Table of Contents Table of Contents
Previous Page  106 / 108 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 106 / 108 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

104

BRÜKSEL’DEN BAKINCA

Belçika’nın AB içindeki ağırlığı nedir

ki deyip geçmek mümkün; ama bence

öyle yapmamalı, cidddiye almalıyız.

Çünkü bu görüş, AB’de giderek daha

fazla taraftar topluyor ve ciddiye alını-

yor. Boş bir söylem değil.

Bir süredir AB siyaset alanında

Türkiye’nin katılım süreci açısından

durum pek parlak değildi. Şu an iti-

barıyla AB siyaseti, bir bütün olarak

üyeliğimizi pek içine sindirebilmiş de-

ğil. Bir başka deyişle, bu gün itibarıyla

üyeliğimize tereddütle bakan güçlerin

olumlu bakanlardan daha fazla olduğu

söylenebilir. Bizde de muhtemelen du-

rum aynıdır, AB üyeliğine şevkle bakan,

hevesle isteyenlerin çoğunlukta olma-

dığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Genel seçimlerden sonra bu tablo

değişir mi? Yeni kurulacak hükümetin

AB politikasına bağlı. Yeni bir anayasa

bambaşka bir Türkiye resmi ortaya

çıkarabilir. AB Türkiye’de seçimlerden

sonra yaşanacak değişiklikleri görme-

den yeni bir adım atmayacaktır. Umarız

sonuçta ciddi bir geri dönüş yaşanır, AB

reformları tekrar gündeme girer, üyelik

süreci buzdolabından çıkarılır ve hızla

ileri götürülür.

AB siyaset yelpazesine bir göz attığımızda “Türkiye

‘mutlaka’ ve mümkün olan en kısa sürede AB üyesi

olmalıdır” diyen tek bir kesimin dahi olmadığını görürüz.

Avrupa Komisyonunun İzleme Raporu hakkında bir değer-

lendirme daha: 18 yıldır her rapora, sanki içeriğini ilk kez gör-

müş gibi tepki gösteriyoruz, önce merak ediyoruz, görünce de

şaşırıyoruz. Ben de neden şaşırdığımıza şaşırıyorum. Sonuçta

bu rapor bir liste; “bizim” yaptıklarımızın listesi, başkalarının

değil. Raporda yer alan her şeyi geçtiğimiz bir yıl içinde “biz”

yaptık, yaşadık, gördük, duyduk, beğendik, kızdık, eleştirdik, iç-

selleştirdik, unuttuk... İçinde bilmediğimiz hiçbir şey yok (belki

AB’nin yapılanı beğenip beğenmediğini ima edecek birkaç mah-

çup sözden başka). Hepsini biliyoruz. Yine de dışarıdan birileri

tarafından bir araya getirilip kŸğıda dökülmüş halini görünce

(meşrebimize göre) şaşırıyoruz, kızıyoruz, yetersiz buluyoruz

“az bile yazmış” diyoruz, ileri gittiğini düşünüyoruz “çok abart-

mış” diyoruz, beğeniyoruz, reddediyoruz, dengeli buluyoruz,

dengesiz ve yanlı buluyoruz vs. Ama ne yapalım, aynaya kızmak

insanoğlunun doğasında var. İşin bir de şu yönünü düşünün;

kamuoyunun tepkisi ne olursa olsun, biz teknik uzmanlar açı-

sından bu raporlar sık sık kapağını açıp başvurduğumuz birer

referans belgesi. Şahsen en fazla merak ettiğim şey şu: Bu işin

sonu gelene kadar daha kaç rapor yazılacak?