Background Image
Previous Page  25 / 106 Next Page
Basic version Information
Show Menu
Previous Page 25 / 106 Next Page
Page Background

G Ö R Ü Ş

24

19

65

TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNDE

İLERLEME RAPORLARININ ÖTESİNE GEÇMEK

Avrupa Komisyonu Türkiye’ye ilişkin ilk İlerleme Raporu’nu 1998 yılında yayımladı. 57 sayfalık bu

ilk rapor, 1999 yılında yapılan Helsinki Zirvesi’nde onaylandı ve Türkiye’ye AB adaylık sürecinin

kapısını açtı.

Avrupa Komisyonu’nun 2014 yılı Türkiye İlerleme Raporu’nun yayımlanmasına ise sayılı

günler kaldı. 2014 yılı raporu Komisyon’un Türkiye’ye ilişkin 17’nci ilerleme raporu olacak.

İlk rapor, Türkiye’ye AB adaylığının kapısını açarken, 2005 yılında Türkiye ile resmi

müzakerelere başlandı. Türkiye, müzakerelerde 10’uncu yılını geride bırakmaya yaklaşırken,

bugüne kadar sadece 14 fasıl müzakerelere açıldı; yalnızca bir tanesi geçici olarak kapatılabildi.

Oysaki Türkiye, Hırvatistan ile aynı gün üyelik müzakerelerine başlamıştı. Hırvatistan, Temmuz

2013 tarihinde üye oldu; Türkiye ise halen aday konumunda.

Hiç şüphesiz Avrupa perspektifi halen Türkiye için somut çıktılar üretebilen bir hedef; ancak

Avrupa Komisyonu’nun İlerleme Raporları için aynı şeyi söylemek zor. Bugüne kadar Komisyon

16 raporluk bir külliyat ile Türkiye’deki ilerlemeyi değerlendirdi. Bu raporların toplam sayfa sayısı

ise 1.706’yı buldu. Basit bir hesapla Avrupa Komisyonu, bugüne kadar 6 Lizbon Antlaşması

büyüklüğünde Türkiye İlerleme Raporu hazırladı.

Zaman içerisinde ilerleme raporları monotonlaştı, raporların içeriği siyasallaştı. Siyasi

kriterlere yapılan vurgu, teknik kriterlere verilen önemin ötesine geçti. Bu da raporun neden

yazıldığı, kim için yazıldığı sorularının, hatta raporun amacının her iki tarafta da daha fazla

sorgulanır hale gelmesine neden oldu.

Yavaşlayan Türkiye-AB ilişkilerine paralel olarak, bu raporların işlevine ilişkin soruların

artması, rapora gelen tepkilerin de sertleşmesine neden olurken, geçen yıllarda Türkiye yine

AB üyelik sürecinde bugüne kadar hiçbir aday ülkenin yapmadığını yaptı: Komisyon’a cevaben

2011 yılından itibaren kendi ilerleme raporunu yayımlamaya başladı. Bu da sorunun ve iletişim

kopukluğunun bir göstergesi oldu.

Dünden bugüne, giderek monotonlaşan ve siyasallaşan ilerleme raporları ise, geçmişte ve

şimdi olduğu gibi AB’nin aday ve potansiyel aday ülkelerdeki üyelik gidişatını analiz etmesi için

kullandığı önemli, gerekli ve doğal bir araç. Ancak bu aracın Türkiye’nin AB üyelik hedefine olan

Melih Özsöz,

İKV Genel Sekreter Yardımcısı ve Araştırma Müdürü