B R Ü K S E L ’ D E N B A K I N C A
100
19
65
Yaklaşık iki aydır neredeyse “kapalı”olan AB, Eylül’ün ilk günü açıldı. Futbol
terimiyle söylersek, “sezon başladı”. Bize de, her Eylül yazısında yaptığımız gibi
yeni sezonu değerlendirmek; bir başka deyişle, önümüzdeki dönemde Türkiye-AB
ilişkilerini etkileyebilecek somut verileri, beklentileri ve bunlara ilişkin düşünce ve
değerlendirmelerimizi sizlerle paylaşmak düşüyor.
Elimizdeki somut verileri topluca ve kısaca sıralayarak başlayalım, daha sonra teker teker
kapaklarını açar, içlerine daha derinlemesine bakarız. Önce Türkiye: Türkiye’de hükümet
değişti ve artık ilk kez halkın doğrudan seçtiği bir Cumhurbaşkanımız var. Anayasal
çerçeve aynı kalmış olsa dâhi, yönetimde ve karar süreçlerinde bu durumun getireceği
pratik değişiklikler mutlaka yaşanacaktır. Siyasi slogan olarak içi henüz tam olarak
doldurulmamış olsa da önümüzde, en azından bu anlamda bir “Yeni Türkiye”gerçeği var.
AB’de ise, önce AP seçimleri yapıldı ve hem parlamento üyelerinin yarısı hem de
siyasi grupların temsil oranları değişti. Hemen ardından da 1 Kasım’da resmen göreve
başlayacak yeni Komisyon -hem de yeni kurallarla- belirlendi. Onlarda da Komisyon
Başkanı bir anlamda halkın oylarıyla belirlendi. Komisyon Başkanlığına getirilen Jean-
Claude Juncker de bunun hakkını verdi ve bir önceki Barroso kabinesinden çok farklı
yapıda bir Komisyon oluşturdu. Juncker, görevlendirme mektuplarında Komisyon
Üyelerine diyor ki “
Reform demek, değişim demek. Değişime açık ve hazır olduğumuzu
hep birlikte gösterelim
”. Güzel bir temenni, ama kurumsal yapıdaki ve isimlerdeki
değişikliklerin, beklenen büyük değişimi gerçekleştirmeye yetip yetmeyeceğini; AB
makinesinin işleyişine ve zihniyetine ne ölçüde yansıyacağını ancak önümüzdeki
dönemde, yaşayarak göreceğiz.
Konsey Başkanı’nın ve Dışişleri Yüksek Temsilcisi’nin de (AB Dışişleri Bakanı diyebiliriz)
değiştiğini ve Konsey’de yeni oylama kurallarının uygulamaya girdiğini bunlara eklersek
karşımızda bir “Yeni AB” var demek, hiç de yanlış olmaz. Bakalım bu kadar yenilik
Türkiye-AB ilişkilerine ne ölçüde yansıyacak? Orada bir yenilik görebilecek miyiz?
YENİ TÜRKİYE, YENİ AB…
ESKİ SORUNLAR
M. Haluk Nuray,
İKV Brüksel Temsilcisi




