İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
25
üzerine inşa edilmesi gerektiğini ortaya
koydu. Daha bütünleşmiş bir Birliğin aynı
zamanda daha kapsayıcı bir Birlik olma-
sı gerektiğinin altını çizen Juncker; Av-
rupa bütünleşmesinin en önemli başarı
hikâyelerini ve çok vitesli Avrupa’nın
en belirgin örneklerini oluşturan sınır
kontrollerinin bulunmadığı Schengen
Alanı’na ve tek para birimini kullanan
19 ülkenin dâhil olduğu Avro Alanı’na
atıfta bulundu. Bu bağlamda Juncker,
AB sınırlarının güvenliğinin artırılması
için 2007 yılında AB üyesi olan Bul-
garistan ve Romanya’nın bir an önce,
2013 yılında üye olan Hırvatistan’ın da
gerekli koşulları getirir getirmez Schen-
gen Alanı’nda dâhil olması gerektiğini
vurguladı.
“Opt out”
(dışında kalma hakkı)
elde eden iki ülke (Danimarka ve Bir-
leşik Krallık) dışındaki tüm üye ülkele-
rin Maastricht kriterlerini karşılamaları
halinde tek para birimini benimseme
yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatan
Juncker, Avro’nun; belli bir grubun değil,
AB’nin tamamının tek para birimi olarak
tasarlandığının altını çizdi. Juncker bu
doğrultuda, Avro Alanı’na dahil olmak
isteyen ülkeleri teşvik etmek üzere teknik
ve finansal destek sağlayacak Avro Alanı
Katılım Aracı’nın hayata geçirilmesini
önerdi. Juncker’in üzerinde durduğu di-
ğer hususlar ise Bankacılık Birliği’nin
bir an önce tamamlanması, üye ülkeler
arasında Avrupa Sosyal Haklar Sütunu
üzerinde uzlaşmanın sağlanması ve sos-
yal adalete dair ortak bir anlayış geliştiril-
mesi amacıyla Avrupa Sosyal Standartlar
Birliği oluşturulması doğrultusunda ça-
lışılmasıydı.
Juncker’in konuşmasında öne çıkan
bir diğer tema; eski Doğu Bloku ülkelerin-
de gıdadan kozmetiğe Batı Avrupa’daki
muadillerine kıyasla daha düşük kalitede
ürünlerin piyasaya sürülmesi oldu. Nite-
kim Macaristan Başbakanı Victor Orbán
bunu “son dönemin en büyük skandalı”,
Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov ise
“gıda
apartheid
’ı” olarak nitelendirmişti
4
.
“Eşitler Birliğinde ikinci sınıf tüketiciler
olamaz” sözleriyle yasal olmayan bu tür
uygulamalara tepki gösteren Juncker,
bunların önüne geçilmesi için ulusal gıda
otoritelerine daha fazla yetki verilmesi
gerektiğini savundu.
Konuşmasında, genişleme politika-
sına da değinen Juncker, AB’nin komşu
bölgelerde istikrarı sağlamak istiyor-
sa Batı Balkan ülkelerine inandırıcı bir
üyelik perspektifi sunmayı sürdürmesi
gerektiğini kaydetti. Juncker, Temmuz
2014’te görevine başlamadan yaptığı
açıklamayı yineleyerek, hiçbir aday ül-
kenin üyeliğe hazır olmadığını belirtti
ve mevcut Komisyonun görev süresi do-
luncaya kadar, yani 2019 sonuna kadar
yeni bir genişleme dalgasının gerçek-
leşmeyeceğini vurguladı. Buna rağmen
AB’nin genişlemeyi sürdüreceğinin sin-
yallerini veren Juncker, AB’nin bundan
sonraki süreçte 27 üyeden daha kalaba-
lık olacağının altını çizdi ve aday ülkele-
ri; hukukun üstünlüğü, adalet ve temel
hakları temel öncelik edinmeye çağırdı.
