İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
24
GÖRÜŞ ÖZEL
H
er yıl Dünya Kadınlar Gü-
nü’nün kutlandığı mart ayın-
da, kadınların toplumda, eko-
nomide ve siyasette temsilleri ve aile
içindeki durumları farklı boyutları ile
ele alınır. Kadın ve erkeklere toplumsal
bağlamda atfedilen kimlikleri ve rolleri
toplumsal cinsiyet olarak tanımlıyo-
ruz. Cinsiyetimiz sebebiyle toplumun
bizden beklediği görevler, davranış
biçimleri, hak ve ödevler, genetik kod-
ların dışında kadın ve erkekleri belirli
konumlara itiyor ve bugünkü ataerkil
düzende kadınlar aleyhine bir asimetri
yaratıyor. Tüm dünyada, kadınların
sadece kadın olmalarından kaynakla-
nan baskılara maruz kalmaları, taciz
ve şiddet ile karşı karşıya gelmeleri,
özgürlüklerinin kısıtlanması; günlük
hayattaki olumsuz sonuçları dışında,
adalet ve eşitlik anlayışları açısından
da ahlaki ve etik bir sorun olarak ad-
dedilmeli.
Kadınlara yönelik eşitlikçi olmayan
uygulamalar, bir sarmal gibi hayatın
tüm yönlerinde gözlemlenebiliyor. Ka-
dının eğitim almasının engellenmesi,
iş hayatında etkili bir şekilde temsilini
güçleştiriyor. Erken yaşta evlilikler
başta olmak üzere, aile içindeki ko-
numunun kadının öncelikli ve biricik
rolü olarak bellenmesi, kadınların ev
işleri, çocuk ve yaşlı bakımı görevleri
ile dört duvar arasında hapsolmasına
ve ekonomik bağımsızlıklarını kaza-
namamalarına yol açıyor. Kadının eve
hapsolup, toplumsal hayatta etkin bir
şekilde yer alamaması, ekonomiden
siyasete kadar kadınının sesinin du-
yulmadığı toplumları ortaya çıkarıyor.
Türkiye’den örnek verecek olursak,
hükümette, Meclis’te, herhangi bir ku-
ruluşun yönetim kadrosunda, TV’de
yayınlanan bir tartışma programında,
valiler, rektörler veya sanayi ve ticaret
odaları başkanları arasında kadınların
oranı çok düşük seviyelerde. Bu ör-
nekleri çoğaltmak mümkün. Kadınlar
binbir türlü kısıtlamayı çok küçük yaş-
lardan beri içselleştirmeye zorlanıyor:
“Yüksek sesle gülme, açık giyinme, önü-
ne bak, akşam karardıktan sonra so-
kağa çıkma, konuşma, fikrini söyleme,
hizmet et, itaat et, diretme, kısacası
başkalarına hizmet et ve kendini hep
geri plana at”. Erkeklerin ezilmediğini,
zorluklarla karşılaşmadığını söylemiyo-
ruz. Ama kadınlar, sadece kadın olma-
larından yani cinsiyet rollerinden kay-
naklanan çok daha ileri boyutlardaki
baskılar ile karşı karşıya kalıyor.
Kadınlar toplumun farklı alanla-
rında var olma mücadelesi verirken,
erkeklerle karşılaştırıldığında, kuşku-
suz ki oyuna en az 1-0 yenik başlıyor.
Bazıları kendi ailelerince engellenebi-
liyor. Diğerleri iş hayatının gereklerini
eş ve anne olmanın getirdiği ödevler ile
bağdaştırmakta zorluk yaşıyor. Çoğu da
Doç. Dr. Çiğdem Nas
İKV Genel Sekreteri
Dünya Kadınlar Günü’nde
toplumsal cinsiyet eşitliği
açısından AB perspektifi
Eurobarometer
’ın Mart 2015 tarihli kamuoyu
yoklamalarına göre, 5 Avrupalı’dan 3’ü, kadın
ve erkek eşitsizliğinin kendi ülkelerinde yaygın
olduğu görüşünde.




