B R Ü K S E L ’ D E N B A K I N C A
90
19
65
yaşama, çalışma ve ilerleme, bu dönemde TTIP’te hayat
bulmakta, zaten mevcut karşılıklı etkileşim ve bağlar bu
anlaşmayla daha da güçlendirilmektedir.
TTIP imzalanır ve dışında kalırsa Türkiye, özellik-
le ticaret açığı ve işsizlikte artış olarak ciddi bir bedel
ödeyecektir. Bürokrasimiz ve ekonomiden sorumlu si-
yasetçilerimiz işin ciddiyetinin bir ölçüde farkındalar.
Sürece dahil olabilmek için ABD tarafı nezdinde en üst
düzey girişimlerde bulunuyoruz. AB tarafını ise, Gümrük
Birliği’nden çıkarıza kadar varan bir seviyede uyarıyoruz.
Sayın Bakanımız, çok haklı olarak, TTIP yürürlüğe girdiği
andan itibaren Gümrük Birliği’nin Türkiye aleyhine çalış-
maya başlayacağını ve bunun kabul edilemez olduğunu
vurguluyor. Katılmamak mümkün değil. Giremezsek ne
yapacağımız konusunda da bir ipucu veriyor ve “anlaş-
malara aykırı olma pahasına Gümrük Birliği’ni askıya
alabileceğimizi” vurguluyor. Doğrudur; haklıdır. TTIP’ye
giremezsek ne yapacağımız konusunda kafa yormak,
karşı tedbir saptamak güzel de ben bu noktada bir başka
soruyu da artık gündeme getirmemiz gerektiğini düşü-
nüyorum.
Asıl TTIP’ye girersek ne yapacağız?
Biraz da bu
derse çalışmamız lazım.
Ancak, ne medya ne de iş dünyamız bu konuya ge-
reken önemi vermiyor. Belki de, yoğun ötesi gündemimiz
nedeniyle veremiyor. Bir dönem bu konuda “konuşan çok,
dinleyen yok” deyip şikayet ediyorduk. Şimdi o günleri
arar olduk. Ne konuşan var, ne de dinleyen.
KASIM AYINDA BRÜKSEL
Türkiye - AB ortaklık organlarından Karma Parlamen-
to Komisyonu’nun (KPK) 75’inci Toplantısı geçen ay yapıl-
dı. Hemen her zaman olduğu gibi, AB tarafından özellikle
Rum ve Yunan parlamenterlerin yoğun ve sert eleştirileri
altında geçen toplantı ne yazık ki Kıbrıs konusunun göl-
gesi altında kaldı. Uzun yıllardır hep olduğu gibi, ilişkileri
ileri götürecek olumlu, yapıcı hava yine yakalanamadı.
Hemen ertesi gün yapılan Avrupa Parlamentosu Genel
Kurul oturumunda ise, Türkiye adeta eleştiri yağmuruna
tutuldu. Zaten toplantının başlığı dahi, niyeti baştan bel-
li etmekteydi: “Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesinde




