35
lışması gerekir. Sonrasında bu süreç doğru arazi kullanımıy-
la devam eder. Bu anlamda iki örgütün yolu kesişiyor: Çev-
re Dostu Yeşil Binalar Derneği Başkanlığı’nın yanı sıra
Urban
Land Institute
Türkiye Bölgesi Başkanlığı’nı da yürütüyorum.
Urban Land Institute, araziyi en iyi şekilde kullanmaya odak-
lı bir enstitüdür. Dolayısıyla amaçlarımızı her iki çatı altında
topluyoruz. Araziyi doğru kullanmak derken de gün ışığın-
dan en fazla faydalanmayı anlatmak istiyoruz. Bunu sağlar-
ken enerji verimliliğini maksimize etmek ve enerji tasarrufu
elde etmek için binaların güneşe doğru konumlanması çok
önemlidir: Mevsimler ve yılın belli günlerine ve aydınlanma
sürelerine göre binanın güneşe konumlandırılması ise ara-
zinin seçimine bağlıdır. Bir başka nokta da tabii ki enerji ve-
rimliliği... Belki de yeşil bina fikrinin temelindeki en önem-
li nedenlerden bir tanesi budur. Dünya üzerinde enerji, gi-
derek altın gibi kıymetli hale geliyor. Çünkü sera etkisine yol
açan petrol ve benzeri yakıtların kullanımından başka henüz
o pratiklikte başka bir enerji kaynağımız yok. Türkiye’de, ör-
neğin petrolün varili 100 değil de 30 dolar olsa cari açığı bir
anda 50-60 milyar dolardan 20 milyar dolara düşürebiliriz.
Böylece Türkiye de ekonomisini yavaşlatmak durumunda
kalmaz. Bu anlamda enerji, ciddi bir parametredir.Türkiye’de
günde yaklaşık 580 bin varil petrol tüketiliyor. Bunun yıllık
eşdeğeri 30 milyon tondur. Türkiye’nin petrol eşdeğer enerji
ihtiyacı ise 100 milyon ton…Ve bunu değişik kaynaklardan
(kömür, doğal gaz, çok az olmak üzere güneş, rüzgâr ve jeo-
termal) üretiyoruz. Yenilenebilir enerji kaynaklarının tabii ki
çok olmasını arzu ediyoruz. Dünyadaki enerji talebine bakar-
sak, bu talep 2. Dünya Savaşı’nın ardından Amerika, Avrupa
ve Japonya’nın yarışa katılmasıyla artış gösterdi. 1950-1970
yılları arasında enerji sektörünün yıllık büyümesi yüzde 5’ti.
Şimdi ise çok daha büyük bir risk var: 1980-1985’te dünyada
60 milyon varil petrol tüketilirken şimdi 87 milyon varil tü-
ketiliyor. Bu hızla gidersek, 1,4 trilyon varil rezervi olan dün-
yada 30-35 yıllık petrol kalmış olduğundan söz ediliyor. Di-
ğer taraftan, Hindistan, Güney Afrika, Türkiye, Malezya, Şili
ve Arjantin gibi gelişen piyasa ekonomileri daha çok ham
maddeye ve büyümeye ihtiyaç duyuyor. 63 trilyon dolar gay-
risafi hâsılası olan dünya nüfusunun yüzde 80’ni ise hâlâ az
gelişmiş ya da gelişmemiş ülkeler oluşturuyor. Hâlâ dünya-
nın yüzde 80’i dünya ekonomisinin yüzde 20’sine sahipken,
dünyanın yüzde 20’si dünya ekonomisinin yüzde 80’nine sa-
hip... Enerji talepleri de artıyor… Dünyanın kapasitesi bel-
li: Bu nedenle 2050 yılından itibaren tehlike başlayacak. Yani
bu şekildeki bir dünya sürdürülebilir değil. Hal böyle olun-
ca, tüketim ve talep varken, enerjiyi mutlaka daha az sarf et-
mek gerekiyor. Hem Türkiye hem de dünya... Yeşil binalarsa,
petrol kaynağından yenilenebilir enerji kaynaklarına yöne-
lerek sera gazını azaltmayı öngörüyor. Yine bu tür binalar-
da CO
2
salımında yüzde 30-35, su tüketiminde yüzde 55-60
civarında azalımlar söz konusu. Burada su da çok önemli bir
konudur, suyu da az tüketmek durumundayız. Sağlıklı içile-
bilen suya erişemeyen 3 milyar insan arasında, her dakikada
15 kişi kolera gibi hastalıklardan hayatını kaybediyor. Dola-
yısıyla yeşil binalar, su tasarrufunu sağlıyor. Yeşil bina ayrıca
gri suyu ve yağmur sularını arıtıyor. Binalar, çevreci malze-
meyle imar ediliyor. Yani yeşil bina inşaatlarında doğada çö-
zülebilen malzemeler kullanılıyor. Burada, dekorasyon mal-
zemeleri olan mobilyalar ve perdeler de dâhil olmak üzere,
bir bütün olarak çevreye duyarlı binalardan söz ediyoruz. Ay-
rıca ısı yalıtımı da yeşil bina konseptinin olmazsa olmazla-
rındandır. Tüm bunların temelinde ne var? Dünya nüfusu ar-
tıyor... Tüketim hızına bakılırsa, tüm doğal kaynakların yüz-
de 50’si son 50 senede tüketilmiş. En sıcak dönem, son 25 se-
nede görülmüş. Dolayısıyla yeşil binalar, yeşil çağın en temel
unsurlarındandır: Az önce söylediğim yüzdelerden ötürü…
Peki, Türkiye’deki yanlış bilgiler nedir? Türkiye’de ye-
şil binaların, enerji verimliliği ve tüketimin azaltılması proje-
si olarak algılanması ne zaman sağlanabilir?
Cevap basit: Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği daha
çok desteklendiği, derneğimiz daha çok çalıştığı, birçok in-
san emek verip kamuoyu daha çok bilinçlendiği zaman. Der-
nek olarak eğitim programlarımızla, konferanslarımızla, ba-
sın yoluyla ve sizlerin aracılığıyla elimizden geleni yapma-
ya çalışıyoruz. Ne kadar çok kişiye ulaşırsak, bu işe yüreği-
ni koyarak bizlere katılacak, gelecek nesiller için çalışacak in-
sanların çoğalacağına inanıyoruz. 2050 sonrası için dünya-
nın hiçbir yerinde doğru istatistiki bilgi yok. Dolayısıyla, ya-
şadığımız hayatı değiştirmemiz şart.
Gelecek nesli ilgilendiren konu olması nedeniyle, üni-
versitelere ulaşmanın ayrı bir önemi olduğunu düşünürsek,
üniversitelerle çalışmalarınız var mı?
Tabii ki var… Özyeğin Üniversitesi, Boğaziçi Üniver-
sitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi ile çok yakın çalışma-
larımız var. Zaman zaman etkinliklerimiz oluyor. Nitekim 1
Aralık’ta Boğaziçi Üniversitesi’nde bir konferansa katılaca-
ğız. Dünya Yeşil Binalar Haftası’nda Özyeğin Üniversitesi’nde