65
Önümüzdeki yıllarda yaratılacak küresel büyümenin yüzde 90’ının Avrupa dışında gerçekleşeceği gerçeği
karşısında, AB’nin bu büyümeden yararlanmak için dış ticaretten başka yolu yok. Geçtiğimiz haftalarda,
Güney Kore’nin yanı sıra Çin, Rusya ve Güney Amerika ülkelerinin ekonomilerinin ele alındığı bir dizi
toplantıya iştirak ettim. Hepsinde benzer mesajlar verildi. Güney Kore Ticaret Bakanı’nın konuşma yaptığı
konferansın başlığı bile ders gibi: “Serbest Ticaret Anlaşmaları Toplumları Değiştirebilir mi?”
çok korumacı Japonya gibi önemli ekonomiler de bu fikre sı-
cak bakmaya başladılar. Bu da işleri hızlandırdı.
En hızlı gelişme Güney Kore ile kaydedildi. Yeni nesil,
iddialı, kapsamlı ticaret anlaşmalarının bu ilk örneği, 2011
yılı Temmuz ayında çalışmaya başladı. Anlaşmanın ilk yılı
sonuçları, AB’nin ciddi bir ekonomik ve finansal kriz içinde
olmasına rağmen tarafları memnun etti. Anlaşmanın ilk yıl
sonuçlarına ve tarafların memnuniyet sebeplerine geçme-
den önce söz konusu yeni nesil ticaret anlaşmaları ile Güm-
rük Birliği’nin ne gibi farklılıkları olduğuna kısaca bir göz at-
makta yarar var.
AB-Güney Kore Anlaşması, hem sanayi hem de tarım
ürünlerinde tarifelerin kaldırılmasını öngörüyor. Sadece çok
istisnai birkaç tarım ürünü anlaşmanın kapsama alanı dışın-
da kalmış. Bilindiği üzere Türkiye-AB Gümrük Birliği, sade-
ce sanayi ürünlerini ve kısmen işlenmiş tarım ürünlerini kap-
sıyor.
Onlarda da indirim -bizimki gibi- kademeli olarak ger-
çekleştirilecek: 2016 yılına dek ticaretin yüzde 98,7’si güm-
rük vergisiz gerçekleşiyor olacak ve takvimin tamamlanma
tarihi olan 2031 yılı geldiğinde bu oran yüzde 99,9’a ula-
şacak. Tarife dışı engellerin kaldırılması içinse bizde olduğu
gibi, biraz daha zamana yayılmış bir dizi mevzuat değişik-
liği öngörülmüş durumda. Standartlar, uygunluk değerlen-
dirmeleri gibi genel hükümlerin yanı sıra elektronik aletler,
otomotiv, eczacılık ürünleri, tıbbi araç ve gereç ile kimyasal-
larda özel avantajlı hükümler getirilmiş. Canlı hayvan, et ve
nebatat ticaretinin gelişebilmesi için de sağlık ve bitki sağlı-
ğı hükümleri unutulmamış.
Yine Gümrük Birliği kapsamında yer almayan bir başka
konu da AB-Güney Kore Anlaşması’nda kendisine yer bulmuş
durumda: Kamu alımları… Taraflar, Dünya Ticaret Örgütü
kapsamında verdikleri genel taahhütlerin ötesinde belli ko-
nularda kamu alımları pazarlarının bir bölümünü birbirleri-
ne açmayı taahhüt etmişler. Bu konu da Gümrük Birliği’nde
yer almıyor.
