İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
91
yanı sıra, konuya ilişkin genel mevzua-
tın öngördüğü etiketleme hükümlerine
de uymak zorundadır.
Türkiye’de Durum Nasıl?
Ülkemizde GDO’lu ürünlere ilişkin
esaslar, 18 Mart 2010 tarihinde ka-
bul edilen 5977 sayılı Biyogüvenlik
Kanunu ile belirleniyor. Bu Kanunun
amacı; bilimsel ve teknolojik gelişme-
ler çerçevesinde, modern biyotekno-
loji kullanılarak elde edilen genetik
yapısı değiştirilmiş organizmalar ve
ürünlerinden kaynaklanabilecek risk-
leri engellemek, insan, hayvan ve bitki
sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşit-
liliğin korunması, sürdürülebilirliği-
nin sağlanması amacıyla biyogüvenlik
sisteminin kurulması ve uygulanması,
bu faaliyetlerin denetlenmesi, düzen-
lenmesi ve izlenmesi ile ilgili usul ve
esasları belirlemektir.
Bunun yanında, genetik yapısı de-
ğiştirilmiş organizmalar ve ürünleri ile
ilgili olarak araştırma, geliştirme, işle-
me, piyasaya sürme, izleme, kullanma,
ithalat, ihracat, nakil, taşıma, saklama,
paketleme, etiketleme, depolama ve
benzeri faaliyetlere dair hükümler de
kanun kapsamında ele alınıyor. Kanuna
göre Türkiye’de GDO ve ürünlerinin gıda
amaçlı olarak kullanılması ve GDO’lu üre-
tim yapılması da tamamen yasak olup,
gıdalarda GDO bulunduranlara 5 ila 12
yıl arasında hapis cezası öngörülüyor.
İnsan, hayvan ve bitki sağlığı ile çev-
renin ve biyolojik çeşitliliğin korunması
ve sürdürülebilir kullanımı göz önünde
bulundurularak GDO veya ürünlerinin
ithalatı, ihracatı, deneysel amaçlı ser-
best bırakılması, piyasaya sürülmesi ile
genetiği değiştirilmiş mikroorganizma-
ların kapalı alanda kullanımına, bilimsel
esaslara göre yapılacak risk değerlendir-
mesine göre karar verilir. Risk değerlen-
dirme sonuçlarına göre risk oluşturma-
yacağı belirlenen başvurular için verilen
kararın geçerlilik süresi on yıldır
7
.
GDO ve ürünlerine yönelik başvuru-
lar, şu durumlarda reddedilir:
Ȉ İnsan, hayvan ve bitki sağlığı ile
çevre ve biyolojik çeşitliliği tehdit
etmesi,
Ȉ Üretici ve tüketicinin tercih hakkı-
nın ortadan kaldırılması,
Ȉ Çevrenin ekolojik dengesinin ve eko-
sistemin bozulmasına neden olması,
Ȉ GDO ve ürünlerinin çevreye yayıl-
ma riskinin olması,
Ȉ Biyolojik çeşitliliğin devamlılığını
tehlikeye düşürmesi,
Ȉ Başvuru sahibinin biyogüvenliğin
sağlanmasına yönelik tedbirleri uy-
gulamak için yeterli teknik donanı-
ma sahip olmadığının anlaşılması.
Bununla birlikte, GDO ve ürünleri
ile ilgili yapılan başvurular hakkında
risk ve sosyoekonomik değerlendir-
meye ilişkin bilimsel raporlar, Kurul
tarafından, biyogüvenlik bilgi değişim
mekanizması vasıtasıyla kamuoyuna
açıklanır.
GDO ve ürünlerine ilişkin Kanun
çerçevesinde belirlenen yasaklar şu
şekildedir:
Ȉ GDO ve ürünlerinin onay alınmak-
sızın piyasaya sürülmesi,
Ȉ GDO ve ürünlerinin, Kurul kararla-
rına aykırı olarak kullanılması veya
kullandırılması,
Ȉ Genetiği değiştirilmiş bitki ve hay-
vanların üretimi,
Ȉ GDO ve ürünlerinin Kurul tarafın-
dan piyasaya sürme kapsamında
belirlenen amaç ve alan dışında
kullanımı,
Ȉ GDO ve ürünlerinin bebek mama-
ları ve bebek formülleri, devam
mamaları ve devam formülleri ile
bebek ve küçük çocuk ek besinle-
rinde kullanılması.
İthalatına izin verilen GDO’ lu yem-
lerin Biyogüvenlik Kanunu ve Biyogü-
venlik Kurulu kararlarına uygun olarak
denetim ve izlenebilirliğinin sağlana-
bilmesi için, ülke içinde dolaşımı, iş-
lenmesi ve depolanması sırasında, bu
ürünlerin hangi firmalar tarafından
ne miktarda ithal edildiği ve kimlere
satıldığı, hangi fabrikalarda işlendiği
ve bunlardan ne kadar yem üretildiği
izleniyor ve denetleniyor.
AB ile yürütülen üyelik müzakere-
lerinde Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve
Bitki Sağlığı faslınınmüzakereye açılması
öncesinde kabul edilen Biyogüvenlik Ka-
nunu ile ABmevzuatına uyumsağlanmış-
tır. Bir ürünün GDO’lu sayılabilmesi için
öngörülen eşik değer AB’nin de kabul
ettiği şekilde binde 9 olarak belirlenmiş-
tir. Kanun ile ayrıca AB müktesebatının
uyumlaştırılması çabasına yönelik, 2007
Yılı Tarama Raporu ve 2009 Yılı İlerleme
Raporu’nda görülen eksiklikler gideril-
miş, ilgili faslın açılış kriterleri yerine
getirilmiştir. Görüldüğü gibi, AB’de de
sürekli değişim gösteren bir alan olan
GDO’lu ürünlerin kontrolü ve denetimi
konusunda, AB mevzuatı yakından izle-
nerek, Türkiye’de tarım ve ürün güven-
liği açısından en olumlu uygulamaların
benimsenmesi hedeflenmelidir.
■