Juncker’in Türkiye’ye yönelik sözleri,
Batı Balkan ülkelerine ilişkin sözleri kar-
şısında oldukça eleştireldi. Türkiye’nin
dev adımlarla AB’den uzaklaşmakta ol-
duğu görüşünü aktaran Komisyon Baş-
kanı’nın hedefinde hukukun üstünlüğü,
basın ve ifade özgürlüğü vardı.
Juncker, sözlerini Tek Pazar’a deği-
nerek sürdürdü. Tek Pazar konusunda,
karar almanın daha etkili hale getirilmesi
doğrultusunda nitelikli çoğunluk meto-
dunun yaygınlaştırılması gerektiğini sa-
vunan Juncker, Ortak Konsolide Kurumlar
Vergisi Matrahı, KDV ve finansal işlemler
vergisi gibi konularda nitelikli çoğunluk
metodunun geçerli olması gerektiğinin
altını çizdi.
Ekonomik ve Parasal Birliğin (EPB)
durumunu değerlendiren Juncker, Avro
Alanı’nın şoklara karşı daha dayanıklı
hale geldiğini vurgularken Avrupa İstik-
rar Mekanizması’nın kademeli olarak Av-
rupa Para Fonu’na evrilmesi gerektiğini
belirtti. EPB ile ilgili sözlerine, EPB’nin
geleceğine yönelik tekliflere atıfta bu-
lunarak devam eden Juncker, Avro Gru-
bu’na başkanlık edecek ve aynı zamanda
AB’nin krizdeki ülkelere yönelik finansal
araçlarının eşgüdümünü sağlayacak bir
Avrupa Ekonomi ve Maliye Bakanı atan-
ması gerektiğini belirtti. Juncker, Fransa
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un
Avro Alanı için ayrı bir parlamento ve
ayrı bir bütçe oluşturulması yönünde-
ki görüşlerine ise “paralel yapılar oluş-
turmaya gerek yok” diyerek karşı çıktı.
Juncker’in bu sözleri, EPB’nin geleceği
konusunda Merkel’in görüşlerine daha
yakın bir çizgi benimsediği şeklinde yo-
rumlandı.
Juncker’in, AB’nin güvenliğinin sağ-
lanması konusunda değindiği temel
konulardan biri terörle mücadele oldu.
AB’nin terörle mücadele konusunda daha
da güçlenmesi gerektiğini savunan Jun-
cker, ulus aşırı terör tehditlerinin daha
etkili şekilde ele alınabilmesi için terö-
ristler ve yabancı savaşçıların verilerinin
istihbarat teşkilatlarıyla otomatikman
paylaşılmasını sağlamak üzere bir Avrupa
istihbarat birimi oluşturulması ve Avrupa
Savcılık Ofisinin ulus aşırı terör suçlarını
kovuşturmakla görevlendirme çağrısında
bulundu.
AB’nin daha güçlü bir küresel ak-
tör olması gerektiğini vurgulayan Jun-
cker’in, Birliğin uluslararası arenadaki
ağırlığının artırılması için getirdiği öne-
ri; dış politika alanında karar almanın
hızlandırılması oldu. Bu kapsamda Junc-
ker, Üye Devletleri karar almanın oybir-
liğinden nitelikli çoğunluk esasına kay-
dırılabileceği alanları belirlemeye teşvik
etti. Son dönemde Avrupa Savunma Kış
Paketi ve Avrupa Savunma Fonu gibi
girişimlerle gündemde olan savunma
alanında ise ileride atılacak adımların
belirlenmesi gerektiğinin altını çizen
Juncker, NATO’nun da desteklediği üze-
re Avrupa Savunma Birliği’nin 2025’e
kadar hayata geçirilmesi gerektiğini
vurguladı.
Kurumsal reformlara da odaklanan
Juncker, AB’nin daha fazla katma değer
yaratabileceği alanlara ağırlık vermesi




