İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Haziran 2021

63 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ şadıkları ülkelerden elde ettikleri sos- yal yardımların kesilmemesi isteği de bulunmaktadır. Bilindiği gibi, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın edindikleri varlık- lar ve tasarruflarını Türkiye’de değer- lendirmeleri, Türkiye ekonomisi için 1970’lerden başlayarak önemli bir kaynak olmuştur. 1970–2000 döne- minde bu tasarrufların Merkez Banka- sı nezdinde kendileri için oluşturulan İşçi Dövizi Hesaplarında değerlendiril- mesi özendirilmiştir. Ancak, 2001’den başlayarak uygulanan ekonomi poli- tikaları sonucu işçi dövizi hesapları özel bankalara kaymıştır. Hâlihazırda yurtdışında yaşayan gerçek kişilerin Türkiye’deki bankalarda; beşte biri TL mevduat hesaplarında ve kalanı dö- viz mevduat hesaplarında olmak üze- re toplam 22,4 milyar dolar karşılığı mevduatı bulunmaktadır. Bir diğer te- reddüt kaynağının da bu hesaplardaki mevduatın geri çekilebileceği düşün- cesi olabileceği değerlendirilebilir. Bu miktar yaklaşık 1,5 milyon he- saba dağılmış olmakla birlikte, önemli bir düşünce kuruluşumuz tarafından yapılan hesaplamalar, bilgi payla- şımından etkilenecek kişi sayısının 200-300 bini geçmeyebileceğini gös- termektedir. Sayıları ne olursa olsun, yurt dışın- da yerleşik vatandaşlarımızın bir kıs- mının, bilgi değişiminden sonra bazı problemler yaşaması kaçınılmazdır ancak unutulmaması gereken bir hu- sus, Türkiye bilgi paylaşımını kabul etmese dahi AB ülkelerinin bu hesap sahiplerine yönelik başka kaynaklar- dan elde ettikleri bilgilerle yoğun bir vergi denetimi yapabilecekleridir. Bu- nun örnekleri daha önce yaşanmıştır; şu anda belli ölçülerde artarak yaşan- maktadır. Üstelik böyle bir durumda, sadece tespit edilen kişiler değil va- tandaşlarımızın tümü soruşturma ve denetime tabi olmaktadır. Yani, rahat- sız olacak kişi sayısı artmaktadır. Toplam içinde, 1 milyon TL ve üze- rindeki hesap sayısının 30 binin biraz üzerinde ve AB ülkelerinde mevduat faizlerinin neredeyse sıfır mertebesin- de olduğu da düşünülürse kayda değer bir para çıkışı olma ihtimalinin son de- rece düşük olduğu söylenebilir. Vatandaşlarımız Konuyu Nasıl Görüyorlar? Bizlermasa başında böyle değerlen- dirmeler yapabiliriz ama gelin konuya bir de vatandaşlarımızın gözünden bakalım. “Banka ve finansal kuruluş- lar arasında gerçekleştirilen otomatik bilgi değişimi hangi verileri kapsıyor” sorusu şüphesiz ki yurtdışında yaşa- yan vatandaşlarımız tarafından en çok merak edilen soru olarak karşımıza çıkmaktadır. Teknik detaylara girmeksizin bu soruya verilebilecek en kısa cevap şu: Paylaşılacak olan şey banka mevduat bilgileridir, mevduat dışı varlıklar an- cak banka hesabına yansıdığı ölçüde yakalanabilir. OECD’nin ilgili sözleş- mesine göre; hesap bilgileri, hesap nu- marası ile hesap sahibinin adı, soyadı, adresi, mukimi olduğu ülke/ülkeler, mukimi olduğu ülkedeki vergi kimlik numarası, doğum yeri/tarihi, bir önce- ki yılın 31 Aralık tarihi itibarıyla hesap bakiyesi ve hesaba yıl içinde ödenen faiz, temettü gibi gelirlerin ya da he- sapta tutulan varlıklardan elde edilen gelirlerin toplam brüt tutarı paylaşıla- cak temel bilgileri oluşturmaktadır. Gayrimenkul bilgileri (örneğin tapu kayıtları gibi), emekli maaşları, birey- sel emeklilik, taşıt bilgileri otomatik paylaşımın dışında tutulmuştur. Yani bu bilgiler ülkeler arası makamlarca birbirleri ile paylaşılmayacaktır. Mev- duat dışı diğer varlıklara ilişkin bilgi paylaşımının etkileri konusunda bir hesap yapmak güçtür. Ancak, bu et- kilerin Türkiye ekonomisine yönelik önemli bir sonucu olmayacak, daha çok beyanda bulunmayan kişileri etkileye- cektir. Vatandaşların cevabını merak ettik- leri diğer soru şudur: Bilgilerin paylaşı- mı çifte vergilendirmeye yol açar mı? AB ülkelerinde, kural olarak, bir ki- şinin tam vergi mükellefi olması halin- de, dünyanın hangi ülkesinde gelir elde ederse etsin, bu gelirleri vergi mukimi olduğu ülkede beyan etmesi gerekmek- tedir. Bu beyan zorunluluğu vatandaş- lar arasında “hem mukimi olduğumuz ülkede vergi ödeyeceğiz hem de geliri elde ettiğimiz ülkede tekrar vergi öde- yeceğiz” şeklinde anlaşılmamalıdır. El- bette ki, çifte vergilendirmeyi önlemek amaçlı ülkeler arasında birçok ikili an- laşma mevcuttur. Mahsuplaşma veya muafiyet yöntemleriyle çifte vergilen- dirmenin önüne geçilebilmektedir. An- cak vatandaşlarımızın bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadıkları da görülmek- tedir.

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=