Background Image
Table of Contents Table of Contents
Previous Page  97 / 104 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 97 / 104 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

95

çok iş var. Kadına karşı şiddet, Tür-

kiye’de de olduğu gibi, Avrupa’da da

devam eden büyük bir problem. Bazı

ülkelerde aynı pozisyondaki kadın ve

erkek çalışanlar arasındaki maaş far-

kı önemli bir sorun olarak karşımıza

çıkıyor. Bu fark yüzde 16’dan 20’ye

kadar değişkenlik gösterebiliyor. Bu

kesinlikle eşitliğe aykırı bir durum.

Doğum izni ve şirketlerin yönetim

kurullarındaki kadın üye sayısına iliş-

kin sorunlar hala gündemde. Birçok

ülkede yönetim kurullarındaki kadın

üye sayısı halen belli sınırlarda sey-

rediyor. Şirketlerde üst kademelere

çıkıldıkça kadın çalışanların sayısı

azalıyor. Çalışma hayatının her kade-

mesinde çeşitlilik gerekli.

Türkiye’de ise bugün karşılaş-

tığımız en büyük problem, kadına

yönelik şiddet. Kanunlar var; ancak

gün geçmiyor ki yeni bir kadın ci-

nayeti haberi ile karşı karşıya gel-

meyelim. Özgecan Aslan cinayeti,

bunun en trajik örneği. Bu cinayet,

Türkiye’de kadının güvenliği konu-

sunda büyük bir tartışma başlattı.

Bence önemli olan, bu tartışmaların

nasıl gelişeceği ve nereye varaca-

ğı. Hâlihazırda yasalar var; ancak,

önemli olan bu yasaların ne oranda

uygulandığı. Suçluların cezalandı-

rılması gerçekten önem arz ediyor.

Ancak, yasaların uygulanması ka-

dın temelli çalışan kuruluşlar ile

işbirliği içinde gerçekleştirilmeli.

Kadın kuruluşları da bu işbirliği için

oldukça istekli. Kadının konumu

hakkında çok çeşitli siyasi görüşe

rastlamak mümkün; ancak, kadın

hakları tüm siyasetçilerin sorumlu-

luk alanına giriyor. Bu konuda kulla-

nılan sözlere, ses tonuna, kadınlara

yönelik siyasi söylemlere dikkat

etmek gerekiyor. Kadın ve erkek

arasında eşit hakların savunucusu

olduğunu iddia eden hükümetlere

de iş düşüyor. Türkiye’de iyi çalışan

bir kadın hareketi var. Bu hareket

kesinlikle sürece dahil edilmeli

Bu konuda Hollanda’daki tablonun Avrupa’nın geneli için de geçerli

olduğunu düşünüyorum. Eğer insanlarla konuşursanız, çoğunun Tür-

kiye’nin AB üyeliğinin gerçekleşmeyeceğine inandığını ya da üyeliği

desteklemediklerini görürsünüz. Fakat aynı zamanda, birçok insan

üyeliğin Türkiye için oldukça önemli olduğunu kabul etmiş durumda.

Türkiye’nin AB üyesi olması sadece Türkiye’deki vatandaşlar için değil,

Avrupalı Türkler için de olumlu bir gelişme olacaktır. Avrupa’daki va-

tandaşlar için bir nebze özgüven sağlayacak diyebiliriz. Bugün burada

yaşayan insanlar ya da İtalya’dan veya başka bir AB üyesi ülkeden Hol-

landa’ya gelmiş kişiler, burada yaşayan üçüncü bir ülke vatandaşından

daha farklı bir statüye sahipler. O yüzden, Türkiye’nin AB üyesi olma-

sının Hollanda Türkleri için iyi olacağına inanıyorum. AB üyesi olmak,

tamamen farklı bir duygudur. Eğer yaşadığınız ülke AB üyesiyse bu size

oraya ait olduğunuz hissi verir ve AB ile gurur duymaya başlarsınız.

Ayrıca birçok kişi sürecin bu kadar uzamasından dolayı AB’ye inancını

kaybetmiş durumda. Siyasi tartışmalar da oldukça olumsuz seyrediyor.

Ancak, ben sürece devametmenin önemli olduğuna inanıyorum, çünkü

nihayetinde AB’nin Türkiye’ye, Türkiye’nin de AB’ye ihtiyacı var.

Hollanda Türkleri, Türkiye’nin AB üyelik sürecine

nasıl yaklaşıyor? Bu vesile ile sürecin son durumuna

ilişkin görüşlerinizi de alabilir miyiz?