87
sürecinin süre, derinlik, zamanlama ve sıralama açılarından
farklı olması da haliyle sonucu etkiliyor ve hesap yapmayı
zorlaştırıyor.
Bir diğer zorluk ise, dünyadaki hemen tüm ülkelerin za-
man içinde zaten büyüyor olmaları. AB üyeliğinden belli bir
süre sonra istatistiklere bakınca büyüme göreceğiniz kesin,
ama “
acaba bu büyüme tam üyeliğe mi bağlı?
” sorusunun
cevabını vermek pek kolay değil. Niçin değil? Türkiye örne-
ği üzerinden açıklayayım: Biliyoruz ki son 12 yılda kişi başı
milli gelirimiz neredeyse üç katına çıktı. Eğer 2004 yılında
AB üyesi olsaydık, bugün geriye bakıp bu artışı AB üyeliğine
bağlamaz mıydık? Bağlardık! Ya da, eğer AB üyesi olsaydık,
acaba gelirimiz üç değil de beş katına mı çıkardı diye dü-
şünmez miydik? Düşünürdük! İşte bu güçlükler literatüre
de yansımış. Üyelerin siyasi ve sosyal yararları üzerinde
yüzlerce yayın olmasına karşın, ekonomik etkileri konudaki
çalışmaların sayısı son derece sınırlı ve mevcut çalışmaların
tümünde, çalışmayı yapanlar sonuçlara (yukarıda değinilen
zorluklar nedeniyle) çok büyük bir ihtiyat payıyla yaklaşıl-
ması gerektiğinin altını çizmişler.
Gerçekten de, AB’nin yarattığı barış ve güven duygusu-
nun önemi inkâr edilemez. Hatta, bunun yarattığı huzur or-
tamının ekonomik alana olumlu etkiler yaptığı da muhak-
kaktır ama iş hesaplamaya gelince durum değişmektedir.
Daha fazla demokrasi, daha geniş bireysel haklar, daha çok
eşitlik, daha serbest seyahat vb. herkesin“
evet
”deyip yarar-
lanacağı hususlardır ama daha fazla gelir, daha çok kazanç,
daha fazla refah da insanoğlunun olmazsa olmaz talepleri
arasındadır. Bir noktadan sonra şu sorunun sorulması do-
ğaldır: “
AB’ye katılan ülkeler, eğer katılmasalardı kişi başı
milli gelirleri ve işgücü verimlilikleri nasıl gelişirdi? Durumları
daha iyi mi olurdu daha kötü mü?
”
Literatürü tararken, bu sorulara cevap veren yeni bir
çalışmaya rastladım
1
. Yukarıda sıraladığım zorlukları bü-
yük ölçüde aşmalarını sağlayan bir metodla sorumuza ce-
vap aramış ve bulmuşlar. Detaylara girmeyeceğim, merak
edenler çalışmayı bulup inceleyebilirler. Ben kısaca sonuç-
ları sizlerle paylaşmak istiyorum. Söz konusu çalışmaya
göre;
Eğer AB etrafındaki siyasi ve ekonomik entegrasyon ol-
masaydı, Avrupa’nın milli geliri bugün olduğundan ortalama
yüzde 12 daha düşük bir seviyede olurdu. Ortalama büyüme
hızları ortalama 1,2 puan daha düşük gerçekleşirdi. Ve işgü-
cü verimliliği de daha düşük seviyede oluşurdu.
1973, 1980’ler, 1995 ve 2004’de gerçekleşen genişle-
melerde AB’ye üye olan 19 ülkenin (Yunanistan hariç) ta-
mamında (değişik oranlarda olmakla birlikte) artış kayde-
dilmiş. Yunanistan için ise “
eğer tam üye olmasaydı, bugün
milli geliri daha yüksek olurdu
” sonucuna ulaşılmış. Tabii ki
buradan “
o zaman Yunanistan bir an önce AB’den çıksın
”so-
nucuna zıplamamak gerek. Ancak en azından, eğer Türkiye
Yunanistan’la aynı anda AB üyesi olsaydı,nasıl olurdu diye
düşünenler ve konuşanlar, hamasi sloganlar yerine böyle-
sine ciddi ve bilimsel çalışmalarla konuşsalardı acaba nasıl
olurdu diye sorabiliriz.
Çalışmada her ülke ile ilgili çok güzel ve ilginç detaylar
var ama tamamını buraya aktaracak yerimiz yok. Örneğin
İngiltere, üyelik süreci biraz gecikmeli ve tartışmalı olsa
da, üyelikten ciddi biçimde yararlanmış; en fazla da Tek
Pazar’dan. Ama artık yetmiyor olmalı ki, şimdi de şansını
tekrar AB dışında denemek istiyor. 2004 genişlemesi ile
AB’ye katılan ülkelerde ise, ülke bazında farklı sonuçlar
ortaya çıkmış olsa bile, olumlu etkiler resmi katılım tarihin-
den bir kaç sene önce gerçekleşmeye başlamış.
1
Nauro Campos, Fabrizio Coricelli
and Luigi Moretti,
Economic
Growth and Political Integration:
Estimating the Benefits from
Membership in the European
Union Using the Synthetic
Counterfactuals Method
, April
2014, IZA Discussion Paper
No: 8162.




