15
Soru: Avrupa Komisyonu 17’nci İlerleme Raporu’nu 8
Ekim’de açıkladı. AB gündeminin en sıcak konusu bu.
Cevap:
Evet, rapor yeni açıklandı. Daha sıcak ama bu
sıcaklığı kim hissetti? Pek fazla hisseden olmadı. Kısacası
kamuoyunun gündeminde pek fazla yer bulamadı.
Soru: Haklısınız, geçmiş yıllara nazaran Türkiye’nin
gündeminde fazla yer bulduğunu söyleyemeyiz. Oysa ra-
porda ciddi eleştiriler bulunuyordu. Sizce bu rapor, amacına
hizmet ediyor mu?
Cevap:
Amacına hizmet ettiğini söyleyemeyiz. Çün-
kü ilerleme raporlarının Türkiye’nin AB’ye tam üyelik için
yürüttüğü müzakere sürecindeki eksiklikleri, gelişmeleri
içermesi ve sürecin en kısa sürede tamamlanabilmesine
ilişkin de tavsiyelerde bulunması gerekiyor.
Hiçbir ülke daha önce böyle bir müzakere süreci yaşa-
madı ve hiçbir ülke için daha önce bu nitelikte ve bu kadar
çok sayıda ilerleme raporu hazırlanmadı. Bugüne kadar
Türkiye için toplam bin 786 sayfadan oluşan 17 rapor ha-
zırlandı. Bunu neyle mukayese edelim. Avrupa Birliği’nin
temel antlaşmalarından Lizbon Antlaşması’yla mukayese
edelim. Türkiye için yazılan raporların uzunluğu Avrupa
Birliği’nin temel antlaşmalarından biri olan Lizbon Antlaş-
ması’nın 6,5 katı. Biz şunu arzu ediyoruz: Biz Türkiye olarak
AB ile müzakere ediyoruz.
Müzakerelere başladıysak bu, Türkiye bir gün AB’ye
tam üye olacak demektir. Bu yüzden raporlar, eleştirel
olmanın yanı sıra tam üyelik hedefine uygun bir biçimde
yapıcı ve yol gösterici de olmalı.
Oysa bu raporda çokça eleştiri yapılıyor ve bununla ye-
tiniliyor. Eleştiriye neden olan durumları ortadan kaldırmak
için “
birlikte çalışalım
”dediğinizde ise Güney Kıbrıs’tan kay-
naklanan, Fransa’dan kaynaklanan ya da AB’nin mevzuatla-
rından kaynaklanan ya da bu şekilde gerekçelendirilen blo-
kajlarla karşılaşıyorsunuz. Eleştirilerin odak noktasındaki
konuları içeren çok sayıda müzakere başlığı, AB tarafından
bloke edilmiş durumda.
Bizimle aynı dönemde müzakerelere başlayan Hırva-
tistan şu anda tam üye. Biz ise toplam 35 müzakere baş-
lığından 14’ünü açabildik ve bunlardan bir tanesini “geçici
olarak” kapatabildik. Halbuki bu başlıkların hepsinin açıl-
mış ve tamamlanmış olması gerekiyordu.
Örneğin son İlerleme Raporu’nda, Türkiye’deki temel
hak ve özgürlükler konusunda ciddi eleştiriler bulunuyor.
Oysa bu konudaki müzakere başlıkları yine AB tarafından
bloke edilmiş durumda.
Soru: 17’nci İlerleme Raporu’nda bir önceki raporlama
dönemine göre Türkiye’de; 6 fasılda AB müktesebatında iler-
lemenin arttığı, 11 fasılda AB müktesebatında ilerlemenin
azaldığı, 16 fasılda AB müktesebatında ilerlemenin sabit
kaldığı belirtiliyor. Neden bazı fasıllarda ilerlerken bazıların-
da yerimizde sayıyor, bazılarında da geriliyoruz? Elbette ki
blokajlar var; ama Türkiye de üstüne düşeni yapmıyor gibi
görünmüyor mu?
*
İKVYönetim Kurulu Başkanı
Ömer CihadVardan ile
gerçekleştirilen röportaj, 19-25
Ekim 2014 tarihli
Bloomsberg
Businessweek Türkiye
dergisinde
yayımlanmıştır. Röportaj:
Tolgahan Özkan, fotoğraf:
Gürcan Öztürk.
Cevap:
Şimdi, bu iki taraflı bir ilişki. Bu ilişkiyi yürütür-
ken Türkiye tarafında bir yavaşlama, bir isteksizlik görünü-
yor olabilir; ama bu durumun oluşmasında karşı tarafın da
payı var. Sebepleri iyice irdelememiz lazım. Türkiye müza-
kere sürecine çok hızlı başlamış ve çok sayıda reform ger-
çekleştirmişti. Peki, bu hızlı reform süreci neden yavaşladı?
Bunun sebeplerine baktığımızda blokajları görüyoruz. AB
tarafından, daha önce hiçbir aday ülkenin önüne getiril-
meyen usullerin Türkiye’nin önüne getirildiğini görüyoruz.
Müzakereler tam üyelikle sonuçlanır. Müzakerelerin
amacı budur. Bu nedenle müzakerelere başlayan ülkeye
bir gün tam üye olacağı gerçeğine uygun şekilde davra-
nılır. Oysa Türkiye’ye bu şekilde davranılmıyor. Sanki Türki-
ye’nin üye olması engellenmek istenircesine bazı teklifler
masaya getiriliyor.“İmtiyazlı üyelik”,“hazım kriterleri”gibi
yeni kurallar öne sürülüyor. Türkiye müzakereler başladı-
ğında da 70 milyonun üstünde bir ülkeydi. Hazım kabili-
yeti nereden çıktı şimdi…
Soru: İlerleme Raporu’nda Türkiye’de yargının bağım-
sızlığı, tarafsızlığı ve etkinliğine ilişkin endişelerin arttığına;
başta HSYK düzenlenmesi, Anayasa Mahkemesi kararları,
yeni internet yasası ve MİT Kanunu olmak üzere, yeterli da-
nışma ve hazırlık süreçleri tamamlanmadan çıkartılan kritik
AB’nin siyasi blokajları,
elimizi kolumuzu bağlıyor.
Blokajlar kalkmalı.




