Background Image
Previous Page  102 / 106 Next Page
Basic version Information
Show Menu
Previous Page 102 / 106 Next Page
Page Background

101

Biz ülkenizdeki durumu böyle görüyoruz; eğer değişmek /

değiştirmek istersen yardım da ederiz. Ama bundan fazlası

benim işim değil; top senin sahanda

”. Dolayısıyla, İlerleme

Raporları teknik açıdan iyi bir rol gösterici olabilir, ama si-

yaseten bundan daha fazla bir anlam yüklememek gerekir.

Siyasi mesajlar farklı platformlarda veriliyor.

Raporun muhtemel içeriğiyle ilgili birkaç söz daha söy-

leyip bu konuyu bırakayım; çünkü nasıl olsa gelecek ay üze-

rinde uzun uzun konuşulacak. Raporda, medyaya yansıma

açısından en fazla tartışma yaratacak hususun 17 Aralık ve

25 Aralık soruşturmaları ile ilgili değerlendirmeler olacağı

muhakkak. Sansasyon bekleyenler hayal kırıklığına uğra-

yacaktır; çünkü bence Komisyon soruşturmalardan ziyade

yönetimin daha sonra gösterdiği tepkilere ağırlık verecek,

eleştirilerini oraya yöneltecektir. Medyanın durumu ile ifade

ve iletişimözgürlüğü konusunda da ciddi eleştiriler gelecek-

tir. Seçimler konusunda ise AGİT raporu çerçevesinde kal-

mak kaydıyla, özellikle propaganda dönemine ilişkin bazı

değerlendirmeler yapılacaktır. Olumlu tarafta ise, çözüm

sürecindeki ilerlemeler ve geçen yıl sonbaharda kabul edi-

len Demokratikleşme Paketinin (Adalet Reformu) yıl için-

deki uygulamaları mutlaka yer alacaktır. Yeni hükümetin

güçlü bir AB söylemi ile işe başlaması da mutlaka karşılığını

raporda bulacaktır.

YENİ FASIL AÇILACAK MI?

AB ile ilgilenen kamuoyu kesimlerindeki, neredeyse

fetişizm noktasına gelmiş bir diğer geleneksel soru da yeni

fasıl açılıp açılmayacağı. Halihazırda teknik olarak açılmaya

hazır bazı fasıllar var olsa da, bunların herbirinin önünde,

AB’den (çoğu) veya bizden (daha azı) kaynaklanan engeller

mevcut. Türkiye, üç faslın açılışını (bence haklı sebeplerle)

daha sonraya bırakmak istiyor. Fransa, beş fasıl üzerindeki

İLERLEME RAPORU

Türkiye-AB ilişkilerinde karşı karşıya geleceğimiz kesin

olan ilk somut veri, 8 Ekim 2014 tarihinde yayımlanması

beklenen, Avrupa Komisyonu’nun Türkiye İlerleme Raporu.

Bu rapor, serinin 17’ncisi olacak. Henüz görmedik ama içe-

riğini neredeyse yüzde yüze yakın tahmin edebiliriz. Çünkü,

toplam 1.706 sayfa tutan önceki 16 raporda Komisyon, her

seferinde bir önceki yılı kapsamak üzere, AB üyeliği için

yerine getirilmesi gereken kriterler açısından yapılanları ve

yapıl(a)mayanları kayda geçirmiş durumda. Bu yıl da aynısı

olacaktır. Geçen yıl olup biten (ve olup bitemeyen) her şeyi

bildiğimize göre, raporda neler olacağını da biliyoruz de-

mektir. Raporda, ne içerik ne de dil ve tonlama bakımından

sürpriz beklenmemeli. Hatta, belki de bu yıl raporun ton-

laması ve dili nispeten daha yumuşak dâhi olabilir. Eleştiri

ve tenkit tabii ki olacaktır; İlerleme Raporlarının tanımında

(fıtratında) vardır bu, ama bir de sonuç almak vardır. Etki-

leme gücü kalmayan bir raporda, en haklı tenkitleri yap-

sanız kaç yazar? Umarız AB, “Türkiye’nin yararlanabileceği”

ve daha fazla “maksada hizmet eder” raporlar hazırlaması

gerektiğini bir an önce kabul eder.

AB’ye öğüt vermeye kalkıyoruz; ama bizim de raporlara

yaklaşımımızı gözden geçirmekte yarar var. Biliyorsunuz,

İlerleme Raporları Türkiye’de her yıl daha ziyade dengeli

mi, dengesiz mi parantezi içinde tartışılıyor ve genelde

beğenenler tarafından da beğenmeyenler tarafından da

yetersiz bulunuyor. Oysa, İlerleme Raporlarını değerlendi-

rirken şu hususu akılda tutmak lâzım: Raporu kaleme alan

eurokrat

ların görevi, rapor kapsamında yer alan başlıklarda

olup biten her şeyi eksiksiz, fazla yorum yapmadan kayda

geçirmek. Rapora son şeklini verip onaylayan AB politika-

cılarının amacı da Türkiye’yi sırf eleştirmiş olmak için eleş-

tirmek değil tabii ki. Şöyle bir anlayışla hareket ediyorlar: