B R Ü K S E L ’ D E N B A K I N C A
86
19
65
giderek artan AP’nin bünyesinde yeni bir birim oluştu-
rulmuş. Adı: “Katma Değer Birimi” (
Value Added Unit
). Bu
birimdeki uzmanlar, gerek Komisyon tarafından önerilen,
gerekse AP tarafından kendi insiyatifi ile gündeme getirilen
mevzuat üzerinde bir çalışma yapıyor ve bu yeni yasayla ge-
tirilen değişikliklerin, bir ilave değer yaratıp yaratmadığını
ölçmeye çalışıyor. Sadece muhtemel etkiyi değil yaratılacak
ek faydayı ölçtüğü için yukarıda değindiğimetki analizinden
farklı bir kavram. Henüz yeni bir yaklaşım, ama yakından
izlemekte ve örnek almakta fayda var diye düşünüyorum.
Dediğim gibi, “uzman” çevresinden biraz çıkıp konula-
ra “normal” gözle bakan kişilerle konuşmak insanın zihnini
zenginleştiriyor. Ne güzel, Avrupalı işadamları -olması ge-
rektiği gibi- konulara, “
AB’den ne alacağım
”diye yaklaşıyor-
lar diye düşünürken, bu defa da Brüksel’in Türkçe yayın ya-
pan tek radyo istasyonunda bir söyleşi programına katıldım.
AB’yi konuştuğumuz toplantıya bağlanan dinleyicilerden
en çok hangi soru geldi dersiniz?
“AB bize ne verecek?”
.
Gerçekten de soruyu tam bu kelimelerle sordular; ama
uzun yıllardır AB ülkelerinde yaşayan insanlarımız AB’nin
kimsenin (bireylerin) cebine nakit para koymadığını bil-
diklerine göre, aslında sormak istedikleri AB üyeliğinden
ülkemizin ne kazanacağı, nasıl bir ilave değer elde edeceği
idi. Bu, aslında benim de uzun yıllardır üzerinde çok kafa
yorduğum bir diğer konu. Acaba AB üyeliğinin bir ülkeye,
bir bütün olarak katkılarını bir para birimi cinsinden hesa-
betmek, ifade etmek mümkün mü?
Zor bir soru. Çünkü AB, sadece ekonomik değil, aynı
zamanda bir siyasi entegrasyon projesi. Siyasi gelişmelerin
ekonomik etkileri olduğu gibi tam tersi de oluyor. Bu an-
lamda bir iç içe geçmişlik söz konusu ve bu da matematiksel
bir analiz yapmayı çok güçleştiriyor. Her yeni üyenin katılım




