İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Kasım 2020

67 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ rokratik yapıya yansıması da yukarı - da anlattığım gibi oldu. Tabii ki bu noktaya sadece AB’nin karar ve eylemleri sonucu gelinmedi. Çorbada bizim de tuzumuz var. Şimdi bir de hikâyenin Türkiye tarafına ba - kalım. Zorlayıcı Diplomasi: Mecburiyet mi, Tercih mi? Önce şunu belirtmeliyim, ben bir dış politika uzmanı değilim ama çok uzun yıllar dış politika ile yan yana hatta bazen iç içe yürütülen AB poli - tikamızı neredeyse içerden izleyerek hiç olmazsa bazı kavramlarla tanış - ma, bazı uygulamaları izleme şansı - na eriştim. Dolayısıyla, başlığı böyle koydum ama burada haddimi aşıp bir dış politika eleştirisi yapacak değilim; sadece gördüklerimi ve onların bende bıraktığı izlenimleri okurlarla paylaş - maya çalışacağım, o kadar. Şu tespitle başlamak istiyorum: Türkiye ve AB’nin bölgesel çıkarları uzunca bir süredir örtüşmüyor. Ör - tüşmemek bir yana, birçok konuda çatışıyor da. Birkaç yıl öncesine kadar Türkiye’nin, AB’nin dış politikadaki ortak pozisyonlarına uyumunu ista - tistiksel olarak izleyebiliyorduk, uyum oranımızı kabaca da olsa biliyorduk. Onayladığımız karar sayısı (diğer üye adaylarına nazaran) düşüktü ama yine de bir uyum çabası sergileniyordu. Bir süredir bu istatistiği göremiyorum. Sıfıra yaklaşmış olmalı diye düşünü - yorum. Haliyle, çıkarlar uyuşmayınca politikalar da uyuşmuyor. Sonuç olarak, Türkiye’nin son bir - kaç yıldır özellikle bölgemizde, geçmiş dönemlerden hayli farklı bir dış politi - ka izlediği görüyoruz. Amacı, -Türkiye de dâhil- “bölge üzerinde farklı emel - leri olan ülkelerin oyun planlarını bozmak” olarak açıklanan ve büyük ölçüde askeri enstrümanlarla (ve za - man zaman harekâtlarla) destekle - nen bu yeni dış politikayı “zorlayıcı diplomasi” 2 olarak adlandırmak yan - lış olmayacaktır diye düşünüyorum. 2016 yılından itibaren, Suriye, Irak ve Libya’da uygulanmaya başlayan ve ni - hayet Doğu Akdeniz’de iyice görünür hale gelen çeşitli girişimler bugün de Türkiye’nin oyun değiştirici hamle kabiliyetini ve gücünü sergilemesiyle, tırmanarak devam ediyor. İçeride ise, bu politika ülkemize yönelik bir va - roluş tehdidine karşı meşru savunma (Irak, Suriye) veya egemenlik hakları - na sahip çıkma (Libya, Doğu Akdeniz) olarak benimsendi ve büyük ölçüde desteklendi de. Bu süreçte, söz konu - su politika uygulamalarının, karşı ta - rafın girişimlerini durdurmalarını ya da planlarını değiştirmelerini sağla - yarak, kendi içinde başarılı olduğunu da söylemek mümkün. Teoride zorlayıcı diplomasi, dozu artırma (ya da tırmandırma) ve risk alma cesareti (matematiği/hesapla - ması) daha üstün olan tarafça uygu - lanıyor. Askeri kapasite ve askeri ope - rasyonların maddi ve manevi yüküne (toplum ve devlet olarak) katlanma kapasitesi de bir avantaj yaratıyor. Yine teoride, özellikle uzun va - dede ortaya çıkabilecek sorun - lar da şöyle sıralanmış: Ülkenin gerçek çıkarları ile bu politikaya hasredilen kaynak - ların oransallığı bozulabilir, Her diplomatik araç gibi bu da iç aktörlerin desteğine ve dış dünyanınmeşruiyet algılaması - na ihtiyaç duyar. Süre uzadıkça bu zemini tutmak güçleşebilir, Çok sık ve uzun süre uygula - nırsa marjinal faydası düşer ve dengeleyici karşı koalisyonlar kurulmasına yol açabilir, Ne kadar iyi planlanırsa plan - lansın özellikle askeri boyutta karşı tarafın reaksiyonlarını tam olarak kestirmek mümkün değildir. Kontrollü tırmanma istenirken olaylar kontrolden çıkabilir, Son olarak da kabul edilebilir, net bir çıkış stratejisinin ol - mamasının da sorun yaratabi - leceği muhakkaktır (ki muhte - melen bu kural hemen her dış politika stratejisinin olmazsa olmazıdır). Tüm bu faktörler, eğer bir araya gelirse, kontrollü tırmandırmanın ye - rini kontrolsüz ve yıkıcı bir spirale bı - rakmasına yol açabilir. Türkiye birkaç yıldır zorlayıcı diplomasiyi başarılı şekilde uygulayabildi ama bu arada çok geniş bir karşı koalisyon oluşma - sı ne yazık ki engellenemedi, üstelik marjinal getiri eğrisinin aşağı doğru bükülmeye başladığı noktaya da yak - laşmış olabiliriz. Askeri araçlardan çok fazla söz edilmesi de bir süre sonra tehdit enf - lasyonu yaratarak karşı tarafı da elin - deki tüm politika araçlarını, sınırları zorlayarak kullanmaya itebilir. Nite - kim, askeri güç bakımından Türkiye ile kıyaslanması mümkün olmayan • • • • • •

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=