99
3
Birleşmiş Milletler Çevre
Programı (UNEP),“Emissions
Gap 2013”, Erişim tarihi: 25 Eylül
2014,
http://www.unep.org/pdf/UNEPEmissionsGapReport2013.
ların karşılanması için çıkarılmıştı. 2013 yılında gerçekle-
şenVarşova Konferansı’nda bu mekanizma ile ilgili net bir
karar verilmemiş, mekanizmaların içeriğinin doldurul-
ması konusunda üstü kapalı metinler hazırlanmıştı. Do-
layısıyla müzakerelerde en önemli kısımlar“finans meka-
nizmalarının içinin doldurulması” ve “anlaşma taslağının
hazırlanması”, Lima’ya yani 20’nci Taraflar Konferansı’na
bırakılmış durumda.
5. ANLAŞMASININ KYOTO PROTOKOLÜ’NDEN
FARKI NE OLABİLİR?
Yeni anlaşma metninin Kyoto sonrasında yürürlüğe gir-
mesi halinde, akıllarda oluşan en belirgin soru, anlaşmanın
Protokol’den farkının ne olacağı olabilir. Bu konuda, metnin
hazırlanma sürecinin devam etmesi nedeniyle ve Kyoto
Protokolü’ne getirilen eleştiriler düşünüldüğünde, antlaş-
manın tüm tarafları kapsayıcı bir yapıya sahip olması bek-
lenmektedir. Ayrıca küresel salımların başını çeken ülkelerin
(ABD, Avusturalya, Kanada gibi) Protokol kapsamında açıkça
belirtilen hedeflerden muaf bir pozisyon sergilemelerinin,
yeni anlaşma metni için de geçerli olması düşünülemez.
Kyoto Protokolü üzerindeki en belirgin eleştirilerden
biri de, karbon fiyatlandırmasıyla ilgilidir ki bu konu, mev-
cut süreçteki önemli başlıklardan biridir. Karbon ticareti
sisteminden ziyade, karbon fiyatlandırmasına gidilmesiyle
oluşacak daha adil bir sistemin geçerli olması yorumları
günceldir. Bu kapsamda, ABD ve Çin gibi ülkelerin de bu
tür bir sisteme yani Kyoto-tipi bir sisteme paralele olması
durumunda, emisyonların azaltılmasının söz konusu ola-
mayacağı aşikârdır. Özellikle fiyatlandırmanın, karbon bazlı
yakıtlara getirilmesi şarttır.
Bilindiği üzere, anlaşmanın küresel iklim değişikliğini
iki derece ile sınırlaması, hayati öneme sahip olacaktır. BM
Çevre Programı’nın (UNEP) küresel boyutta emisyon salım-
larının seyrine yönelik özel raporunda
3
, iklim değişikliğinin
etkilerinin azaltılması için hala erken seviyede olunduğu
vurgulanmaktadır. Rapora göre, 2020 yılında küresel sera
gazı emisyonlarının yüzde 18 ila 27 arasında bir oranla,
Sanayi Devrimi öncesi seviyenin üzerinde olacağı öngörül-
mekte ve böyle bir beklenti, hem iki derece limitinin korun-
maması hem de iklim değişikliği maliyetlerinin daha fazla
olacağı sonucunu doğurmaktadır.
2015 YILININ TÜRKİYE İÇİN ÖNEMİ
Türkiye, uzun süredir emisyon azaltım hedefini açık-
lamamakla beraber, emisyon azaltım çalışmalarını AB ile
katılım müzakereleri çerçevesinde mevzuat uyum çalış-
maları ve proje bazlı çalışmaları ile devam ettirmektedir.
Türkiye’nin ilk “Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı” kap-
samında sunulan hedeflerinin en önemlilerinden biri olan
“ulusal karbon pazarının” oluşturulması çalışmaları da
devam etmektedir.
2015 yılı sonunda imzalanacak
anlaşma
öncesin-
de Türkiye’nin ev sahipliğini yapacağı
G-20 Toplantısı
,
Türkiye’nin uluslararası iklim değişikliği politikası söylemini
yansıtması ve uluslararası alanda “aktif” rol üstlenici ülke
profilini sergilemesi açısından kaçınılmaz bir fırsat olarak
değerlendirilmelidir.
Ayrıca
24-31 Ekim 2014
tarihinde
IPCC Raporu
’nun son
parçası olan Sentez Rapor Kopenhag’ta açıklanacak. Konu-
nun takip edilmesini önemsiyor ve Peru’da önemli kararların
çıkmasını diliyoruz.




