Table of Contents Table of Contents
Previous Page  21 / 64 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 21 / 64 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

19

kaldırılmış ve AB, kendine özgü hibrit

yapısını devam ettirmişti.

1990’lı yıllardan başlayarak, AB siya-

setinde giderek gücünü artıran “Avrupa

şüpheciliği” AB’nin bu kendine özgü ya-

pısından da faydalanarak, gelişiyordu.

Ulusal devletlerden önemli bir yetki dev-

rinin söz konusu olduğu AB, tam olarak

Üye Devletlerden bağımsız bir yönetişim

sistemi geliştiremiyor, vatandaş nezdinde

yaşanan tüm sorunlar için bir günah ke-

çisi olurken, AB’nin sağladığı kazanımlar

da artık olağan bir hale geliyordu.

AB’nin Geleceği için

Juncker Vizyonu

İkinci Dünya Savaşı sonrası doğan

baby boomer

” neslinin bir temsilci-

si olan eski Lüksemburg Başbakanı

Jean-Claude Juncker, 2016 “Birliğin Duru-

mu” konuşmasında, AB’nin içinde bulun-

duğu sorunlardan çıkması için öncelikleri

ortaya koydu. Juncker konuşmasının ba-

şında, AB’nin durumunu oldukça drama-

tik bir şekilde resmetti. 2015’te yaptığı

Birliğin Durumu konuşmasını hatırlattı

ve bu konuşmasında yapmış olduğu “bu

birlikte yeterince Avrupa yok; Avrupa’da

da yeterince Birlik yok” adlı saptamanın

hala geçerli olduğunu ve AB’nin “varo-

luşsal bir kriz” içinde olduğunu belirtti.

Juncker, Avrupa bütünleşmesine onyıl-

lar boyunca şahit olduğunu hatırlattı ve

Üye Devletler arasında ortak zeminin bu

kadar az olduğu, liderlerin sadece kendi

yerel sorunlarından bahsettikleri, AB

kurumlarının temsilcilerinin birbirinden

çok farklı öncelikler sundukları, ulusal

hükümetlerin popülist güçler karşısında

bu kadar zayıfladığı, bu kadar parçalan-

mış ve ortaklığın bu kadar az olduğu baş-

ka bir döneme şahit olmadığını belirtti.

Bu şekilde Juncker dramatik bir biçimde

AB’nin içinde olduğu kritik ve zor dönemi

tanımlamış oldu.

Juncker konuşmasında, AB’nin kendi

sorunlarını son derece gerçekçi ve dürüst

bir biçimde ortaya koyması gerektiğini

vurguladı ve işsizlikten sosyal eşitsizli-

ğe, yüksek kamu borcundan, mültecileri

entegre etme sorununa, güvenlik sorun-

larına kadar AB’nin karşı karşıya olduğu

meseleleri ortaya koydu. Dünyanın AB’yi

izlemekte olduğunu da hatırlatan Juncker,

uzun vadeli bir vizyona ihtiyaç olduğu

kadar, daha kısa vadeli somut eylemlere

de ihtiyaç olduğunu belirtti. Bu çerçeve-

de, AT’yi kuran Roma Antlaşmalarının

imzalanmasının 60’ıncı yıldönümü olan

Mart 2017’de Avrupa Komisyonunun

AB’nin geleceğe yönelik vizyonu ile ilgili

bir “Beyaz Kitap” yayınlayacağını belirten

Juncker, gelecek 12 ay için somut eylem-

leri içeren bir pozitif gündem de ortaya

koydu. Önümüzdeki 12 ayın AB’yi tekrar

ortak paydada buluşturmak için kritik

önemde olacağını belirten Juncker, “ko-

ruyan, Avrupa hayat tarzını muhafaza

eden, vatandaşları güçlendiren, sınırların

içinde ve dışında savunmayı sağlayan ve

sorumluluk alan” bir Avrupa’ya ihtiyaç

olduğunu vurguladı.

