63
Tablo 1:
Global Gayrisafi Milli Hâsıla Sektör Payları 2011 (yüzde)
Tarım
6,0
Sanayi
30,6
Hizmetler
63,4
T
ürkiye ile AB arasındaki üyelik müzakereleri, bir
süredir çıkmaza girmiş durumda. Bu konuyu ay-
lardır ele alıyoruz ama pek yararlı bir tartışma
yapamıyoruz; daha ziyade geriye dönüp “suç
kimde?” sorusuna kendimizce cevap arıyor, ileriye bakarak
da“yarın ne olacak?”diye spekülasyon yapıyoruz.
Bugünkü durumu kısa bir özetle hatırlayalım: Müza-
kereler neredeyse durma noktasında; buna mukabil siya-
si diyalog -en azından bürokratları- tatmin edici düzeyde;
mal ticareti, Gümrük Birliği çerçevesinde -neredeyse- so-
runsuz devam ediyor; yatırım ortamı düzgün, yani pazarı-
mız açık…Sonuç olarak, AB açısından orta vadeli beklenti-
leri -ekonomik açıdan da, siyasi açıdan da- karşılanmış du-
rumda. Şu an için yeni bir talepleri ya da süreci yoluna oturt-
mak için aceleleri yok. Öte yanda Türkiye, AB’nin karar alma
mekanizmalarında yer almıyor, AB bütçesinden yararlanmı-
yor, serbest dolaşımın sözü bile edilmiyor, vize serbestisi as-
kıda… Bir anlamda “
Merkel artık sözünü bile etmiyor
” diye
sevindiğimiz imtiyazlı ortaklığı, fiilen yaşıyoruz. AB açısın-
dan bakarsak “
daha ne olsun!
” Buna rağmen, bizim de pek
bir talebimiz ya da acelemiz yok gibi.
Ocak ayında Güney Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığı sona
erince -eğer Fransa ikna edildiyse- birkaç fasıl daha açılır
hale getirilebilir ama Fransa’nın engellerini kaldırması, sü-
rece kısa bir süre nefes aldırsa dahi süreci nihayete erdirme-
ye yetmez. İki tarafta da siyasi irade bu düzeyde seyrettik-
çe, uzun vadede tam üyelik konusundaki belirsizlik devam
eder.
O halde, kendimizi biraz olsun bu nafile çaba çemberin-
den çıkarıp, sivil toplum, iş dünyası ve kamu yönetimi ola-
rak epeydir ihmal ettiğimiz bazı alanlar üzerinde yeni fikir-
ler üretmeye çalışabiliriz. Örneğin, ekonomik ve ticari iliş-
kiler alanına eğilebiliriz… Bir soru sorarak başlayayım: Bu
alanda her şey yolunda mı? Tüm fırsatlar son noktasına ka-
dar değerlendiriliyor mu? Ya da şöyle soralım: Halen AB ile
aramızdaki sanayi malları ticaretinin kurallarını belirleyen
Gümrük Birliği’nin yarattığı ivme, önümüzdeki on yıllık sü-
reçte, hele de 2023 yılında dünyanın en büyük on ekono-
misinden biri olma hedefimiz göz önüne alınırsa, ekono-
mik ilişkilerimizi arzu edilen daha yukarı seviyelere çıkar-
maya yeter mi?
Cevap çok net: Hayır…Yetmez!
Neden? Çünkü Gümrük Birliği sadece sanayi ürünlerini
-ve kısmen de işlenmiş tarım ürünlerini- kapsıyor. Bir baş-
ka deyişle, dünya çapındaki üretim değerinin sadece yüzde
30’unu temsil eden sektörler aramızdaki özel düzenlemeye
tabi olurken, yüzde 70’i genel kurallar kapsamında muame-
le görüyor.
Biz, Gümrük Birliği’nin ve -şu an ilerlemiyor olsa dahi-
müzakere eden ülke olmanın rehavetinde, her gün -suni
ya da gerçek- yepyeni gündem maddelerini tartışırken, di-
ğer ülkeler boş durmuyor. AB başta olmak üzere dünyanın
ekonomik büyüklük, üretim ve ticaret alanlarında ön sıra-
larda yer alan bütün ülkeleri, kendilerine, hizmetler, tarım
ve yatırım alanlarında diğerinin pazarında ayrıcalıklı bir du-
rum sağlamak amacıyla yeni nesil ticaret anlaşmaları imza-
lamaya, yeni pazarlar ve sinerji yoluyla yeni iş ve büyüme
imkânları yaratmaya çalışıyor. Biz de bu akımın dışında ka-
lamayız diye düşünüyorum.
Uluslararası literatürde, hizmetler sektöründeki libera-
lizasyonun yararlarının, sanayi ve tarım ürünlerindeki tam
serbestiyi kat kat aşacağına ilişkin çok sayıda yayın bulmak
mümkün. Kaldı ki, Türkiye ile AB arasındaki ortaklık anlaş-
ması, Gümrük Birliği ile taraflar arasında malların serbest
dolaşımının sağlanmasını takiben, hizmetler alanında da
serbest dolaşımın sağlanmasını öngörüyor (Ankara Antlaş-
ması Madde 14). Ancak bir kaç cılız girişime karşın, bugü-
ne dek bu konuda somut bir adım atılabilmiş değil. Bu ko-
nuların tam üyelik müzakereleri dâhilinde çözüleceği bek-
lentisi nedeniyle olsa gerek, son yıllarda konu hiç gündeme
gelmedi.
Öyle sanıyorum ki, üyelik sürecimizin daha da uzaması
söz konusu olursa, bu alanlarda dezavantajlı durumda kal-
mamak için, çok da ileri olmayan bir gelecekte, AB ile de hiz-
metler sektöründe karşılıklı açılım öngören bir anlaşmayı,
müzakere sürecinin dışında, ikili bazda müzakere etmemiz
söz konusu olabilir.
Çoğu işte yaptığımız gibi, bu konuyu da o gün gelin-
ce gündeme almak mümkün tabii ki…Ancak dünya çapın-
daki yüzlerce hizmet müzakeresinden çıkarılan en önemli
ders, bu yola çıkacak ülkenin çok ciddi bir bilgi birikimi edi-
nerek işe başlamasının gerekli olduğudur. Biz de İKV olarak,
bu bilgi biriktirme sürecine katkı sağlamak üzere konunun
değişik boyutlarını ele alan bir toplantılar dizisi planladık.
6-8 Kasım 2012 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştiri-
len ilk toplantı hakkındaki bilgi ve değerlendirmeleri, dergi-
mizin
İKV Faaliyetleri
bölümünde bulabilirsiniz. Toplantı di-
zimiz, konunun diğer boyutlarını da kapsayacak şekilde de-
vam edecek. Ben de bu ayki yazımda, konuyu daha önce
1...,53,54,55,56,57,58,59,60,61,62 64,65,66,67,68