51
Geçen ayki dergimizde belirttiğimiz gibi, 2008 ekonomik kriziyle beraber karbon piyasasında
karbon fiyatlarının aşırı düşmesi, AB Emisyon Ticaret Sistemi’ni (AB ETS) daha etkin kılmak için
reform gereğini gündeme taşımıştır. Güncel reform çabaları doğrultusunda, 2020 sonrası yeni
rejimde, karbon piyasalarına yönelik olarak, özellikle Avrupa Komisyonu’nun teklifi üzerine
getirilen “yeni piyasa bazlı mekanizmalar”gündemde olacaktır. Türkiye’nin ise hâlihazırda “gönüllü
karbon piyasası” kapsamında Nisan 2014 tarihi itibarıyla toplam 308 proje ile, yıllık 20 milyon ton
emisyon oranında bir azaltıma ulaşmış olduğu tahmin ediliyor. Ancak bu oran, Türkiye’nin küresel
rolünün güçlendirilmesi ve kilit sektörler üzerinden azaltımın sağlanması için yeterli bir oran
değildir. Bu ayki İnceleme yazımızda, AB ETS’ye ilişkin reformları ve Türkiye’de devam eden Karbon
Piyasasına Hazırlık Ortaklığı (PMR) Projesi’ni ve yönetmelik çalışmalarını gündeme taşıyacağız.
AB ETS ÜZERİNDEKİ YENİ REFORMLAR
1
Türkiye kısmına geçmeden önce, AB ETS üzerindeki
güncel reform çalışmalarını hatırlamakta fayda var: Küresel
düzeydeki emisyon ticaret sistemleri Çin ile beraber yakla-
şık 30 milyar dolar değerine ulaşmıştır. Dünya Bankası’nın
2014 Karbon Fiyatlandırmasının Durumu ve Eğilimleri Ra-
poru’ndaki verilere göre
2
Çin, 2013 yılında 1,115 milyon ton
emisyon eşdeğerine ulaşan karbon piyasası ile AB ETS’den
sonra gelen en büyük ikinci pazar konumundadır (AB ETS:
2,039 milyon ton).
Karbon fiyatlandırması, o yılki arz-talebe göre deği-
şebilmektedir. 2008 yılı kriziyle beraber, AB ETS’de arzın
artması, karbon fiyatlarını aşağıya çekmiştir. Karbon fi-
yatlarındaki ani düşüşe neden olan “arz-talep” dengesinin
kurulamaması ya da pazardaki emisyon izinlerinin fazlalı-
ğı sorunu
(surplus of allowances)
, AB’yi son dönemde “ETS
üzerinden” çevre politikasında büyük bir sınav arifesine
doğru yöneltmiştir. Krizle beraber 2008 yılında birim fiyatı
30 avro olan karbon fiyatının, 2012 yılında 3 avroya kadar
düştüğü biliniyor. Sistemin, karbon piyasasındaki bu soru-
na çözüm getirememesi üzerine Avrupa Komisyonu, 2012
yılı da dahil olmak üzere ciddi bir reform sürecine girmiştir.
Mevcut süreçte fiyatlar, 6 avro civarında seyretmektedir ki
bu oran çevre-dostu yatırımlara yönelik adımları teşvik edici
boyutta değildir.
Avrupa Komisyonu’nun önerileri ise şu şekilde:
Komisyon’un “kısa vadeli” çözüm önerisi, AB ETS dahilinde
belirlenen emisyon izinlerinin
(allowances)
bir sonraki yılla-
ra“ertelenmesi”ya da bir diğer ifade ile“Geri Çekme”
(Back-
loading
) reformu ile gündemde olacak.“Uzun vadeli”çözüm
önerisi ise daha çok piyasaya yönelik çözüm sunması bekle-
nen “Piyasa İstikrar Rezervi”
(Market Stability Reserve-MSR)
mekanizmasının 2021 yılında faaliyete geçmesi.
