91
Gerginlik Yaratan Türk Eylemleri Konusunda Görüşme”. Söz
alan milletvekilleri genelde olumsuz görüşler belirttiler.
Hâliyle, ertesi gün kabul edilen karar da, “Türkiye Kıbrıs’a
yönelik tehdit ve provokasyonlarına son vermelidir” ifa-
desini içerecek derecede olumsuzdu. Böylelikle, müzakere
sürecinin kilidinin Kıbrıs olduğu bir kez daha anlaşıldı.
Bu noktada bir parantez açıp şu bilgileri vermekte ya-
rar var. Doğal kaynakların adadaki tüm halklara ait olma-
sı, Güney Kıbrıs tarafından kesilen Kıbrıs müzakerelerinin
önemli maddelerinden biri idi. Şu anda Rum tarafı sanki
bu madde hiç yokmuş gibi, tek taraflı ihlalle, dünyanın
farklı bölgelerinden getirdikleri şirketlerle doğalgaz son-
dajı yapmaktadır. Üstelik, İsrail ve Mısır ile de paralel hare-
ket etmektedir. Türkiye’nin tepkisi ise bölgeye askeri deniz
araçları yollamak ve bölgedeki gemi trafiğine ilişkin (yine
Deniz Kuvvetlerimiz tarafından) bir seyrüsefer talimatı
yayımlamak olmuştur (bu talimata NAVTEX deniyormuş).
Yani ekonomik görünümlü bir girişime cevabımız, “askeri”
alandan gelmiş oluyor.
Rumlar, yıllardır Türkiye’yi, saldırgan, tehdit eden,
uluslararası hukuku tanımayan bir ülke konumuna koy-
mak çabası içindedir. Fazla uzak olmayan bir gelecekte
Yunanistan da benzer bir girişimi Ege’de deneyebilir. Ge-
lişmelere bakılırsa, haklı olduğumuz bir noktadan yola
çıkıp haksız duruma düşmek üzereyiz.
AB’DE NELER OLUYOR?
Türkiye’nin gündemi güneyindeki sıcak savaş ne-
deniyle ne kadar dolu ve karışıksa, AB’nin gündemi de
o kadar karışık ve dolu. Bu yılın başında gözlenen eko-
nomik düzelme işaretlerinin sonu çabuk geldi. Bu ay,
hemen tüm ekonomik göstergeler aşağı doğru revize
edildi. AB ve özellikle de Avro Bölgesi, “sıfır enflasyon,
sıfır faiz, sıfır büyüme”sarmalına girme tehdidi ile karşı
karşıya. İskoçya’daki referandumda bağımsızlığa hayır
denmesi, ayrılıkçı hareketleri durdurmadı (bakınız Ka-
talonya). İngiltere’nin ayrılma niyeti ciddiyetini muha-
faza ediyor.
AB ülkelerinde AB ve avro karşıtı siyasi partilerin yük-
selişi durmuyor. Avrupa’nın en hoşgörülü ülkesi kabul edi-
len İsveç’te bile aşırı sağ oylarını üçe katlamış durumda.
Hem gelişmiş hemde nispeten daha zor durumdaki
ülkelerde umutsuzluk ve çaresizlik psikolojisi yayılıyor. İs-
tihdam artmıyor; toplumların beklentileri karşılanamıyor.
Hükümetler değişti; Komisyon değişti; siyasi yelpazeler
değişti ama bir türlü yapısal reformları gerçekleştirme nok-
tasına gelinemiyor. Özellikle de halka umut verilemiyor.




