66
19
65
B R Ü K S E L ’ D E N B A K I N C A
cata dayalı büyüme modellerinin artık eskisi gibi işlemedi-
ğinin farkındalar. En güzel örnekse kapı komşuları Japonya...
Japonya’nın geçtiğimiz on yıldaki toplam büyümesi yüzde
4,38. Bu oranın, Çin’in yıllık büyümesinin yarısı kadar oldu-
ğunu anımsatalım. Bu durumun müsebbibi, Japonya’nın de-
ğişmeyi unutması olabilir mi?
Geçtiğimiz günlerde bir toplantıda Çin Ticaret Oda-
sı Başkan Yardımcısı şunları söyledi: “
Dünya bir değişim dö-
neminden geçiyor. Her yerde belirsizlik görülüyor, büyüme ya-
vaşlıyor. Mutlaka değişmeliyiz.
” Rusya Federasyonu Başkan
Yardımcısı’nın sözleri de şöyle: “
Tüm göstergelere göre gayet
iyi durumdayız. Yine de biliyoruz ki yeni bir model bulamaz-
sak sonumuz iyi değil. ‘Çin’de ucuza üret, bir yerlere sat’ döne-
minin sonu geliyor ama yerine ne koyacağız belli değil
.”Güney
Amerika’nın mesajı da farklı değil: “
Eski modelimiz ‘Bireyler
topluma ne kazandırır’ üzerine kurulmuştu ama artık işlemi-
yor. Çocuklarımız ve torunlarımız için değişmeliyiz.
”
AB de aynı çizgide... Önümüzdeki yıllarda yaratılacak
küresel büyümenin yüzde 90’ının Avrupa dışında gerçekle-
şeceği gerçeği karşısında, AB’nin bu büyümeden yararlan-
mak için dış ticaretten başka yolu yok.
HER ŞEY KARŞITIYLA VAR OLUYOR
Yeryüzünde hep olageldiği gibi her şey karşıtıyla birlik-
te var. Bir yerde liberalizasyon, başka bir yerde ise koruma-
cılık rüzgârları esiyor. Üst üste gelen mali ve ekonomik kriz-
ler, dünyanın önemli ithalatçı ekonomilerinde merkantalist
-ihracat iyidir, ithalat kötü- eğilimlerin başkaldırmasına yol
açtı.
Avro krizinin giderek derinleştiği AB’de de bir yandan dış
ticarette korumacılık rüzgârları eserken, Avrupa Komisyonu
“karşılıklı pazar açma”odaklı iddialı bir dış ticaret programı-
nı savunuyor. Küresel eğilim, şimdilik liberalizasyon yönün-
de ağır basıyor. Avrupa Komisyonu’nun iç kullanım için hazır-
ladığı, belli başlı ekonomik ortaklarıyla ticari ve yatırım iliş-
kilerini irdeleyen “Büyümenin Dış Kaynakları” başlıklı rapor-
da, kamu harcamalarının bu derece baskı altında olduğu ve
iç talebin çok zayıf kaldığı bir ortamda ticareti artırmanın ye-
niden büyümeye geçmek için mevcut az sayıdaki araçtan bi-
risi olduğu öne sürülüyor ve iddialı bir dış ticaret atağının,
AB milli gelirinin yüzde 2’sine tekabül eden 275 milyar avro
kazanç sağlayacağı ifade ediliyor. Bu miktarın, AB çapında 2
milyon yeni istihdam yaratılması anlamına geldiğinin altı-
nı çizmemiz gerek.
Şu tablo, halen müzakereleri sürmekte olan ya da po-
tansiyel STA’ların GSMH, ithalat ve ihracat üzerindeki etkisini
daha net şekilde ortaya koyuyor.
Bu noktada sorulması gereken soru şu: Biz bu açı-
dan hangi noktadayız? İş dünyası olarak, Serbest Ticaret
Anlaşmaları’na artık AB ile aramızdaki bir egemenlik hakkı
meselesi gibi bakmanın zamanı belki de gelip geçiyor. Gü-
ney Kore’nin ihracat performansından tatmin olmadığı, “
Bu
yapı bizi 10-15 yıl daha taşımaz
” diye düşündüğü bir ortam-
da, bizim de biraz daha endişeli olmamız gerekmez mi?
GSMH (%)
Milyar Avro
Toplam İhracat (%) Milyar Avro
Toplam İthalat (%)
Milyar Avro
ABD
0,52
65,7
1,40
21,4
1,35
22,7
Japonya
0,34
42,9
3,95
60,5
1,20
20,2
Kanada
0,08
10,1
0,30
4,6
--
--
ASEAN
0,04
4,4
1,60
24,5
1,40
23,6
Hindistan
0,03
3,8
0,55
8,4
0,55
9,3
MERCOSUR
0,16
19,6
0,55
8,4
0,60
10,1
Çin
0,03
3,8
0,07
1,0
0,06
1,0
Güney Kore
0,08
9,5
1,20
18,4
1,10
18,5
TOPLAM
1,4
177,4
9,6
147,2
6,3
105,4
Verimlilik Etkisi
0,78
101,1
TOPLAM
2,18
278,5