Previous Page  23 / 88 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 23 / 88 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

21

yaşanan bazı uyuşmazlıklar bu duruma

gelinmesinde etkili oldu.

Tabii bunun yanında, Federal Alman-

ya’da yaşayan, 3 milyonun üzerindeki

Türkiye kökenli nüfusun da ilişkilerde

önemli bir etkisi olduğunu söylemek ge-

rek. Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli

göçmenlerin ülkeye sadakat göstermeleri

gerektiğini söyleyen Federal Almanya

Şansölyesi Angela Merkel kuşkusuz ki ül-

kesinde yaşayan Türkleri hedef alan stra-

tejileri hoş karşılamıyor. Bunun yanında,

Alman basını ve kamuoyunda Türkiye ve

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik kırıcı

söylemler ve Türkiye’ye yönelik katı eleş-

tiriler de ülkemizde içişlerine müdahale

edildiği yönünde bir izlenimin doğmasına

yol açıyor.

Türkiye ve Almanya ilişkilerinde so-

runların zaman içinde birbirine eklenme-

si ve güven ve diyalog zemininin aşınması

giderek durumu daha karmaşık bir hale

sokuyor. Ancak iki ülke arasındaki ilişki-

lerin son derece köklü olduğu ve somut

menfaatlere dayandığı dikkate alınırsa,

sorunların aşılarak işbirliğinin güçlendi-

rilmesinden başka çıkar yol olmadığı da

açıkça görülüyor.

Türkiye-AB Yüksek Düzeyli

Siyasi Diyalog Toplantısı

Son günlerde gerçekleşen diğer

olaylara bakacak olursak, Türkiye ve AB

arasında gerçekleşen siyasi diyalog top-

lantısı önemli bir gelişme olarak kay-

dedilebilir. 13 Haziran’da yapılan Siyasi

Direktörler toplantısı, dört Komisyon

üyesinin Türkiye’yi ziyaretleri ve Bakan-

ların Brüksel’i ziyaretlerinden kısa bir

süre sonra 25 Temmuz tarihinde gerçek-

leşen toplantıya, Türkiye’den Dışişleri

Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve AB Bakanı ve

Başmüzakereci Ömer Çelik ile AB tarafın-

dan Komisyon Başkan Yardımcısı ve Dış

ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi

Federica Mogherini ve Komşuluk Poli-

tikası ve Genişleme Müzakerelerinden

Sorumlu Komisyon Üyesi Johannes Hahn

katıldı. Toplantıdan sonra yapılan basın kon-

feransında konuşan Mogherini “çeşitli

biliriz: Alman milletvekillerinin İncirlik

Üssü’ndeki Alman askerlerini ziyaretle-

rine izin verilmemesi ile başlayan ve son

olarak Konya’daki üsse ziyaretlere de izin

verilmemesi ile devam eden karşıtlık,

terörü destekleyen Alman firmalar liste-

sinin Almanya’ya verilmesi ve sonradan

geri çekildiğinin açıklanması, gazeteci

ve insan hakları savunucusu Alman va-

tandaşlarının Türkiye’de tutuklanması,

Türkiye’nin Almanya’nın FETÖ ve PKK

gibi terör örgütlerini desteklediği yönün-

deki şikâyetleri, Almanya’nın Türkiye’de

demokrasi ve insan haklarının durumu

ile ilgili eleştirileri, Almanya’nın Cum-

hurbaşkanı ve Bakanların Almanya’da

konuşma yapmalarını engellemesi… Lis-

teyi uzatmak mümkün.

Gerek Türkiye’de 16 Nisan referan-

dumu, gerekse Almanya’da Eylül ayında

yapılacak seçimlerin siyasi hassasiyetleri

artırdığı ve halka yönelik aşırı söylemleri

tetiklediği görülüyor. Ancak Türkiye ve

Almanya ilişkilerindeki gerginliği sade-

ce seçim atmosferi ile açıklamak yeterli

olmaz. Türkiye’nin AB rotasında sorun-

ların artması, 15 Temmuz darbe girişimi

sonrasındaki güvenlik endişelerinin Al-

manya tarafından yeterince değerlendi-

rilmemesi ve Ortadoğu politikalarında