İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Haziran - Temmuz 2018

100 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ siyasi krizler ve Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi ile başlayan ticaret savaşları bu eğilimi tersine çevirmişe benziyor. Sokaktaki adamın bu tehditlere karşı ancak iyi planlanmış ve güçlü bir iş bir- liği ile mücadele edilebileceğini kabul ettiği oranda AB veya daha bütünleşmiş bir Avrupa destekçisi kesimlerin önüne Birliği güçlendirecek yeni fırsatların çı- kacağı şüphesiz. Yeter ki vatandaşların önüne doğru politika seçenekleri konul- sun, rota doğru belirlensin ve iyi anlatıl- sın. AB bir süredir hedefini, yolunu ve yöntemini şaşırmış bir görüntü için- deydi; bu da AB’yi karşıtlarının gözün- de kolay bir hedef haline getirmişti. AB sanki Üye Devletlerin rakibiymiş algıla- ması yaygınlaşıyordu. AB’nin daha fazla entegrasyon çabalarında başarılı olma- sı için kırması gereken diğer bir algı da budur. Bunun yolu da vatandaşın AB’nin merkezinde olması gerektiğinin kabul edilmesidir; diğer bir deyişle daha demokratik bir Avrupa inşa edilmesidir. 21’inci yüzyılın ulusal devletler arası iş birliği modeli ancak bu ilkeler etrafında oluşturulabilir. Geçmişteki modeli hatalarından arındırıp geleceğin AB’si inşa edilmeye çalışılırken içerideki en önemli ve ciddi engel milliyetçilik ve ayrılıkçılık olacak- tır. Yukarıdaki paragraflarda açıklanan hatalar, AB genelinde popülist akımla- rın güçlenmesine yol açtı. AB öncelikle şu gerçeği kabul etmeli: Bu akımları görmemezlikten gelmek de onlardan korkmak da popülist akımların işine ya- rıyor. Fransa’da, İtalya’da ve Almanya’da sosyal demokrasinin geriliyor olması Sosyal Avrupa’yı da zayıflatıyor. Demok- rasi sadece vatandaşların özgürlüklere sahip olması ile değil onları kullanacak kadar güçlü ve bilinçli olmaları ile sağ- lamlaşıp ve gelişiyor. Bu sadece AB için değil, tüm insanlık için, tüm ülkeler için geçerli. BRÜKSEL’DEN BAKINCA AB öncelikle şu gerçeği kabul etmeli: Popülist akımları görmemezlikten gelmek de onlardan korkmak da popülist akımların işine yarıyor. Bu bölümü kaleme alırken Friedrich-Ebert Vakfı tarafından hazırlanan ve eylül ayında yayımlanacak olan “The State of the European Union”başlıklı raporun ilk bulgularından yararlandım. 1

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=