Benzer şekilde, bizde olmayan hizmetler sektöründe de
açılım sağlanmış durumda. AB hizmet sağlayıcılarının ve ya-
tırımcılarının Güney Kore pazarına daha rahat ve daha uy-
gun koşullarla girebilmelerine ve yerli şirketlerle araların-
da ayrımcılık olmayacağına dair hükümler anlaşmaya dâhil
edilmiş. Buradaki açılımın, Güney Kore’nin şimdiye kadar bir
üçüncü ülkeye karşı verdiği en büyük taviz olduğu belirtili-
yor. Özetle telekom, çevre, inşaat, mali hizmetler, posta hiz-
metleri, yasal danışmanlık, muhasebe, mühendislik, mimar-
lık gibi yüzden fazla sektörde pazar, Avrupalı firmalara açılı-
yor. Örneğin telekom sektöründe yerli ortak şartı kaldırıla-
rak, iki yıl içinde, AB şirketlerinin Güney Kore’de yüzde 100
sahiplikle bu alanda faaliyet göstermeleri mümkün olacak.
Anlaşmanın işleyişine ilişkin yapısal kurgulama da,
Türkiye-AB Gümrük Birliği’nden farklı düzenlenmiş. Bakan-
lar düzeyindeki Ticaret Komitesi’nin yanı sıra 7 özel komite
ve 6 çalışma grubu muhtemelen konulara daha detaylı yak-
laşma imkânı sağlayacak. Bizde ise teknik konuların tamamı
Gümrük Birliği Ortak Komitesi (GBOK) adı verilen tek bir nok-
tada değerlendiriliyor.
Şimdi bakalım; taraflar bir yıl içinde bu anlaşmadan ne-
ler kazanmış, neler kaybetmiş:
●
AB’nin Güney Kore’ye ihracatı ilk 9 ayda 6,7 milyar avro
artmış. Bu 2007-2011 yıllarının aynı dönem ortalaması-
na göre yüzde 35 artış anlamına geliyor. Gümrük vergi-
lerinin kaldırıldığı mallar itibarıyla artış oranı yüzde 46.
●
Sıfırlanan gümrük vergilerinden AB ihracatçılarının ce-
bine ilk 9 ayda 350 milyon avro girdiği hesaplanıyor. Üs-
telik ithalatçıların kârı daha fazla olmalı.
●
AB’nin Güney Kore’ye karşı dış ticaret açığı azaldı. Yani
AB mutlu...
●
Peki ya Güney Kore? Onlar da yüzde 0,9 oranında azalan
toplam ihracata rağmen mutlu, çünkü bu düşüş AB’deki
krizle ilgili: “
Eğer STA olmasaydı, düşüş çok daha fazla
olabilirdi
”diyorlar.
●
Üstelik sektör bazında bakılırsa ilk 9 ayda Güney
Kore’den yapılan otomobil ithalatı yüzde 17 oranında
artmış. Bu oran 50 bin otomobile karşılık geliyor.
●
Aynı dönemde AB’nin Güney Kore’ye yaptığı doğrudan
yatırımlar -iş ve istihdam demek- yüzde 65 artışla 3,56
milyar avroya yükselmiş durumda.
Hizmetler sektörü ve tarife dışı engellerin kalkmasının
etkilerinin henüz hissedilmediği, ancak daha uzun vadede
ortaya çıkacağı düşünülürse,“
alan memnun, satan memnun
”
durumunun -ya da kazan-kazan sürecinin- süreceğini söyle-
yebiliriz.
Bu çok kısa özet bile anlaşmanın ne kadar iddialı ve kap-
samlı olduğunu göstermeye yetecektir. Peki, Güney Kore gibi
dış ticaret ile büyüyen, bu alanda Türkiye’ye göre daha ile-
ri gitmiş, yüksek ticaret rakamlarına ulaşmış bir ülke ne-
den böyle bir anlaşma imzalıyor ve pazarını AB’ye açma ka-
rarı alıyor? Neden basit: Dış ticaretin milli gelire oranı yüz-
de 96’ya ulaşmış bile olsa bu durumlarının bir anda altüst
olabileceğini, uluslararası rekabetteki avantajlı pozisyonları-
nı bir anda kaybedebileceklerini biliyorlar. Eski model ihra-