Juncker’in eylemplanında yer alan

öncelikler şu şekilde sıralanıyor:

1- İstihdam, büyüme ve yatırım için yeni

bir atılım 2- Dijital Tek Pazar

3- İleriye dönük iklimpolitikasıyla esnek

bir enerji birliği

4- Güçlendirilmiş bir sanayi tabanı ile

daha derin ve daha adil bir İç Pazar

5- Daha derin ve daha adil ekonomik ve

parasal birlik

6- ABD ile makul ve dengeli bir serbest

ticaret anlaşması

7- Karşılıklı güvene dayalı bir adalet ve

temel haklar alanı

8- Yeni bir göç politikasına doğru

9- Daha güçlü bir küresel aktör olarak

AB 10-Demokratik değişim birliği

Juncker 12 aylık önceliklerini tanıt-

tıktan sonra, AB’yi güçlendirerek devam

ettirmesinin yeni nesillere borcu oldu-

ğunu vurgulayarak konuşmasını bitirdi.

Juncker’in konuşmasında AB’nin ger-

çek sorunları ve hedeflerine odaklan-

dığı söylenebilir. Ancak asıl sorun bu

hedeflerin nasıl gerçekleştirileceğinde

yatıyor. AB’nin en önemli kazanımların-

dan olan İç Pazar’ın derinleştirilmesi,

enerji, Dijital Tek Pazar gibi alanlarda

tak bir dış ve güvenlik politikası hedefini

ortaya koyan, ortak bir para birimi çerçe-

vesinde ekonomik ve parasal birliği oluş-

turan ve Schengen ortak dolaşım alanına

dayalı bir “adalet, özgürlük ve güvenlik”

alanı meydana getiren Birlik, hiç olmadığı

kadar nihai hedefe yaklaşmıştı. Kurucu

antlaşmalarda “giderek yakınlaşan bir

Birlik” olarak tarif edilen Avrupa enteg-

rasyonunun nihai hedefi olarak addedilen

federal bir Avrupa Birleşik Devletlerine

ulaşmanın önünde her zaman önemli

engeller olmuştu. Ancak Soğuk Savaş ile

birlikte Avrupa’yı ikiye bölen sınırların

ortadan kalkması ilk defa olarak kıta sat-

hında bir bütünleşmeyi mümkün kılmıştı.

Aralık 2000 tarihinde Nice kentinde

toplanan hükümetlerarası konferansta

AB’nin geleceğine dair tartışma başlatıl-

mış, 2001’de Laeken Zirvesi’nde, AB’nin

geleceğine ilişkin görüşleri şekillendir-

mesi için temel konular belirlenmişti. Bu

doğrultuda AB için bir anayasa oluştur-

maya yönelik süreç başlatılmış ve Avrupa

Konvansiyonu tarafından oluşturulan

anayasa Üye Devletlerin onayına sunul-

muştu. AB’nin geleceğine yönelik tartışmaya

yön vermeyi amaçlayan dönemin Alman-

ya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer Berlin

Humboldt Üniversitesi’nde yapmış oldu-

ğu konuşmada, Avrupa bütünleşme sü-

recinin nihai hedefine ulaşması için yeni

bir kurucu antlaşmaya ihtiyaç olduğunu

ortaya koymuş, Fischer’in görüşlerine

nazire olarak, Fransa Cumhurbaşkanı

Chirac, birleşik Avrupa’da ulusal kimlik-

lerin devam eden önemini vurgulamış,

Britanya Başbakanı Blair ise Avrupa’da

bir süper devlet kurmak yerine Avrupa’yı

dünyada bir süper güç haline getirmenin

önemini vurgulamıştı. Tüm bu tartışma-

ların sonucunda ortaya çıkan “Avrupa

için bir Anayasa oluşturan Antlaşma” ise

onay sürecinde sekteye uğramış, Fransa

ve Hollanda’da yapılan referandumlar

sonucunda reddedilmişti.

2000’li yılların başında federal Avru-

pa ülküsünü ilk defa ulaşılabilir hale ge-

tiren gelişmeler, referandumlarda çıkan

olumsuz sonuçlarla birlikte tekrar rafa