İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
19
2009-2011 yıllarında yıllık ortalama
177 milyar avro, 2012 yılında 216 mil-
yar avro ve 2013 yılında 222milyar avro
tarımsal dış ticaret hacmi yakalayan AB,
dünyanın en önemli aktörü konumunda
bulunuyor. AB tarım sektörünün bu
konudaki en büyük destekçisi bütçe-
den ayrılan pay. AB’nin ilk yıllarında
bütçenin yarısını kapsayan tarım, halen
bütçenin en önemli kısmını oluşturuyor.
Tarım, 2014-2020 dönemi için onayla-
nan 960 milyar avroluk AB bütçesinin
yaklaşık 380 milyar avrosunu alıyor
ki bu miktar, bütçenin 3’te 1’ine denk
geliyor. Bunun 278 milyar avrosu, doğ-
rudan ödemeler ile pazar harcamalarını
kapsarken, 2004 ve 2007 genişlemeleri
ile daha da önemli hale gelen kırsal kal-
kınma harcamalarına ise yaklaşık 85
milyar avro ayrılıyor.
Daha Fazla Tarım Alanı, Daha
Fazla Çiftçi
Genişlemelerle birlikte AB’nin çiftçi
nüfusu 2 katına çıkarken, kullanılan
tarım alanı yaklaşık 170 milyon hekta-
ra ulaştı. Daha fazla çiftçi, Avrupa’nın
tarımı için daha fazla potansiyel, uz-
manlaşma ve ölçek ekonomilerinden
faydalanma için daha fazla fırsat anla-
mına geliyor. Bir yandan pek çok çiftçi
AB içindeki görece yüksek gelirli ve yük-
sek kaliteli ürün talep eden tüketicileri
hedefliyor; diğer taraftan AB çiftçileri
gelecek üyeler için öngörülen gelir ar-
tışının piyasalarda da büyümeye yol
açacağını biliyorlar. Üstelik daha sıkı bir
rekabet, hem AB içindeki tüketicilerin
hem de aday ülkelerdeki tüketicilerin
yararına oluyor. AB, bütün Avrupalı
çiftçilerin piyasalarda fırsat eşitliğine
sahip olması için çalışırken, yeni üye ül-
kelerdeki çiftçiler, ortak pazara serbest
girişin yanında tarımı sürdürülebilir
ve krlı bir biçimde kalkındırmak için
tasarlanan politikalardan da faydala-
nıyorlar. Bu politikalar, doğrudan gelir
yardımını ve kırsal bölgelerin yeniden
yapılandırılmasını içeriyor. Yeni üye ül-
kelerdeki kırsal kalkınma programları,
genelde hükümetlerle iş birliği içinde
finanse ediliyor; ancak bu finansmanda
AB’nin payı, AB üye ülkelerindeki önceki
yardım fonlarına oranla daha yüksek
oluyor. Hedefleri iyi belirlenmiş üyelik ön-
cesi destekler, kırsal kalkınma üzerine
odaklanma ve doğrudan gelir yardımla-
rına yönelme gibi akıllıca sonuçlar, yeni
üye ülkelerin AB’ye sorunsuz entegras-
yonunu sağlıyor. AB adaylık süreci, mü-
zakere yürütülen ülkelerde tarım ve gıda
sektörlerinin önemli bir modernleşme
ve yeniden yapılandırma süreci geçirme-
sini sağlıyor. Bu durum belli bir ölçüde,
ortak pazarın sağladığı fırsatlardan kay-
naklansa da tarımsal işletmelere yapılan
ve AB kırsal kalkınma fonları tarafından
desteklenen sermaye yatırımlarının da
etkisinin önemli olduğu görülüyor.
Çiftçiler Nasıl Etkilendi?
Aday ülkelerdeki pek çok çiftçi, mü-
zakere sürecinde katılım öncesi mali
yardım araçları ile desteklenmeye baş-
lıyor. AB’nin kendi fonlarıyla sağlanan
yatırım ve kalkınma projeleri, bu ülke-
lerde gerçekleşmeye devam ediyor. AB
içinde tarımsal ürünlerin ticaretinde
artan serbestleşme, çiftçilere genişleyen
bir pazarda çalışma ve rekabet etme
imknı sağlıyor.
Yeni üye ülkelerdeki çiftçilerin ge-
lirleri, AB’ye katılım ile birlikte açık
bir biçimde artış gösterdi. Tam za-
manlı çalışan bir çiftçinin geliri, 2000
ile 2011 yılları arasında Letonya’da 5
kat; Estonya’da 3 kat; Litvanya, Çek
Cumhuriyeti ve Polonya’da 2 kat; Slo-
vakya’da ise yüzde 50’den fazla arttı.
2007 ile 2011 yılları arasında çiftçile-
rin geliri, Romanya’da iki katına çıkar-
ken; Bulgaristan’da yüzde 40 oranında
yükseldi. Gelir artışındaki bu olumlu
gelişmeler genişlemeyle beraber pi-
yasa şartlarının geliştirilmesi, Ortak
Tarım Politikası (OTP) kapsamındaki
doğrudan ödemeler ve kırsal kalkın-
ma önlemlerinin uygulanmasından
kaynaklanıyor.
2004 yılında Çek Cumhuriyeti, Eston-
ya, Macaristan, GKRY, Letonya, Litvanya,
Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya,
2007’de ise Bulgaristan ve Romanya’yı
kapsayan genişleme dalgasının ardın-
dan, Temmuz 2013’te Hırvatistan’ın ka-
tılımı ile birlikte 28 üye ülkeye ulaşan AB
pazarı 500 milyon kişiyi aştı. Yeni üye
ülkelerin çoğunda, tarım alanlarının ve
tarım nüfusunun fazlalığı, farklı tarım
üretim gelenekleri ve standartlarına
sahip olunması ve ürün deseninin fark-
lılığı birçok zorluğu beraberinde getirir-
ken, bu sorunlar üyelik öncesi ve sonrası
doğrudan yapılan destekler ile hem üye
ülkeler için hem de AB için bir avantaja
dönüşebildi. AB tarımı, yeni üye ülkele-
rin katılımıyla alan, üretim ve istihdam
anlamında büyüme kaydederken, küre-
sel alandaki rekabet gücünü de artırdı.




