İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Eylül 2021
59 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ geçiyoruz ama bazıları (demir-çe - lik, alüminyum) ülkemiz açısından ihracatta önemli yer tutan ürünler. Üstelik bu ürünler birçok başka ürün için de girdi mahiyetinde. Bu da bizi CBAM’dan en fazla etkile - necek ülkeler sıralamasında ilk üçe sokuyor. Tüm bunlara bir de CBAM’ın kapsamının genişleme ihtimalinin hiç de az olmadığı ger - çeğini eklersek durumun önemi ve aciliyeti daha iyi anlaşılacaktır. Yok eğer uç gösteren devasa so - runların yarattığı küresel kay - gıyı paylaşıyorsak; dünya ça - pında oluşmaya başlayan, ikiz dönüşümü zamanında gerçekleş - tirmek yönündeki ortak iradeye katılmak ise amacımız, Paris İk - lim Anlaşması’nın onaylanması ile başlayarak bir yeşil ekonomiye geçiş planı hazırlamamız gerek. • Hem de hemen. Kamunun önderliğinde, tüm ta - rafların katılımıyla, mutabakata dayalı, ayakları yere basan, dün - ya ile eş güdümlü bir plan. AB’nin planına karşı reaktif ve defansif bir plan değil, kapımızı çoktan ça - lan tehdidi fırsata dönüştürecek, ekonomide baştan ayağa köklü bir yeniden yapılanma ve dönüşümü yönlendirecek bir plan gerek bize. Peki, bu şemada özel sektör nere - de? Oturup hiçbir şey yapmadan ka - munun inisiyatif almasını mı beklemeli yoksa beklerken yapa - bilecekleri var mı? Özel kesimin şemaya dâhil olması için yasal zemin, Ticaret Bakanlığımızın ha - zırladığı Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nın içinde mevcut. Kamu, ilgili sektörler, sivil toplum ku - ruluşların ve uygun bulunacak diğer sivil kesimlerin seslerini duyurmalarının, onların görüş - lerini almanın ve mutabakatları - nın sağlamanın önemini anlamış durumda. Bu noktada bir ekleme yaparak Çalışma Grubu’nun muta - bakat zeminini en geniş tabanda aramasının ve zamanla işin sosyal boyutunu ve dönüşümün sosyal etkilerini de hesaba katmasının gerekliliğini hatırlatmak isterim. (AB bu dönüşümün yaratacağı sosyal sorunların çözümüne kat - kı amacıyla, beş yıl için 72 milyar avro tutarında bir Yeşil Sosyal Fon yarattı mesela). Ne Yapmalı? Özel sektör, öncelikle Paris İklim Anlaşması’nın onaylanmasını; açıkla - nan planın o doğrultuda saptanacak somut hedeflerle tutarlı hâle getiril - mesini, eksikliklerinin giderilerek olgunlaştırılmasını (yani üzerinde yürüyecekleri dönüşüm yolunun ay - dınlatılmasını ve düzleştirilmesini) kamudan talep etmelidir. Kamu bu yolu hazırlamadıkça özel kesim uyum • sağlayamaz. Önüne bir vizyon koyul - mazsa ne yapacağını bilemez. Oysa, yürünecek yol zorludur. Vizyon da tek başına yetmez, iş birliği ve koordinas - yon olmadan yolun sonu gelmez. Özel sektörün bir diğer katkısı da şu ana kadar ihmal edilen sektörel etki analizlerini ve çözüm önerilerini bir an önce hazırlamak olabilir. Böylelikle hem istişare ve mutabakat masasına daha hazırlıklı oturma hem de gö - rüşlerini ve taleplerini dile getirirken masaya sağlam argümanlar koyma im - kanına sahip olacaklardır. Bu sayede, kamunun şu an için ortaya koyduğu planın özünde yetersiz bulduğumuz vizyonunun derinleşmesini, eksikleri - nin tamamlanmasını ve alınacak ön - lemlerin makul ve pratikte çalışır hâle gelmesini sağlamaları da mümkün olabilir. Yine kısa vadede, adı geçen sektörlere, ithalatçıları ile temas kurmalarını da öneririm. Bence, şu an için, ikisi, farklı piyasalarda, aynı etkiyi yaşayacakları için bir noktaya kadar doğal müttefik sayılabilirler. Son olarak da, AB’nin pozitif günde - minde yer alan ama henüz net bir ka - rara bağlanamayan Gümrük Birliği’nin (GB) modernizasyonunun sadece bir ticaret anlaşması olarak değil, ikiz dö - nüşüm hedeflerinin ve 21’inci yüzyıl konularının dâhil edileceği bir sıçra - ma noktası yaratma vizyonu ile for - müle edilmesini AB’den ısrarla talep etmeliyiz. Bu hususta da AB dar ve sığ bir bakış açısıyla olaya bakmakta. Oysa, ikiz dö - nüşüm ve Gümrük Birliği’nin moder - nizasyonu gündemlerini birleştirmek suretiyle Türkiye’yi, zorlamak yerine değişime teşvik etmek; uzaklaştırmak yerine entegre etmek, Türkiye’nin Ye - şil Mutabakat hedeflerine doğru ken - disini takip etmesini sağlamanın çok daha garantili bir yoludur. Gümrük Birliği, müzakerelerinin yo - ğunlaştığı 1992 yılından itibaren Türk sanayisinin ve ekonomisinin gerçek an - lamdaki en büyük atılım, modernizasyon
RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=