29
kısa bir versiyonu olarak kabul edebileceğimiz ve AB’nin ge-
leceğini şekillendirmesi bakımından son derece önemli olan
Lizbon Antlaşması’nın 271 sayfa olduğu düşünülürse, bugüne
kadar Avrupa Komisyonu’nun neredeyse 6 Lizbon Antlaşma-
sı büyüklüğünde Türkiye’ye ilişkin ilerleme raporu ürettiğini
söylemek de yanlış olmaz.
NEYİN İLERLEMESİ?
SİYASALLAŞAN İLERLEME RAPORLARI
KomisyonTürkiye raporlarının dünü ve bugününde, yıllar
itibariyle raporların sayfa sayıları dikkate alındığında ortaya
ilginç bir tablo çıkıyor. 1998 yılında yayımlanan ilk rapor 57
sayfaydı. Bu rapor, Türkiye’ye ilişkin hazırlanan en kısa rapor-
du. Takip eden yıllarda sayfa sayısı sürekli arttı; 2004 yılına
gelindiğinde 187 sayfa ile rapor rekor kırdı. Bu rapor, Komis-
yon’un en uzun ve en kapsamlı Türkiye raporu olarak kayıt-
lara geçti. 2001-2005 yılları arasında yüz sayfanın üzerinde
hazırlanan ilerleme raporlarının sayfa sayıları, bu tarihten
sonra düşüşe geçti ve 2013 Türkiye İlerleme Raporu, 87 sayfa
olarak yayımlandı.
Yıllar itibariyle ilerleme raporlarının sayfa sayılarındaki
dalgalanmanın Türkiye – AB üyelik müzakerelerinin seyri ile
benzerlik gösterdiğini söylemek mümkün. Öyle ki müzake-
relerin açılmasının hemen öncesinde, yayımlanan raporlar,
sayfa sayıları ile dikkat çekiyor. 2010 yılından sonra ise, yine
Türkiye – AB üyelik müzakere sürecindeki yavaşlama, hatta
durağanlığa paralel olarak raporların sayfa sayıları da hızla
azalıyor.
Türkiye’nin 16 ilerleme raporuna ilişkin daha ilginç bir
veri, rapor içerisinde yer verilen siyasi kriterlerin zaman
içerisinde ağırlığını daha fazla hissettirmesi. 16 yıllık Tür-
kiye ilerleme raporları külliyatında, raporların sayfa sayısı
düşerken, siyasi kriterler bölümünün ağırlığının giderek art-
tığı görülüyor. Hiç şüphesiz bunun en önemli sebeplerinden
bir tanesi, zaman içerisinde Avrupa Komisyonu tarafından
siyasi alanda Türkiye’de yaşanan aksaklıklara daha detaylı
yer verilmesinden kaynaklanıyor. Özellikle de müzakerele-
rin başladığı 2005 yılından 2013 yılına kadar, siyasi kriterler
raporlarda giderek daha fazla yer kazanırken, 2011 Türkiye
İlerleme Raporu, raporun genelinin yüzde 36’sına sahip olan
siyasi kriterler bölümü ile siyasi kriterlere en fazla atıfta bu-
lunulan rapor oluyor.
Štefan Füle’nin Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyeliği
sırasında siyasi kriterlerin ilerleme raporlarındaki ağırlığı ise
oldukça dikkat çekici. Füle döneminde Türkiye’ye ilişkin ha-
zırlanan tüm raporlarda siyasi kriterler bölümünün, raporun
genelinin yüzde 30’undan fazlasını oluşturduğu açık bir şekil-
de görülüyor. İşte ilerleme raporlarının giderek siyasallaştığı
böyle bir grafikte,“
Bu raporlar neyin ilerlemesini ölçüyor?
”so-
rusu akıllara geliyor.
İLERLEME RAPORLARININ DENGE SORUNU
Siyasi olarak da ağırlığı artan Türkiye İlerleme Raporları,
son yıllarda rapora ilişkin Türkiye tarafından sıklıkla dile geti-
rilen, denge sorununu kanıtlar nitelikte.
Giderek artan bir şekilde siyasi kriterler bölümüne yapı-
lan vurgu, her iki tarafta da ilerleme raporlarının monotonla-
şan bir çerçevede değerlendirilmesine neden oluyor. Hal böy-
le olunca da Komisyon’un Türkiye İlerleme Raporları, temel
hedefinden şaşan, dengeli veya dengesiz gibi tek cümleye
indirgenen bir çerçevede değerlendirilmeye çalışılıyor.
Raporlardaki bu denge sorunu, doğal olarak taraflar
arasında sürtüşmeleri ve restleşmeleri tetikliyor. Raporun
genelini göz ardı edip, siyasi kriterler üzerinden Türkiye – AB
ilişkilerinin son bir yılını değerlendirme çabası, özellikle Tür-
kiye tarafında raporun tarafsızlığına ve öznelliğine gölge dü-
şürüyor. Bunun en çarpıcı örneği, 2010 – 2013 yılları arasında
yayımlanan son 4 Türkiye İlerleme Raporu’na Türkiye’den
verilen tepkiler.
Raporlardaki siyasi içeriğin artması, aday ülkelerde ra-
pora olan inancın, hatta Türkiye’nin AB üyeliği perspektifinin
daha fazla sorgulanmasına neden oluyor. İlerleme raporları-
nın temel işlevi sorgulanır hale gelirken raporların faturası,
50 yılı aşkın bir süredir devam eden Türkiye-AB ilişkilerine
kesiliyor.
Bu anlamda 2012 yılıTürkiye İlerleme Raporu’nun başına
gelenler, bir hayli düşündürücü. Hatırlanacağı üzere, TBMM
Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, raporun açıklan-
dığı gün katıldığı bir canlı yayında, “
AB’nin sonu hüsran. Bu
Birlik dağılır. AB’nin hazırladığı bu rapor, rezil bir rapor
” demiş
ve 2012Türkiye İlerleme Raporu’nu atmıştı. Aynı rapora ilişkin
bir gazetecinin sorularını yanıtlayan Türkiye-AB Karma Parla-
mento Komisyonu Eşbaşkanı Hélène Flautre ise “(…)
Yap-
mayın neyin ilerlemesinden bahsediyorsunuz
” diyerek rapora
ilişkin tepkisini göstermişti.
İLERLEME RAPORU NEDEN YAZILIR? İLERLEME
RAPORLARINI KİM OKUR?
Son döneme ait ilerleme raporları, sadece taraflar ara-
sında restleşmeyi körüklemekle de kalmıyor. Raporun kayan




