İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Haziran 2020

67 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ robarometre anketinde milli hükümetlere güven duyanların oranı %34 iken AB’ye güven 2008 yılından bu yana kayde- dilen en yüksek oran olan %44 idi. Ankete dahil edilen iki kurum, sağlık sistemi (6,4) ve polis (6,2) hükümetlerin ve medya- nın hayli üzerinde notlar al- mışlar. Salgın şunu da ortaya çıkardı ki fiziki olarak bir araya gelemeyen in- sanlar iletişim ve dayanışma için yeni • yollar arıyor ve buluyorlar. Vatandaş- tan gelen mesaj çok net: Ekonomiyi hızla düzeltin, en kırılgan kesimleri daha fazla koruyun ve kollayın, güç- lerinizi birleştirin ve birlikte hareket edin. Halk diyor ki bundan aşağısını kabul etmem. AB çapında güven azalmasına eşlik eden hayatından memnuniyet- sizlik, mutsuzluk ve ruh sağlığındaki bozulma, geçtiğimiz ay tüm hükü- metlerin neden apar topar önlemle- rin gevşetilmesi yolunda harekete geçtiklerini de bir ölçüde açıklıyor. Ekonomik aktörlerin talepleri yüksek sesle dile getirildi ve daha net duyul- du ama sokaktaki adamın mesajı işte böyle yollarla iletildi. Kısa vadede mesaj alınmış gibi du- ruyor (en azından iktidarlar tarafın- dan) ama bunun yeterli olmadığı ya- kında görülecektir. Siyasi partiler ve liderler de yeniden organize olmak, tabandan gelen bu taleplere cevap vermek zorunda kalacaklardır. Tabii ki AB kurumları da. Şurası çok net, AB Üye Devletlerinin bu krizden tek baş- larına çıkmaları mümkün değil, onlar ancak çabalarını birleştirerek ve AB kurumları ile birlikte çalışarak, “daha fazla ve farklı bir Avrupa” yaratarak içinde bulundukları mücadelede ba- şarılı olabilirler. Son olarak da küresel dış koşul- ların nasıl değişebileceğine, güç den- gelerinde bir süredir devam eden kaymaların yön değiştirip değiştir- meyeceğine de kısaca bir göz atmakta fayda var. Zamanın Ruhu – Küresel Güç Mücadelesi: Bizi Neler Bekliyor? Bu kriz bize sadece AB’nin değil hiçbir ülkenin -ne kadar zengin ne kadar varlıklı, teknolojik açıdan ne kadar gelişmiş olursa olsun- tek ba- şına bu mücadeleden başarılı çıka- mayacağını göstermiştir. Yukarıda AB halkının taleplerinden bahsettim ama anket dünya çapında yapılsaydı da sonucun pek değişeceğini zannet- miyorum. Çünkü, salgın liderlik boş- luğunun sadece AB düzeyinde değil dünya çapında yaşandığını ortaya koydu. Küresel liderlik için uzun sü- redir sessiz bir mücadele içinde olan ABD’nin de Çin’in de salgından zayıf- lamış, güç kaybetmiş (hem içeride hem de dışarıda) olarak çıkmaları büyük ihtimal. Buna bir de belli baş- lı tüm ülkelerin krize tepkilerindeki kaotik görünümü eklersek, yakın ge- lecekteki uluslararası dengeler açı- sından parlak bir beklentinin müm- kün olmadığını söyleyebiliriz. Şu an için üretime dönmüş olma- sı ve yaptığı sağlık malzemesi yar- dımları nispeten farklı bir görüntü yaratmış olsa dahi Çin ekonomisinin ciddi bir darbe aldığı ve bu yılı son elli yılın en düşük büyüme oranı ile tamamlayacağı tahmin ediliyor. Çin’in halen %310 olan borç/milli hasıla oranı da harcama önceliklerini mutlaka olumsuz yönde etkileyecek- tir. ABD ekonomisinin de yılı %6 ilâ %14 arasında küçülmeyle kapataca- ğı tahmin ediliyor. ABD’nin on yıllar boyunca sahip olduğu becerikli lider imajı da bir hayli darbe yemiş du- rumda. Dünyaya uzaydan bir saldırı bile olsa insanlığı koruyacağı ima- jı yaratılan USS Theodore Roosevelt uçak gemisini artık virüs nedeniyle limana çekilmiş, kaptanı -tedavi ve önlem istedi diye- azledilmiş haliyle hatırlayacağız. Çok fazla uzatmaya gerek yok ama resim ortada. Salgın bitince iki taraf da yaralı ve gergin olacak. Taraflar arasında 2018 yılında zaten resmen başlamış olan ticaret savaşlarının sona ereceğinin hiçbir işareti yok or- tada. Sona ermek bir yana, teknolo- ji, yatırım gibi alanlara da yayılarak yeni bir soğuk savaşa dönüşme ihti- malinin daha yüksek olduğunu söy- leyebiliriz. Eğer durum bu şekilde gelişirse, tarafların kendi müttefik ve ortaklarını gevşek de olsa, blok ha- linde görmek isteyecekleri yeni bir dönem bizi bekliyor olabilir.

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=