İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
59
ilişkilerin belirli alanlarda nasıl yürüye-
ceğine bakmak gerek. Ancak yine de çok
da parlak bir tablonun hakim olduğunu
söylemek de zor.
15 Temmuz Sonrası
Türkiye-İran İlişkilerinin
Değişen Çerçevesi
Hatırlanacağı üzere, siyasal alanda
özellikle Suriye ve Ortadoğu’daki du-
rum nedeniyle Türk-İran ilişkilerindeki
son yıllarda ciddi sorunlar yaşanıyordu.
Özellikle Arap Baharı, Kasr-ı Şirin Anlaş-
ması’nın (1639) imzalanmasından beri
geçerli olan iki ülke arasındaki ortaklığı
değiştirdi. Ankara ve Tahran, Ortado-
ğu’da bir mücadele içine girdiler. Bu mü-
cadele, Bağdat’tan Aden’e kadar uzanan
bir alanda karşımıza çıkıyor, Irak ve Su-
riye dâhil tüm Ortadoğu’yu kapsıyordu.
Bu durum, Ankara ile Tahran arasında
zaman zaman karşılıklı suçlamalara ve
gerginliklere de yol açmış durumda idi.
İran; Türkiye’nin diplomatik, siyasi, as-
keri ve kültürel girişimlerini kendi aley-
hine görüyordu ve Türkiye’nin nüfuz ve
imkân alanını sınırlandırmak, daraltmak
istiyordu. İran’ın terör örgütü PKK’yı
Türkiye, Irak ve Suriye’de desteklediğine
dair iddialar ve Türkiye-Rusya krizinde
Tahran’ın Türkiye karşıtı duruşu da kötü
giden ilişkilere örnek olarak gösterile-
bilirdi. Bugüne bakıldığında, Ortadoğu’da
bölgesel, ideolojik ve siyasi rekabete tu-
tuşan İran-Türkiye ilişkilerinin mantığı,
özellikleri ve çerçevesi artık değişmiş
durumda. İran-Türkiye ilişkilerinde en
kötü dönem yaşanmış ve önemli bazı
risklerle karşı karşıya kalınmış olunsa
da iki ülkenin, ilişkilerdeki gerginliği
kontrol etmekten yana oldukları anlaşı-
lıyor. Özellikle 15 Temmuz darbe girişi-
minden sonra İran’ın sergilemiş olduğu
duruş ile Arap Baharı öncesinde de belli
açılardan iyi olan Türkiye-İran ilişkile-
rinde de benzer bir seyir gerçekleşecek
gibi görünüyor.
İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif,
15 Temmuz darbe girişiminin ardından
Türkiye’ye ziyaret gerçekleştiren sayılı
diplomatlardan biri. İran Dışişleri Bakanı
Zarif’in Ankara ziyareti, İran’ın, Türkiye
halkı ve hükümetinin gerçek dostu ol-
duğunu, bazı anlaşmazlıklara rağmen,
başarısız darbeye karşı Türkiye’nin yasal
hükümetini desteklediklerinin kanıtı ol-
duğu şeklinde yorumlanabilir. Nitekim,
birlik ve dayanışma mesajlarının verildiği
bu ziyaretin ardından Cevad Zarif, kendi
sosyal medya hesabı
üzerinden
Türkiye demokrasisinin korunmasına
ilişkin mesajlarını paylaştı. Ayrıca barış
için daha fazla işbirliğinden yana bir tavır
sergiledi.
Türkiye-İran İlişkilerinde
Yeni İşbirliği İmkânları
Elbette bu yakınlaşmanın ilişkileri
2011 öncesi seviyesine çekmesi müm-
kün gözükmüyor. Yukarıda ifade edildiği
üzere, İran ve Türkiye arasında başta Su-
riye olmak üzere, uzlaşı bekleyen görüş
ayrılıkları bulunmakta. Bununla birlikte,
darbe teşebbüsü Türkiye ve İran’ı yeni-
den yakınlaştırmış ve iki ülke arasında
ortak menfaatleri görme konusunda im-
kân sağlamış durumda. Ayrıca Türki-
ye ile İran’ın işbirliği etnik ve mezhebi
çatışmaların panzehri konumunda. İki
ülkenin dostluğu, birlikte hareket etmesi
büyük tehlikelerin önüne geçecek en
önemli unsur.
Öte yandan, uluslararası camianın
İran’la ilişkileri normalleştirmeye karar
vermesi P5+1 ülkeleri ile İran’ın başka
ülkelerle iş ve işbirliği yapabilmesine
izin veren Ortak Kapsamlı Eylem Pla-
nı’nı (JCPOA) imzalanması öteden beri
Türkiye’nin arzu ettiği bir sonuç. Eko-
nomik alanda İran özellikle Avrupa ile
ticaretini canlandıracak, ekonomisini
tekrar düzenleyecek. İran büyük bir pa-
zar, yatırım için de bir cazibe noktası.
İran ekonomisinin canlanması Türkiye
için de bir fırsat. Son zamanlarda çok
gerileyen karşılıklı ticaret hacmi arta-
bilir. Ayrıca Türk yatırımcılar için yeni
imkânlar doğabilir. Dolayısıyla, Türk-
İran ilişkilerinin yeni bir ivme kazanması
bekleniyor.
Ambargoların kalkmasıyla beraber
İran’la ekonomik ilişkilerin asla eskisi
gibi olmayacağından herkes emin. Dev
ekonominin kapılarını dünyaya açma-
sının kuşkusuz Türkiye üzerinde de
önemli etkileri olacak. İki ülke nüfusu
toplandığında 160 milyon kişilik 2 tril-
yon dolar büyüklüğünde bir pazarın
söz konusu olduğunun altı çizilmelidir.
İran ve Türkiye’nin ekonomik ilişki-
lerinin geliştirilmesi sadece refahı ar-
tırmayacak, bölgenin istikrarına, barış
ve huzuruna katkı sağlayacak. İki ülke
arasındaki ticaretin önemli bir kısmı-
nı İran’ın Türkiye’ye sattığı petrol ve
doğalgaz oluştursa da bundan sonraki
dönemde başta inşaat, tekstil ve turizm
gibi sektörlerde Türk şirketlerinin hızla
78milyonluk İran pazarına giriş yapma-
sı bekleniyor.
■