Paralel gündem, “havacılık sektörü”
:
Havacılık sektörü
ve AB ETS dahilindeki tartışmalar, Avrupa Komisyonu’nun
2012 yılının başında büyük tartışmalara neden olan bir
değişiklik önerisiyle gündeme gelmişti. Bilindiği üzere, 1
Ocak 2012 tarihi itibarıyla AB hava sahasını kullanan hava-
yolu şirketleri, AB ETS dahilinde emisyonlarından sorumlu
tutulmuştu. Ancak Avrupa Komisyonu’nun bu teklifinin
geçerliliği, özellikle havayolu şirketlerinin baskısı ile uzun
sürmedi. Avrupa Komisyonu’nun sektörde oluşan bu bula-
nık havayı dağıtıcı çözüm önerisi, mevcut mevzuat üzerine
getirilen düzenlemeyle gündeme getirildi. Emisyonları belli
bir süre erteleyen
“Stop the Clock”
düzenlemesi ile Avrupa
Komisyonu, uluslararası eleştiri ortamını yumuşatma kara-
rına yönelmiştir.
Gelinen
noktada
mevcut
süreci
şekillendiren
4 Ekim 2013 tarihinde Uluslararası Sivil Havacılık
Organizasyonu’nun önderliğinde gerçekleşen
(Internati-
onal Civil Aviation Organization-ICAO
) toplantı sonuçları
önemli. ICAO “arabuluculuğunda”, 2016 yılına kadar kabul
edilip, 2020 yılında uygulamaya geçecek “küresel bir me-
kanizmanın” oluşturulması kararı alınmıştır. Son olarak, 4
Mart 2014 tarihli toplantı sonucuna göre de, 2016 yılına
kadar AB ETS dahilinde bulunan havayolu şirketleri emis-
yonlardan sorumlu olmayacak. Diğer bir ifade ile “Stop the
Clock” düzenlemesi şu an için ertelenmiş durumda. Bu son
karar, emisyonların azaltılması konusunda AB’nin geri adım
atması olarak açıklanacağı gibi, 2016 yılına kadar havacılık
sektörü için bir
“geçiş sürecinin”
yaşanacağına işarettir.
Enerji Verimliliği Yönergesi:
AB’nin Enerji Verimliği Yö-
nergesi, 4 Aralık 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yönerge
ile, 2020 yılına kadar enerji verimliliğini yüzde 20 oranına
getirilmesi hedefi sunulmaktadır. Yönergenin üye ülkelerin
iç hukuklarına aktarmaları için verilen süre ise, 5 Haziran
2014 tarihinde dolmuştur. Ancak bu süreç henüz tamam-
lanamamıştır.
BÜYÜK RESİMDE TÜRKİYE
Türkiye’nin ulusal belgelerinde; “belirli bir referans yıla
göre ekonomik gerekçelerden dolayı mutlak sayısal emis-
yon azaltım oranının belirtilmesi yerine, emisyon salınım-
larının belli oranda azaltılması” mesajı esas alınmaktadır.
Türkiye, 2020 sonrası rejimde yer almak istediğini ifade
etmektedir. Aynı şekilde yeni sisteme entegrasyonun sağ-
lanabilmesi için de mevcut süreçteki destek mekanizmala-
rından yararlanma isteğini sunmaya devam etmektedir. Bu
noktada, 2007 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği
Çerçeve Sözleşmesi’nin Marakeş’te gerçekleşen 7’nci Taraf-
lar Konferansı’nda (COP 7), Türkiye’nin, Kyoto Protokolü’nün
EK-II listesinden EK-I listesine alınması gerçekleşmiş ve
1
İKV Değerlendirme Notu,
“AB’nin En Büyük Sınavlarından
Biri AB ETS Olacak”, No 94, Ekim
2014
http://ikv.org.tr/images/files/AB_nin_En_Buyuk_
Sinavlar%C4%B0ndan_Biri_AB_
ETS_Olacak.pdf
2
Dünya Bankası Grubu ve
ECOFYS“State andTrends of
Carbon Market 2014”,Vaşington,
Mayıs 2014,
http://www-wds.
worldbank.org/external/default/
WDSContentServer/WDSP/IB/20
14/05/27/000456286_2014052
7095323/Rendered/PDF/88284
0AR0Carbo040Box385232B00O
UO090.pdf




