İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
83
çocuklarda da gözlemleniyor. Bu da
eğitim alanında olumsuz etkiye yol
açabiliyor. Genç erkekleri, genç kızlar-
la kıyasladığımızda görüyoruz ki er-
kekler liseye, kız çocuklarına nazaran
daha az gigiyor. Üniversiteye devam et-
mede de kızların çok gerisindeler. Kız
çocukları üzerinde yaptığım gözlemler
ise bu durumun tam tersini işaret edi-
yor. Müthiş başarılar elde ediyorlar, ge-
rek lisede gerekse üniversitede olsun.
Hatta ortalamada, Danimarkalı genç
bayanlardan daha yüksek not alıyor.
Erkek çocuklar için ise tam bir den-
gesizlik söz konusu ve bu dengesizlik
her anlamda, hem aileyi hem de toplu-
mu olumsuz yönde etkiliyor. Nereden
baksanız çocuğun gelişiminde her şey
anneden ve alınan eğitimden başlar.
Ancak şunu da ifade etmek isterim,
babanın rolü de oldukça önemli. Baba-
nın, çocuğun doğduğu günden itibaren
onun eğitimine destek vermesi gerek.
Danimarka toplumunda kuralları an-
neler ve babalar koyar, sadece anne
değil. Bizim kültürümüzde ise çocuğun
sorumluluğu hep anneye ait görüldüğü
için babalar o konuda biraz ihmalkr
olabiliyor. Bu da çocukları olumsuz
anlamda etkiliyor.
Diºer Avrupa ülkelerinde de
görüldüºü gibi, Danimarka’da
da aşırı saº partiler önem
ka z an ıyor. İ s l am ka r ş ı t ı
s ö y l em l e r i i l e ü n l e n e n
DanimarkaHalkPartisi gibi. Bu
olguyunasıl yorumluyorsunuz?
Azınlığa mensup bir birey olarak,
yalnızca Danimarka’nın değil, Avru-
pa’nın da gidişatını olumlu bulmuyo-
rum. Bundan iki hafta önce bir cami,
psikolojik açıdan dengesiz durumda
olan sağ görüşlü bir kişi tarafından
yakılmaya çalışıldı. Bu gibi şeyler in-
sanı ister istemez etkiliyor. Müslüman
kökenli Danimarkalılara karşı biraz
önyargı olduğu kesin. Bu da popülist
partilerin işlerine oldukça yarıyor. Gö-
rülüyor ki topluma çok iyi uyum sağla-
yamayan ve istatistiklerde suç oranları
yüksek olan kişiler Hans değil de Ali,
Hasan, Mehmet oluyor.
İşsizlik oranının yüksek olması,
uyumun iyi gitmemesi, paralel ve get-
tolaşmış bir toplumun olması, bazen
de aşırı radikal grupların gündemi
kötüye kullanması, maalesef aşırı sağ
politikacıların ekmeğine yağ sürü-
yor. Bu yüzden de sorunlar bu şekilde
birbirini besliyor. Çözüm ise tek bir
kişinin değil herkesin sorumluluğu-
dur. Buna rağmen azınlıklar olarak,
kaldığımız ülkeye ayak uydurmaya
mecburuz. Ancak, kaldığımız ülkede
faaliyet gösteriyor ve aktif vatandaş
olmaya çalışıyorsak gösterdiğimiz bu
saygının da karşılığını almamız ge-
rekiyor. Her iki tarafın da bir şeyler
yapması gerekli. Maalesef ki hliha-
zırda, mülteci akınları sonucu AB’de
belirsizlik hkim.
Buna ilaveten ekonomik krizden
ötürü de birtakım sorunlar var. AB’nin
kendini ekonomik açıdan tam olarak
düzeltemediğini görüyoruz. Örneğin
işsizlik oranı; özellikle Güney Av-
rupa ülkelerinde halen çok yüksek
seviyede seyretmeye devam ediyor.
Ekonominin düzgün gitmemesi ve
ortak bir mülteci politikası olmama-
sının, yarattığı sorunlar, aşırı sağ po-
litikacıların savundukları temellere
çok iyi uyuyor. Şu anda maalesef tüm
Avrupa’da korku üzerine kurulmuş
bir politika var. Buna karşılık olarak
uyumun düzelmesi aciliyet gerekti-
ren bir öneme sahip. Danimarka’da
gerçekleşen son seçimlerin ardından
iktidarda tekrar liberal bir parti var.
Bu liberal partinin Danimarka Halk
Partisi’ne vermiş olduğu desteğin ve
yaptığı ilk değişimlerin odağı, mül-
teciler ve yabancılar oldu. Şu anda
Avrupa’nın siyasi resmine baktığı-
mızda, çoğu hükümetin sağ veya li-
beral görüşlü olduğunu söylemek
mümkün
■




