45
durum sıklıkla dile getirilmesine rağmen Türkiye’yi tatmin
edici bir sonucun elde edilememesi Türkiye’nin ABD çevre-
lerinde lobi çalışmalarını artırmasına sebep olmuştur. Her
ne kadar Dünya Bankası’nın “AB-Türkiye Gümrük Birliği
Değerlendirmesi” raporunda Türkiye ve AB’nin, ABD ile bir
STA imzalamaları durumunda, Türkiye’nin yaklaşık 130 mil-
yon dolar değerinde refah kazancı elde edeceği tespitine
yer verilmesine karşın hâlihazırda Türkiye’nin AB ve ABD ile
eşzamanlı müzakereler yürütmesi olası gözükmemektedir.
Gerek Brüksel gerek Vaşington tarafında bu yönde bir arzu
olmaması, Türkiye’nin TTYO’ya katılımına ilişkin diğer alter-
natifleri öne çıkarmaktadır. Olası çözümlerden ilki; “
docking
”
olarak adlandırılan ve Trans Pasifik Ortaklığı (
Trans Pacific
Partnership
- TTP) kapsamında uygulanan, AB veya ABD ile
tercihli ticaret ilişkisi içerisindeki ülkelerin TTYO’ya katılım-
larının sağlanmasıdır. Örneğin TPP taslak anlaşması hazır-
lanırken, anlaşmaya Japonya ve diğer ülkelerin daha sonra
katılımlarını öngören maddeler eklenmiştir. Benzer şekilde
TTYO’nun taslağı hazırlanırken de Türkiye ile Kanada, Mek-
sika ve Norveç gibi diğer ülkelerin anlaşmaya katılımlarını
öngören bir madde eklenmesi gündeme getirilmektedir.
Ancak bunun için Türkiye’nin kendisiyle benzer konumdaki
ülkelerle birlikte hareket ederek lobi yapması daha etkili
olacaktır. Ayrıca bu seçenek gündeme geldiğinde müzake-
relerde belirli bir aşamaya gelinmiş ve AB ve ABD’nin pek
çok konu üzerinde uzlaşmaya varmış olacağı, dolayısıyla
anlaşmaya dahil edilen üçüncü ülkenin tüm bunları olduğu
gibi kabul etmesi gerektiği akıldan çıkarılmamalıdır.
Bir diğer seçenek olarak Türkiye’nin ABD ile bir STA im-
zalaması gündeme getirilmektedir. Bilindiği gibi Türkiye,
AB ile Gümrük Birliği nedeniyle AB’nin üçüncü ülkelerle im-
zaladığı STA’ların ardından benzer şekilde bu ülkelerle STA
imzalamaktadır. TTYO müzakerelerinin tamamlanması ve
anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından Türkiye’nin ABD
ile imzalayacağı bir STA’nın TTYO’nun dışında kalma seçene-
ğinden daha olumlu sonuçlar doğuracağı düşünülmektedir.
Türkiye ile ABD arasında oluşturulan Yüksek Düzeyli Çalışma
Komitesi konuyla ilgili çalışmalarını sürdürmektedir. Ancak
bu noktada, ABD ile müzakere edilecek STA’nın kapsamı
büyük önem arz etmektedir. ABD’nin imzaladığı yeni nesil
STA’ların mal ticaretinin ötesine geçen daha geniş kapsamlı
anlaşmalar olduğu, TTYO’nun da benzer şekilde asıl getirisi-
nin tarifelerin kaldırılmasından değil, tarife dışı engellerin,
hizmet ticaretinin ve yatırımların önündeki engellerin kaldı-
rılmasında, düzenlemeler ve teknik standartlarda uyumun
yakalanmasında yattığı düşünüldüğünde Türkiye ile ABD
arasındaki olası bir STA’nın Türkiye ile AB arasındaki Gümrük
Birliği gibi sanayi mallarının serbest dolaşımıyla sınırlı ol-
mayacağı öngörülebilir. Bu çerçevede böyle bir STA’nın Tür-
kiye ekonomisine etkilerinin sektörler bazında analiz edil-
mesi gerekmektedir. Türkiye’nin ABD ile kapsamlı bir STA’ya
yönelik müzakerelerini başlatması, Gümrük Birliği’nin
derinleştirilmesi ve kapsamının genişletilmesi ihtiyacını da
yeniden hatırlatacak, hatta belki de bu sürece hız verecektir.
Sonuç olarak, 2023 yılı için 500 milyar dolar ihracat
hedefi belirlemiş bir Türkiye’nin TTYO müzakerelerine ilişkin
izleyeceği yol ne olursa olsun, küresel ticarette TTYO ve TPP
gibi mega anlaşmaların hız vereceği liberalleşme dalga-
sının dışında kalamayacağı ortadadır. Bu noktada öncelik,
bir yandan TTYO müzakerelerindeki gelişmeleri yakından
izleyerek, tarım, hizmetler, yatırımlar, kamu alımları, fikri
mülkiyet hakları vb. alanlarda ülkemiz ekonomisine ve sek-
törlere etkilerinin detaylı biçimde analiz edilerek stratejinin
belirlenmesidir.




