Background Image
Table of Contents Table of Contents
Previous Page  61 / 96 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 61 / 96 Next Page
Page Background

59

Afrika, Türkiye ve Tayland tarafından da bu dönem içerisin-

de en az altı kısıtlayıcı önlemin uygulanmaya başlatıldığı

açıklandı. Bu önlemler özellikle daha yüksek gümrük ta-

rifeleri, ithalata yönelik yeni lisans uygulamaları ve asgari

taşıma ücretleri gibi uygulamaları içeriyor. Bunlara ek ola-

rak, bazı durumlarda ticaretin yasaklandığı da gözlemle-

niyor. 1 Haziran 2013 ve 30 Haziran 2014 arasını kapsayan

dönemde, ithalata toplam 59 yeni kısıtlayıcı önlemin uy-

gulamaya sokulduğu belirtildi. İhracat üzerine uygulama-

ya konulan yeni önlem sayısı 18 olarak belirlendi.

İhracatta uygulanmaya geçilen kısıtlayıcı önlemle-

rin sayısının artması, AB için büyük bir endişe konusunu

oluşturuyor. Özellikle doğal kaynaklar ve hammaddeler

açısından ülkelerin birbirlerine önemli ölçüde bağlı ol-

dukları göz önünde bulundurulduğunda, bu alanlarda

alınacak koruyucu önlemlerin dünya çapında sakıncalı

sonuçlara yol açabilecek nitelikte olduğu görülüyor. Ör-

neğin yerel ekonomik aktörlere doğal kaynaklara daha

avantajlı erişim imkânı tanınması durumu, küresel piyasa

dengesini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Raporda, bu tür

önlemlerin özellikle Hindistan tarafından uygulandığına

dikkat çekiliyor.

Raporda sınır dışında uygulanan tarife dışı engellerin

sayısının da önemli ölçüde artış kaydettiği gözlemleniyor.

Birçok ülke tarafından mali, teknik ve yasal düzenlemeler

aracılığı ile yabancı şirketlere ya da ithal ürünlere karşı

uygulanan ayrımcı önlemler Avrupalı yetkilileri endişe-

lendirecek boyutlara ulaşmış durumda. Raporda, kamu

alımlarına, hizmetlere ve yatırımlara ilişkin kısıtlayıcı uy-

gulamalara da giderek daha fazla başvurulduğuna dikkat

çekiliyor.

Avrupa Komisyonu’nun raporunda, geçtiğimiz son bir-

kaç ayda bu önlemlerin sayısının artmasına ilişkin endişe-

ler sık sık dile getiriliyor. Avrupa Komisyonu’nun Ticaretten

Sorumlu yeni Üyesi Cecilia Malmström’ün da belirttiği gibi,

ülkelerin ticaret alanında korumacı yaklaşımları, küresel

değer zinciri üretimine de büyük zararlar veriyor. Komis-

yon Üyesi Malmström ayrıca küresel ekonomik ve siyasi

istikrasızlığın yaşandığı dönemlerde özellikle ekonominin

yeniden canlandırılması için ticari açıklığın olması gerek-

tiğini vurguluyor.

İki raporun sunduğu genel tabloya bakıldığında,

küresel kriz sonrasında, korkulacak kadar olmasa da,

korumacılık yönünde alınan önlemlerin giderek artığı

gözlemleniyor. Ancak korumacı eğilimlerin endişe verici

olmaya devam ettiği söylenebilir. Bu durumda, çok taraflı

ticaret sistemi kapsamında müzakerelerin yeniden canlan-

dırılması ve aynı zamanda G-20 liderlerinin, uyguladıkları

ticareti kısıtlayıcı önlemlerin durdurulmasına yönelik ver-

miş oldukları taahhütleri yerine getirmeleri büyük önem

taşıyor. Ülkelerin bu taahhütlerini yerine getirilmelerinin

teşvik edilmesi açısından önümüzdeki dönemde Türkiye’ye

önemli bir görev düşüyor. Şöyle ki; 1 Aralık 2014 tarihi

itibarıyla G-20 Başkanlığı’nı devralan Türkiye’nin bu koru-

yucu eğilimlerin önüne geçilmesinde etkin rol üstlenmesi

gerekiyor. Nitekim bu korumacılığın daha da artmaması

için harekete geçilmesi gerektiğinin bilincinde olan Türk

Hükümeti, G-20 Başkanlığı için belirlediği önlemelerin

başına, çok taraflı ticaretin ve yatırımların desteklenmesi

başlığını getirmiştir. Önümüzdeki dönem için korumacılı-

ğa karşı alınacak önlemler bu bağlamda dünya ticaretinin

geleceği açısından kritik bir öneme sahip olacak.