Background Image
Previous Page  98 / 106 Next Page
Basic version Information
Show Menu
Previous Page 98 / 106 Next Page
Page Background

97

Son 10 yılın en büyük sosyal olaylarından biri olarak tanımlanan BM İklim Zirvesi, 23 Eylül

2014 tarihinde New York’ta BM binasında gerçekleştirildi. 120’den fazla hükümetin ve devlet

başkanlarının hazır bulunduğu Zirve, 2009 yılında Kopenhag’ta gerçekleştirilen konferanstan

bu yana en büyük uluslararası iklim zirvesi olarak tarihe geçti. Tarihe geçti; çünkü bir o kadar

da zirve öncesinde, 150’den fazla ülkede aynı anda çeşitli etkinlikler düzenlenerek, diğer

toplantılara göre daha “hesap sorucu” ve kaygıların ortak bir hareketle dile getirildiği önemli

bir platforma işaretti. Paris’te 2015 yılının sonunda imzalanması planlanan uluslararası

bağlayıcı bir iklim değişikliği anlaşmasının müzakereleri sürmekte. Ancak 2009 yılından bu

yana müzakerelerde ve anlaşma metni üzerinde bir ilerleme sağlanamadı. Zirve, bu anlamda

önümüzdeki konferansların sonuçlarına etki etmesi için bir ön hazırlık toplantısı niteliğindeydi.

Bu önemli zirvenin müzakere sürecine etkisini bu ayki Ekoloji Penceresi köşemizde yer vermeyi

uygun görüyoruz. Süreci yakından takip etmek ve anlamak için, BM İklim Zirvesi’nin öncesini ve

sonrasını maddeleyerek inceleyelim:

1. ZİRVENİN AMACI NEYDİ?

Zirve, BM’nin her yıl düzenlediği ve bu yıl Peru’nun

başkenti Lima’da gerçekleştireceği uluslararası toplantı ön-

cesinde, “siyasi iradeyi” canlı tutmak amacını taşımaktaydı.

Zirveden, anlaşma metninin imzalanması gibi bir sonuç

beklemek yanlış olmakla beraber, Zirve, tamamen Peru

öncesi ve tabii ki Paris 2015 öncesi belirsizliklerin ortaya ko-

nulup, irdelenmesi ve iklim değişikliği müzakere sürecinin

istenilen seviyeye getirilmesi amacını içermekteydi.

Müzakere sürecinin önemli detaylarını hatırlamakta

fayda var: Bilindiği üzere, 1970’li yılların küresel çevre ka-

rarlarında önemi büyük. İkincisi, 1970’li yıllardan özellikle

2007 yılına kadar geçen süreçte, BM İklim Değişikliği Çerçe-

ve Sözleşmesi (BMİDÇS) ve Kyoto Protokolü’nün kabul edil-

mesi dışında, müzakere sürecini değiştiren 2007 tarihli Bali

Yol Haritası’nın önemli bir sürece işaret ettiğini hatırlatmak

gerekir. Müzakere sürecinin bilhassa “şeklini” değiştiren Yol

Haritası’na bağlı olarak, 2007 sonrası ve öncesi şeklinde mü-

zakere sürecini ayırmak mümkün. Müzakereler, söz konusu

Yol Haritası ile beraber “Sözleşme” ve “Protokol” üzerinden

iki koldan yürütülmeye başlandı. Üçüncüsü, 2009 tarihli Ko-

penhag Konferansı sonrasında, 2012 sonrası dönem için ta-

rafların iki önemli konuyu belirlemesi önem arz etmekteydi.

Bunlar; 2012 yılında imzalanması beklenen ve Kopenhag’ta

karara bağlanamayan“anlaşma metninin bir an önce hazır-

lanması” gerçeği ile, Kyoto Protokolü’nün birinci yükümlü-

lük döneminin sona erdiği 2012 yılından sonra anlaşmanın

geçerli hale gelmesi düşünülen 2020 tarihine kadar sürecek

Protokol’ün “ikinci yükümlülük döneminin” karara bağ-

lanmasıydı. 2012 yılından itibaren yapılan çalışmalar ise

bu çerçevede anlaşma sağlanana kadarki dönemde Kyoto

Protokolü’nün ikinci yükümlülük dönemini yansıtmakta.

Küresel ve bağlayıcı bir iklim değişikliği anlaşması

üzerinde uzlaşı sağlanması için büyük umutlarla gidilen Ko-

penhag Konferansı’nın sonuçları, “Kopenhag Mutabakatı”

çerçevesinde sunulmuştu. 2 dereceden fazla küresel sıcak-

lık artışının yaşanmaması konusundaki temel amaç ortaya

konulmuş; ancak bunun nasıl yapılacağı açıklanmamıştı.

Anlaşma taslağı ise bir sonraki toplantılara bırakılmak zo-

runda kalmıştı.

2009’dan bu yana yapılan tüm müzakere toplantı-

larından sonuç alınamaması, küresel iklim değişikliği ile

mücadele ortamında güven unsurunun azalmasına neden

olmuştur. Bu vesileyle, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon

Peru öncesi, siyasi iradeyi canlı tutmak adına NewYork’ta 23

Eylül 2014 tarihinde gerçekleşen İklim Zirvesi’ne tüm dün-

ya liderlerini davet ederek, anlaşma taslağı üzerinde uzlaşı

çağrısı yapmıştır.

2. KATILIMCILAR KİMLERDİ?

Zirvede AB üye ülkeleri de dâhil olmak üzere 120’den

fazla ülkenin devlet ve hükümet başkanları hazır bulundu.

Ancak küresel düzeyde en fazla emisyon salınımına sa-

hip Çin ve Hindistan’dan katılım sağlanmazken, Rusya ve

Almanya’dan devlet düzeyinde katılım gerçekleş(e)medi.

3. SOMUT GELİŞMELER NE OLDU?

Zirvedeki en somut gelişme, temeli 2009 yılında Ko-

penhag Konferansı’nda atılan ve ertesi yıl Cancun’daki kon-

feransta resmen başlatılan “

Yeşil İklim Fonu

” adı altındaki

finansal destek mekanizmasıyla ilgiliydi. Yeşil İklim Fonu,