G Ü N C E L
36
19
65
4 ton, toplam nüfusa göre 28 tona denk düşüyor. Bu 28 to-
nun 20 tonu, ABD’nin kişi başına CO
2
salımından kaynaklanı-
yor. Ancak, ABD çok iyi araştırmalar yapıyor, istatistik veri ta-
banlarının tamamı yeşil teknolojiye endeksli durumda. Gay-
rimenkul kuralları yenileniyor, yeşil binalar değer kazanıyor.
Ayrıca maliyetlerin 10-12 sene içinde geri alınması ve alma-
ya devam edilmesi de kaçınılmaz. Yüzde 7’lik maliyeti olan
akıllı binalarda, perde sistemleri otomatik bilgisayara bağlı
ve bilgisayara o coğrafi bölgenin dört mevsiminin ısı, sıcak-
lık, güneşin geliş açısı gibi bilgiler yükleniyor. Örneğin, Hazi-
ran ayında gün içindeki saatlere göre dünyada en uzun gün
belirleniyor ve perde sistemi o günkü güneş açısına ve uzun-
luğuna göre ayarlanıyor. Yani maliyetinin yüzde 10 bile ol-
ması bir şey değil artık. Olmamalı…
17Kasım’da,ÇevreYönetişimiUluslararasıKonferansı’na
katıldım. Konu, yerel yönetimlerin çevre koruma projeleriydi.
Çok önemli projeler katılımcılarla paylaşıldı. Türkiye’den Gazi-
antep, Seferihisar ve Kadıköy Belediye Başkanları’nın yanı sıra
bir de Kopenhag Belediyesi Başkanı Ayfer Baykal oradaydı ve
“2025: Sıfır Karbon Ayak İzi” sloganıyla karşımızdaydı. İstan-
bul ile kıyaslama yapsak nasıl bir sonuç çıkar?
Burada bir şeyin altını çizmek isterim. Sürdürülebi-
lirlik kelimesini kullanırken bazı yanlışlara düşüyoruz: Ye-
şil bina ve sürdürülebilir bina birbirinden farklıdır. Yeşil bina
enerjisini kendisi üreten değil, bir miktarını üreten (yeni-
lenebilir enerjiden olabilir) binadır. Sürdürülebilir bina ise
enerjiyi dışarıdan hiç almayan, ürettiğinin fazlasını
enterkol-
lektif
sisteme veren, destekleyen binalardır. Bunlar ayrı bir
kategorilerdir. Sürdürülebilir binalar dünyada da çok azdır ve
Kopenhag bu anlamda öne çıkmış bir yerdir. Onun hikâyesini
size biraz anlatayım: 1973 Petrol Krizi sırasında Danimarka,
enerjisinin yüzde 99’unu Orta Doğu’dan elde ediyordu. Bun-
dan yola çıkarak, doğal olarak ülkede enerjiyi daha az tüket-
me yolu aradılar. Ülkedeki eğitim düzeyi ve halkın sürece ka-
tılması (Rio’da Türkiye’nin taleplerinden biriydi) ve nitelik-
li istihdamın oluşturulması bu arayışa çok büyük katkı yap-
tı. Çok basit bir şey yaptılar: Elektrik faturalarının altına CO
2
vergisi eklediler. Böylece faturalarda düşmeler yaşandı. İn-
sanlar biraz daha ödememek adına üzerine bir hırka daha
etkinliğimiz de oldu. Sertifika çalışmamıza toplam 10 üni-
versite destek verdi. Üniversiteler çok önemli ancak sektörün
kendisi de çok önemli: İnşaat sektöründe,“yeşil bina demek,
bahçesi yeşil olan demek mi?”diyenlerle karşılaşıyorduk…
Yeşil bina imarında aşamalardan söz edebilir miyiz?
Beyaz eşyalarda görmeye alıştığımız Enerji Star
Belgesi’ni artık binalara da vermeye başladılar. Dolayısıy-
la yeşil bina olmaya giden ilk adım, bu belgenin alınmasıdır
diyebiliriz. Örneğin, ABD’de 130 milyon konutun yüzde 80’i,
2050’ye kadar ayakta kalıp kullanıma hazır halde olabileceği
için bu binaları yıkmayıp yeşile dönüştürüyorlar. Sadece yüz-
de 1’inin yeşile dönüşmesinin ekonomik getirisi 60 milyar
dolar olarak hesaplanıyor. Tamamı ise 6 trilyon dolar… Bu,
çok ama çok önemli bir rakam…Bu rakamdünya genelinde
20-30 trilyon dolara yaklaşır ki, dünyada yeşil bina hareke-
tin oluşturacağı çap, bugünkü küresel ekonomik krizden çı-
kışın yolu için
model olabilir. Dünya yeşil teknolojiye
y a t ı r ı m
yaptıkça, krizden doğru yolu kul-
lanarak çıkacak. Başka bir ör-
nek vereyim: Dünya’da
toplam kişi başına
karbon salını-
mı yılda
1...,26,27,28,29,30,31,32,33,34,35 37,38,39,40,41,42,43,44,45,46,...68