Table of Contents Table of Contents
Previous Page  59 / 84 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 59 / 84 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

57

lecek ilk şey CETA’nın AB’nin diğer yeni

nesil ticaret anlaşmalarına göre daha

özel bir yere sahip olduğu. Neticede Bir-

lik ilk defa gelişmiş bir ülke ile bu derece

kapsamlı anlaşma müzakereleri yürütü-

yor. Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle AB

ile Kanada arasında ithalat vergilerinin

neredeyse tamamı ortadan kalkacak, AB

şirketleri Kanada’daki kamu ihalelerine

katılabilecek, AB şirketleri Kanada’daki

hizmet ve yatırım pazarlarına daha kolay

erişim sağlayacak. Dolayısıyla bir bakıma

CETA, ABD ile yürütülen TTIP müzakere-

leri için de şablon olarak görülüyordu.

Komisyonun tüm olumlu açıklamala-

rına rağmen son dönemde AB içerisinde

CETA ve TTIP konularında rüzgârın so-

ğuk estiği ortada. Özellikle AB vatandaş-

ları arasında bu tür büyük ve kapsamlı

ticaret anlaşmalarına tepki giderek bü-

yüyor. AP üyelerinin bir kısmı, sol parti

temsilcileri, STK temsilcileri AB’yi ticaret

anlaşmaları konusunda yeterince şeffaf

olmamakla suçluyor. Sokaktaki AB vatan-

daşı, çevre ve gıda güvenliği başta olmak

üzere çeşitli alanlarda sahip olduğu stan-

dartların aşağı çekileceğinden ve kendi

karar alıcılarının bu anlaşmalar sonu-

cunda gücünün azalacağından endişeli.

Bu yüzden daha geçtiğimiz ay Almanya

genelinde binlerce kişinin CETA ve TTIP’i

protesti ettiğini, mayıs ayında benzer

protestoların İtalya’da da gerçekleştiğini

hatırlamak gerekiyor.

CETA’dan Brexit’e

Uzanan Zorlu Yol

Başta da ifade ettiğimiz gibi artık AB

içerisindeki her kriz yeni bir sınıf geçme

sınavına dönüşüyor. Nitekim CETA’ya

tüm üye ülkelerden onay alarak 30 Ekim

2016 tarihinde AB başkentinde karizma-

tik Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun

ağırlanabilmesi, AB’nin ticaret politika-

sının geleceği açısından bir güvenilirlik

sınavına dönüştü.

Öncelikle AB’den ayrılma yönünde

karar alan Britanya ile ticari ve ekono-

mik ilişkilerin geleceği için CETA’nın bir

örnek teşkil edebileceği düşünülüyor.

Geçtiğimiz mart ayında Britanya Dışişleri

Bakanı Boris Johnson, Britanya’nın AB ile

tıpkı Kanada gibi sadece ticarete dayanan

ve tarifeleri kaldıran bir anlaşma yapması

gerektiğini açıklamıştı.

Bir diğer husus da Brexit sonrası yeni

AB’nin küresel ticarette güçlü ve kural

koyucu bir lider olmaya devam edeceği

yönünde sinyal vermesi gerekliliği. Yani

AB’nin ticaret politikasının ‘yıkılmadım

ayaktayım’ demesi gerekiyor. Bilindiği

gibi 28 üyeli AB içerisinde ticari libera-

lizasyonu, üçüncü ülkelerle ticaret an-

laşmalarını en fazla savunan, itici güç

konumundaki ülke Britanya idi.

CETA, TTIP tartışmaları, Brexit

sonrası AB’nin ticaret politikası,

Britanya’nın AB ile müzakereleri der-

ken Türkiye açısından en önemli ticari

müzakerelerden birinin yaklaştığını da

hatırlatmak gerekiyor. 2017 yılı Türki-

ye-AB ilişkilerinde Gümrük Birliği’nin

modernizasyonunun konuşulacağı yıl

olacak. AB’nin, üye ülkelerden yüksele-

cek farklı seslerin etkisi altında, ticaret

politikasına nasıl bir yön vermeyi tercih

edeceğine ilişkin pek çok unsur Türki-

ye’yi doğrudan ilgilendiriyor. Britanya

Başbakanı May, 20 Ekim’de AB Zirve-

si’ne katılmak için Brüksel’e geldiğinde

AB’den ayrılan Britanya’nın AB ile daha

fazla diyalog içerisinde olması gerektiği-

ni söyledi. Peki ya AB ile Gümrük Birli-

ği’ni yeniden masaya yatıracak Türkiye?

Sadece AB ile değil kendi aramızda da

ekonomimizi doğrudan ilgilendiren bu

konuları daha yakından izlememiz ve

konuşmamız gerekmez mi?

Ticaretin yanı sıra yatırımlar açısın-

dan da AB ve Kanada’nın güçlü birer or-

tak olduğu görülüyor. AB, Kanada’daki

en büyük ikinci doğrudan yatırımcı ko-

numundayken Kanada da AB’ye en fazla

yatırım yapan dördüncü ülke. 2013 yılın-

da AB şirketlerinin Kanada’ya yaptıkları

yatırım 225 milyar avroya ulaştı.

Bu güçlü ekonomik ilişkilerin daha

da artırılması için 2009 yılında CETA mü-

zakerelerinin başladığı duyuruldu. Uzun

süren müzakereler sonunda nihayet bu

yılın haziran ayında Avrupa Komisyonu,

Konseye CETA’nın imzalanmasını önerdi.

AB’nin işleyişi dikkate alındığında CE-

TA’nın yürürlüğe girebilmesi için Konsey

tarafından kabul edilmesi ve AP’nin ona-

yının alınması gerekiyor. Konsey onayı

ise tüm üye ülkelerin uzlaşısı demek. İşte

tam da bu noktada sorun patlak veriyor.

20-21 Ekim 2016 tarihilerindeki Konsey

toplantısı öncesinde, 18 Ekim’de Lüksem-

burg’da bir araya gelen AB ülkelerinin

ticaret bakanları tam bir uzlaşıya vara-

madan ayrıldı. Bulgaristan ve Romanya,

Kanada’nın kendi vatandaşlarına serbest

dolaşım tanımamasından dolayı süreci

bloke ederken Belçika’nın Valon Bölgesi

Parlamentosu da CETA’yı kabul etmeye-

ceğini açıkladı. Bu durumda Belçika hü-

kümetinin anlaşmaya evet demesi ne yazık

ki mümkün değildi. Dolayısıyla 27 Ekim’de

yapılması planlanan AB-Kanada Zirvesi

ertelendi. Nihayetinde önce Bulgaristan

ve Romanya’nın taleplerinin karşılanacağı

açıklandı, ardından yürütülen sıkı pazar-

lıklarla Valon Bölgesi Yönetimi’nin tarım

ürünleri ithalatına yönelik çekinceleri,

olası ihtilafların çözümlenmesi için ek me-

kanizma oluşturulması yoluyla giderildi.

CETA Bir Kırılma Noktası mı?

Bugünlerdeki tartışma ortamının dı-

şına çıkıldığında bile rahatlıkla söylenebi-

Tablo 1: AB’nin Kanada ile Mal Ticareti (milyar avro)

2011

2012

2013

2014

2015

İhracat

356.8

395.9

382.6

381.7

416.2

Tablo 2: AB’nin Kanada ile Hizmet Ticareti (milyar avro)

2011

2012

2013

2014

2015

İhracat

10.4

11.6

11.7

11.4

12.1

İthalat

15.7

17.4

17.7

16.5

15.9

Kaynak:

Avrupa Komisyonu