Background Image
Table of Contents Table of Contents
Previous Page  87 / 92 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 87 / 92 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

85

ergimizin bu sayısı yayımlan-

dığında büyük ihtimalle Avru-

pa Komisyonu’nun 2015 yılı

Türkiye İzleme Raporu yayımlanmış

olacak . İçinde bulunduğumuz hararetli

seçim öncesi atmosferinde rapor ne

kadar gündeme gelir, nasıl karşılanır

sorularına şimdiden kesin bir cevap

vermek mümkün değil. Muhtemelen,

daha önce yayımlanan- toplam 1.786

sayfa ve 880.043 kelimeden oluşan- on

yedi rapora ne olduysa on sekizinciye

de aynısı olacaktır. Yani, yayımlandığı

gün kendisine yazılı ve görsel med-

yada biraz yer verilip ertesi günden

itibaren rafa kaldırılacaktır. (Çöpe de

gidebilirǨ) Eğer içinde, olumlu ya da

olumsuz anlamda, çok değişik, çok sivri

bir değerlendirme varsa -ki hiç sanmı-

yorum- belki bir gün daha gündemde

kalma şansı olabilir.

Her yıl yayımlanan İzleme Raporla-

rı, Türkiye’de, geçtiğimiz bir yıl içinde

AB’nin Kopenhag Kriterlerine uyum

alanında neler yapıldığının ve haliyle

neler yapılmadığının ve yapılması ge-

rektiğinin de bir listesi. Raporu okumak

aynaya bakmak gibi. Bir anlamda aday

ya da müzakere eden ülkenin gidişatı-

nın analizi. Doğrudan siyasi bir öneri

içermeyen ya da siyasi sonuç yaratma-

yacak olan böylesi teknik, bürokratik

bir raporun, hele de uzun yılların etki-

siylemonotonlaştıktan sonra, toplumda

heyecan yaratması zaten beklenmeme-

li. Ama ben yukarıdaki paragrafı raporu

küçümsemek ya da raporla alay etmek

için yazmadım; sadece kamuoyumuzun

rapora bakışı hakkındaki gözlemimi ak-

tarmak istedim. Devletin ilgili birimleri

ile bizler gibi işi AB olan kurumlar açı-

sından bu raporlar, tüm eleştirilerimize

rağmen, bütün yıl masamızda kalan,

ciddiye aldığımız bir analiz aracı olmayı

sürdürecek. Her yıl olduğu gibi, raporu

satır satır okuyup şifrelerini çözmeye

ve hatalı gördüğümüz yönlerini eleştir-

meye devam edeceğiz.

Bizim raporla ilgili temel eleştiri-

miz on yedi yıldan sonra artık rutin

dilik tahminlerimizi -ve umudumuzu-

kayda geçirmekle yetinelim.

Rapor üzerinde eleştirilerimiz olsa

dahi böyle bir rapor dizisinin hazırla-

nıyor olmasını ben kendi adıma doğru

buluyorum. Eğer biriyle, uzun vadeli,

ciddi, derin bir ortaklık kurmak için

çalışıyorsanız ortak adayını çok iyi ta-

nımanız gerekir. Bulgularınızı diğer

tarafla paylaşmak da onun değişimini,

dönüşümünü yönlendirmek açısından

doğru bir iletişim hamlesidir. Dolayı-

sıyla, AB bu raporu hazırlamakla ken-

di açısından doğru davranmaktadır.

Benim merakım neden bizim de AB

konusunda, kendi ihtiyaç ve endişele-

rimiz çerçevesinde benzer bir rapor

hazırlamadığımızdır.

Bir Cazibe Merkezi Olarak AB

Türkiye’nin AB’ye üye olmak ar-

zusunun başlangıcı elli yıl öncesine

dayanıyor. Bu arzusunu somut bir ta-

lep haline getirip yenilemesi ise 1987

yılında yapılıyor yani neredeyse 30 yıl

önce. Bu süre içinde Türkiye ekonomi-

siyle, toplumuyla büyük bir değişim

geçiriyor; yenileniyor, gelişiyor, büyü-

yor, modernleşiyor. AB de bu değişimi,

resmi kurumları ile adım adım izliyor;

raporlarla kayda geçiriyor ve bizimle

de paylaşıyor.

Bu uzun süreçte AB de değişiyor;

genişliyor, kurallarını değiştiriyor.

AB’nin sosyal yapısında ve üzerinde

inşa edildiği değerlerde de değişim ya-

şanıyor. Geçmişte yaşanan acı olayların

korkusu üzerine, onların bir daha tek-

rar edilmemesini sağlamak üzere inşa

edilmeye başlanan AB, Avrupa toprak-

ları üzerinde bir barış, refah ve istikrar

alanı oluşturulmasına önemli katkılar

sağlıyor. Bu yapılanların önemini tak-

dir etmemek mümkün değil. Ama sırf

bu “geçmişte yapılanları takdir” duy-

gusu ile bütün bir süreci götüremeyiz

ki. Biz Asya’nın ve Afrika’nın sorunlu

coğrafyalarından hayatını kurtarmak

için, canı pahasına kaçıp kendini AB

topraklarına atmaya çalışan çaresiz

bir bürokratik egzersiz haline gelmiş

ve amaca hizmet etmekten çıkmış

olması idi. Bu görüşümüzü, doğru-

dan raporu yazan Komisyon yetki-

lileri ile de paylaşıyorduk. Tezimiz

ve önerimiz şuydu: Raporlar mevcut

halleriyle “amaca” yani Türkiye’yi AB

üyeliğine yakınlaştırmaya hizmet et-

memektedir. Raporlar, içerik, yapı,

format ve hatta kullanılan terminoloji

açısından yenilenmelidir. Yeni nesil

raporlar, aday ülkelerin yöneticilerine

ve kamuoylarına, ülkeyi AB üyeliği

perspektifinde dönüştürmek yönünde

daha ileri reform adımları için ilham

vermeli ve halkları AB üyeliği yolunda

cesaretlendirmelidir. Taleplerimiz işte

bunlardı. Komisyon’un eleştiri ve öne-

rilerimize kulak verip bunları ciddiye

aldığı, hatta onların da benzer bir ara-

yış içinde oldukları izlenimi edindik.

Eğer yaptığımız görüşmelerde edin-

diğimiz bu izlenimler doğruysa 2015

raporunda bazı yenilikler görmeyi

bekleyebiliriz.

AB’nin İzleme Raporları

Yenileniyor mu?

Ne gibi değişiklikler derseniz... İlk

olarak, bu yıl formatta, uzman olma-

yanların da daha kolay izleyip anla-

malarını sağlayacak bazı biçimsel de-

ğişiklikler görebiliriz. Raporun dilinde

ve içeriğinde ise özellikle fasıllardaki

ilerlemenin daha somut ve karşılaştı-

rılabilir ifadelerle değerlendirilmesi ve

en önemlisi, eksikliklerin giderilmesi

için hedef ve öneriler/tavsiyeler ge-

tirilmiş olması da mümkündür. Siyasi

kriterler bölümünde de tekrarlardan

kaçınılması, yapıcı eleştirilere ağırlık

verilmesi ve belli birkaç hususun, altı

çizilerek öne çıkarılması söz konusu

olabilir. (Örneğin bu yıl, adalet sistemi

ve temel haklarla ilgili 23 ve 24’üncü

fasıllar öne çıkarılabilir.) Komisyon,

raporu son güne kadar özenle gizli tut-

tuğu için bu tahminlerimizin ne ölçüde

gerçekleşmiş olduğunu ancak gelecek

sayımızda değerlendirebileceğiz. Şim-