İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
21
yaşanan bazı uyuşmazlıklar bu duruma
gelinmesinde etkili oldu.
Tabii bunun yanında, Federal Alman-
ya’da yaşayan, 3 milyonun üzerindeki
Türkiye kökenli nüfusun da ilişkilerde
önemli bir etkisi olduğunu söylemek ge-
rek. Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli
göçmenlerin ülkeye sadakat göstermeleri
gerektiğini söyleyen Federal Almanya
Şansölyesi Angela Merkel kuşkusuz ki ül-
kesinde yaşayan Türkleri hedef alan stra-
tejileri hoş karşılamıyor. Bunun yanında,
Alman basını ve kamuoyunda Türkiye ve
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik kırıcı
söylemler ve Türkiye’ye yönelik katı eleş-
tiriler de ülkemizde içişlerine müdahale
edildiği yönünde bir izlenimin doğmasına
yol açıyor.
Türkiye ve Almanya ilişkilerinde so-
runların zaman içinde birbirine eklenme-
si ve güven ve diyalog zemininin aşınması
giderek durumu daha karmaşık bir hale
sokuyor. Ancak iki ülke arasındaki ilişki-
lerin son derece köklü olduğu ve somut
menfaatlere dayandığı dikkate alınırsa,
sorunların aşılarak işbirliğinin güçlendi-
rilmesinden başka çıkar yol olmadığı da
açıkça görülüyor.
Türkiye-AB Yüksek Düzeyli
Siyasi Diyalog Toplantısı
Son günlerde gerçekleşen diğer
olaylara bakacak olursak, Türkiye ve AB
arasında gerçekleşen siyasi diyalog top-
lantısı önemli bir gelişme olarak kay-
dedilebilir. 13 Haziran’da yapılan Siyasi
Direktörler toplantısı, dört Komisyon
üyesinin Türkiye’yi ziyaretleri ve Bakan-
ların Brüksel’i ziyaretlerinden kısa bir
süre sonra 25 Temmuz tarihinde gerçek-
leşen toplantıya, Türkiye’den Dışişleri
Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve AB Bakanı ve
Başmüzakereci Ömer Çelik ile AB tarafın-
dan Komisyon Başkan Yardımcısı ve Dış
ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi
Federica Mogherini ve Komşuluk Poli-
tikası ve Genişleme Müzakerelerinden
Sorumlu Komisyon Üyesi Johannes Hahn
katıldı. Toplantıdan sonra yapılan basın kon-
feransında konuşan Mogherini “çeşitli
biliriz: Alman milletvekillerinin İncirlik
Üssü’ndeki Alman askerlerini ziyaretle-
rine izin verilmemesi ile başlayan ve son
olarak Konya’daki üsse ziyaretlere de izin
verilmemesi ile devam eden karşıtlık,
terörü destekleyen Alman firmalar liste-
sinin Almanya’ya verilmesi ve sonradan
geri çekildiğinin açıklanması, gazeteci
ve insan hakları savunucusu Alman va-
tandaşlarının Türkiye’de tutuklanması,
Türkiye’nin Almanya’nın FETÖ ve PKK
gibi terör örgütlerini desteklediği yönün-
deki şikâyetleri, Almanya’nın Türkiye’de
demokrasi ve insan haklarının durumu
ile ilgili eleştirileri, Almanya’nın Cum-
hurbaşkanı ve Bakanların Almanya’da
konuşma yapmalarını engellemesi… Lis-
teyi uzatmak mümkün.
Gerek Türkiye’de 16 Nisan referan-
dumu, gerekse Almanya’da Eylül ayında
yapılacak seçimlerin siyasi hassasiyetleri
artırdığı ve halka yönelik aşırı söylemleri
tetiklediği görülüyor. Ancak Türkiye ve
Almanya ilişkilerindeki gerginliği sade-
ce seçim atmosferi ile açıklamak yeterli
olmaz. Türkiye’nin AB rotasında sorun-
ların artması, 15 Temmuz darbe girişimi
sonrasındaki güvenlik endişelerinin Al-
manya tarafından yeterince değerlendi-
rilmemesi ve Ortadoğu politikalarında




