İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
98
AVRUPAL I TÜRKLER
Köşemizin bu ayki konuğu,
Avusturya Parlamentosu
Yeşiller Partisi milletvekilli
Vahide Aydın. 2009 yılından
beri parlamentoda görev
yapan başarılı siyasetçi Aydın
ile Avusturya’da yaşayan
Türkleri ve mülteci krizini
konuştuk.
Avusturya Milletvekili Vahide Aydın:
“Gelişmiş bir ülke olan Avusturya’nın
mültecilere yönelik tavrının farklı
olması gerek”
Okurlarımız için biraz
kendinizden bahsedebilir
misiniz?
47 yaşındayım ve iki çocuk annesi-
yim. Siyasetçiyim ve sosyal danışman
olarak çalışmalarımı sürdürüyorum.
Elbistan doğumluyum ve 9 yaşıma
kadar orada yaşadım. İlkokulu Tür-
kiye’de bitirdim. Daha sonra ailemle
birlikte Avusturya’ya geldim. O zaman
bir tek kelime Almanca bilmiyordum.
Matematiğim çok iyiydi; fakat bir
çarpma işleminin cevabını, Almancam
olmadığı için söyleyemiyordum. Al-
mancam yeterli olmadığı için ortaokul-
dan devam ettim. Lise bitirme sınavını
geçtikten sonra da Sosyal Danışman-
lık okudum ve 1993 yılında mezun
oldum. Üniversiteye devam ederken
de bir danışmanlık bürosunda çalış-
tım. Büro kapatıldıktan sonra kalifiye
sosyal hizmetler uzmanı olarak bir
aile danışmanlık bürosunda, siyasete
girmeden; yani 2009 yılına kadar çalış-
tım. Şu anda da haftada 10 saat sosyal
danışman olarak çalışıyorum. 2000
yılında yerel düzeyde şehir temsilci-
si olarak yaşadığım şehirde siyasete
adım attım. 2009 yılında Avusturya
Meclisi’ne eyalet milletvekili seçildim.
Sosyal danışman olarak genellikle bu-
radaki yabancıların ve göçmenlerin
sorunlarının nereden kaynaklandığını
bildiğim için, siyasete adım atmam
gerektiğini düşündüm ve Yeşiller Par-
tisi’nin yerel bürosundan teklif gelince
siyasete başladım.
Avusturya Parlamentosu’nda
Türk kökenli bir milletvekili
olarak, Avusturya’daki
Türklerin ülkeye
entegrasyonunu nasıl
yorumluyorsunuz?
50 yılı aşkın süredir Türk göçmen-
ler buraya geliyor. Bu 50 yıl içinde, son
15 yıla kadar uyum sağlama veya bera-
ber yaşama konularında herhangi bir
siyaset yapılmadı. İlk etapta bu insan-
ların burada çalışacakları ve para kaza-
nıp gidecekleri düşünülmüştü. Ancak
buraya gelen ilk nesil, burada kalmak
istediğine karar verdi ve çocuklarını
da getirdi. İki taraf, buradaki yaşamın
kalıcı olduğunu gördüğü için zamanla




