve teknolo-
ji alanlarına yönelmeleri konusunda
teşvik edilmesini önemli bir gereklilik
olarak görüyoruz.
Diğer taraftan eğitimin tek başına
yeterli olmadığını da biliyoruz. Aynı
eğitim seviyesindeki kadın ve erkek-
lerin işgücüne katılım oranları arasın-
da kadınlar aleyhine önemli farklar
olması, bize eğitimin yanında başka
sorunların olduğunu da gösteriyor.
Toplumda kadına yakıştırılan gelenek-
sel roller (annelik, ev işleri) işgücüne
katılımı ya engelliyor ya da iş yaşa-
mından bir süre sonra kopmasına yol
açıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye’de
11.5 milyon kadın ev işleri ve çocuk
bakımı nedeniyle işgücü piyasasına ka-
tılamıyor. 2013 tarihli Nüfus ve Sağlık
Araştırması Anketi’ne göre ise çalışan
kadınların yüzde 14’ü çocuk sahibi
olduktan sonra çalışma yaşamından
kopuyor. Kadınların iş hayatına ve is-
tihdama katılımı kadar, kalıcı olmaları
da önem taşıyor. Bu noktada, iş ve aile
yaşamını uyumlaştıran politikalara
ihtiyaç doğuyor.
Cinsiyet temelli toplumsal roller
dünyanın pek çok ülkesinde benzerlik
gösteriyor, ancak çözüm yöntemleri bu
durumun yansımalarını değiştirebili-
yor. Avrupa Komisyonu, sorumlulukla-
rın daha eşitlikçi bir şekilde dağılması
için iş-yaşamdengesinin desteklenme-
si başlığı altında yeni girişimlerle bir
yandan çocukların ve yaşlıların bakımı
için erişilebilir, uygun ve kaliteli ek
destek mekanizmalarının oluşturul-
ması diğer yandan çalışma kalitesi ve
performansta düşüş yaratmayacak ve
hayat kalitesini artıracak esnek çalış-
ma düzenlemelerinin geliştirilmesi
konularında çözümler geliştiriyor. “AB
Sosyal Ortakları 2015 – 2017 Çalış-
ma Programı”nda da iş ve özel hayat
arasında dengenin desteklenmesi ve
cinsiyet temelli maaş uçurumunun
azaltılması için cinsiyet eşitliğinin güç-
lendirilmesine yönelik çalışmalar ana
odaklar arasında bulunuyor.
TÜSİAD olarak biz de, kadın is-
tihdamının artırılması hedefine, bu
yöndeki politikaların bütüncül ve eş-
zamanlı şekilde hayata geçirilmesi ile
ulaşabileceğimize inanıyoruz. Bu an-
layışla “kreşlerin yaygınlaştırılması”,
“kadın istihdamına yönelik teşvikler”
ve “güvenceli esnek çalışma biçimleri”-
nin bir arada uygulamaya konulmasına
önem veriyoruz. Kreş ve bakım evleri-
nin yaygınlaştırılması ve okul öncesi
eğitimin zorunlu olmasının kadınların
işgücü piyasasına katılımına yönelik
politikaların başarıya ulaşmasında
belirleyici nitelikte olduğunu düşünü-
yoruz. Bu alandaki kurumların yaygın-
laşması için vergi ve teşvik mevzuatına
yönelik öneriler üzerinde çalışıyor ve
bu çalışmaları karar alıcıların dikkati-
ne sunuyoruz.
Ülkemizde bir süredir uygulanan
kadın istihdamı teşviklerinin süresinin
2020’ye uzatılmış olmasını da mem-
nuniyet verici buluyoruz. Özellikle ku-
rumsallaşmış işletmelerde toplumsal
cinsiyet eşitliği konusunda bilinç ve
iyi uygulamalar son yıllarda arttı, an-
cak bu konudaki işletme duyarlılığının
ülke çapında tabana yayılmasında bu
tür teşviklerin olumlu etkisi olacağını
düşünüyoruz.
Hükümetin ilk 3 aylık icraatları
kapsamında çalışan kadınlara doğum
sonrası esnek çalışma imkânı getirildi.
Tüm çalışanları kapsayacak şekilde,
esnek çalışma biçimlerinin uygula-
madaki kısıtlarını kaldırmaya yönelik
mevzuat değişiklikleri de gündemde.
Bununla birlikte, bu tarz çalışma bi-
çimlerinin ağırlıklı olarak kadınlara
özgü bir seçenek olarak algılanmasına
ve kadınların kariyer basamaklarında
dezavantajlı konuma gelmelerine se-
bep olacak unsurlar da dikkate alınma-
lı ve dengeli bir ortamın tesisine özen
gösterilmeli.
Hiç şüphesiz, kayıt dışı istihdam so-
runu ile mücadelede kadınların kayıt
dışı çalışmasını azaltacak önlemler de
öncelikli. Kayıtlı ekonomiyi teşvik eden
düzenlemelerle, esnek çalışmanın gü-
venceli şekillerde uygulanmasıyla ve
alınacak diğer tedbirlerle, kadınlar
için düzgün iş imkânlarını arttırmak
da mümkün olacak.
Toplumsal cinsiyet eşitliği için bir
diğer önemli gösterge de kadınların
karar alma süreçlerine katılımı. Kadın-
ların üst düzey yönetimde daha fazla
yer almalarının şirketlerin finansal
performansını olumlu yönde etkile-
diği,
i
kadınların farklı bakış açılarıyla
yenilikçi ve yaratıcı bir anlayış getir-
mesi ve problem çözmede farklı çö-
zümler sunmasının üst yönetimlerin
başarısı bakımından önem taşıdığı
ii
çeşitli araştırmalarla ortaya konmuş
durumdadır. Türkiye’de de üst düzey
yönetimde ve yönetim kurullarında
daha fazla oranda kadının yer alması
konusunda farkındalığın yükselmekte
olduğunu gözlemliyoruz ve bu farkın-
dalığın uygulamaya daha etkili yansı-
masının önemine inanıyoruz.
Diğer taraftan siyasi karar alma
mekanizmalarında da kadınların ka-
tılımının yükselmesi önem taşıyor.
Kadınların ülke yönetiminde eşit bir
şekilde temsil edilemiyor olması, gö-
rüşlerinin, istek ve ihtiyaçlarının po-
litikalara sınırlı yansımasına yol açar.
Siyasetin kadınların potansiyeline,
enerjisine ve bakış açısına ihtiyacı ol-
duğunu düşünüyoruz.
Tüm bu verilerden hareketle or-
tak amacımız, yaşamın her alanında
toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak
için çözümler geliştirmek olmalı. İş
dünyasında, kamuda, siyasette yer alan
herkesi, toplumsal cinsiyet eşitliğine
öncelik vermeye davet ediyoruz.
■
i
“OECD Background Report: Improving women’s Access to
leadership:WhatWorks?”(2016) raporunda atıf yapılan Credit
Suisse, Catalyst, McKinsey Global Institute, Mercer, MSCI, RobecoSAM
araştırmaları.
ii
http://www.mckinsey.com/insights/leading_in_the_21st_century/can_women_fix_capitalism




