Kasım ayının gündemini belirleyen konu, ABD’de
6 Kasım 2012’de yapılan seçimlerdi. Seçimlerde,
Demokratların başkan adayı Barack Hüseyin Obama
yüzde 50 oy oranı ile ipi bir kez daha önde göğüsledi ve dört yıl daha görevde
kalmayı garantiledi. Obama’nın rakibi Cumhuriyetçi aday Mitt Romney ise yüzde
48 oy oranıyla seçimlerden mağlup ayrıldı. Hiç şüphesiz 6 Kasım 2012 tarihinde
yapılan seçim, sadece Amerika’nın seçimi değildi. Çünkü tüm dünya, ABD’deki
seçimlerin sonucunu bekliyordu. Nasıl beklemez ki? Problematik gündemin
öncelikli maddeleri, ABD’deki seçim temposundan dolayı yaz ortasından beri
dondurucuda bekletilen geniş bölgesel sorunlar, Suriye’de devam eden kriz,
Arap Baharı’nın geleceği ve yaşanan gelişmeler, ekonomik krizle mücadele eden
Avrupa… Neredeyse tüm küresel gündem, ABD seçimlerine odaklanmıştı.
Seçimin hemen ardından dile getirilen genel değerlendirmeler, neredeyse
olumlu: Diplomatik çevreler, özellikle istikrar vurgusunda yoğunlaşırken,
Obama’nın rakibi Cumhuriyetçi aday Mitt Romney’nin seçim sürecinde vadettiği,
askeri gücün daha etkin kullanılmasına dair politikalar ve buna bağlı yeni çatışma
olasılıkları, neredeyse tüm Amerikan müttefiklerini huzursuz etmişti. Ekonomisini
henüz doğrultamamış Avrupa ülkeleri de seçimde bir taraf gibi görünmeseler
bile, medyaları aracılığıyla Romney ihtimalinden ötürü huzursuz olduklarını dile
getiriyorlardı. İstikrar vurgusu, yeniden ABD Başkanı seçilen Barack Obama’nın
seçimler sonrasında sosyal paylaşım ağı
Twitter
üzerinden gönderdiği ilk mesajda da
kendini gösteriyor: “
Bu sonuç sizin sayenizde oldu. Teşekkürler. Dört yıl daha birlikteyiz.
Ancak Obama’yı zorlu bir dönemin beklediği kesin…Yıldız Teknik
Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Dr. Helin Sarı Ertem,
bu ayki dergimizin DOSYA Bölümü’nde, Obama’yı bekleyen bu zorlu süreci sizlerle
paylaştı. Dr. Helin Sarı Ertem’in tespiti oldukça ilginç: “
(…) Seçimi Obama kazansa da oy
verenlerin yüzde 77’si Amerikan ekonomisinin geleceğinden endişeli. Ekonominin büyümesi ve işsizliğin düşülmesi
hiç de kolay hedefler değil. Siyasal ve toplumsal kutuplaşmanın Amerikan siyasetinin uzlaşmacı niteliklerine zarar
vermesi, durumu daha da zorlaştırabilir. Bu durumda Obama yönetiminin şu anda olduğundan daha sert bir çizgiye
kayması gerekebilir. Hele de Temsilciler Meclisi’ne yine Cumhuriyetçilerin hâkim olması, Obama’yı planladığı pek çok
işi askıya almak zorunda bırakabilir.
Kasım ayı içinde AB’nin gündemini ise bütçe tartışmaları ve Yunanistan’ın
durumu belirledi. Her zaman Üye Devletler arasında sıkı pazarlıklara ve
anlaşmazlıklara neden olan bütçe konusu, bu kez ekonomik krizin de etkisiyle
daha da çetin müzakerelere sahne oluyor. Bütçeye net katkıda bulunan İngiltere,
Almanya, Hollanda, İsveç gibi ülkeler bütçede kesinti yapılmasını savunurken,
bütçeden faydalanıcı konumda olan ülkelerse bu kesintilere karşı çıkıyor.
Parlamento’nun da onay sürecinde etkili olduğu ve AB’nin 2014-2020 dönemini
belirleyecek olan bütçe tartışmaları, son ana kadar sıkı bir pazarlığa sahne
olacak gibi gözüküyor. Yine iflasın eşiğinden dönen Yunanistan için Avro Alanı
maliye bakanları bir uzlaşma paketi üzerinde anlaşmaya varsa da, Yunanistan’ın
durumu da ciddiyetini koruyor. Ekonomik ve parasal birliğin güçlü bir yapıya
kavuşturulması ve AB’nin kurumsal yapısının yenilenmesinin yanında, büyüme ve
mali istikrar arasında bir denge sağlaması, AB’nin önündeki en önemli hedefler
olarak gözüküyor.
Bu ayki sayımızda, başta ABD seçimleri ve AB’de hizmetlerin sunumu olmak
üzere, farklı konulara yer vermeyi ve farklı alanlardaki gelişmeleri siz değerli
okuyucularımızla paylaşmayı hedefledik. Bu çerçevede, İKV, Türkiye Ekonomi
Politikaları Araştırma Vakfı Ticaret Çalışmaları Merkezi (TEPAV MUTS) ve Avrupa
Çalışmaları Türkiye Üniversiteler Birliği (TUNAECS) iş birliğinde, 26 Kasım 2012
tarihinde İstanbul’da düzenlenen “
Çok Taraflı Ticaret Sistemi ve Yeni Nesil Ticaret Anlaşmaları
konulu uluslararası konferansla ilgili detaylı bilgiyi, dergimizin
GÖRÜŞ
bölümünde
1,2,3 5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,...68