D O S Y A
22
19
65
lamak, hatta bu filmi, söylemin eyleme tezahürü olarak gör-
mek de mümkün olabilir.
“BUNU TARTIŞAMAZ MIYIZ?”
PROVOKASYON VE ŞİDDET
İfade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki çizginin
kaybolduğu yerde şiddet, provokasyonun da etkisiyle, alıp
başını yürüyor. Aynen
Müslümanların Masumiyeti
veya Hol-
landalı yönetmen Theo Van Gogh’un öldürülmesinde olduğu
gibi... İslam’da kadına yönelik şiddeti konu alan
İtaat (Sub-
mission
) filminin ardından tehditler yağdırılan Hollandalı
yönetmen Theo Van Gogh, 2004 yılında Amsterdam’da, Mu-
hammed Bougeri isimli Faslı Müslüman bir genç tarafından
üç el ateş edilip, sonrasında da defalarca bıçaklanarak öldü-
rülmüştü. O dönemde, özellikle Avrupa medyasında yönet-
menin öldürülmesi kadar ilgi çeken bir diğer detay ise Van
Gogh’un son anlarında Faslı katiline dönüp “
Can’t we discuss
this?
”(
Bunu tartışamaz mıyız?
) diye sormasıydı
5
.
Bu örnekte görüleceği üzere medya, bu tür olayları
ele alırken kullandığı dil, hikâye ve hatta görsellerle, konu-
yu bambaşka bir boyuta çevirmekte oldukça usta. Hep söyle-
nilen “medyanın gücü”de tam burada devreye giriyor. Med-
yanın gücü ile benzer olaylardan, bu tür insanın kanını don-
duran detaylar ayıklanıyor ve bunlar Batı’da “
Bakın, bu bile
Müslümanlarla müzakere edilemeyeceğini gösterir
” şeklinde-
ki yargıların oluşmasına sebep oluyor. Yani “eser”, üretilme
amacına kolaylıkla ulaşıyor. Çünkü bu tür “eserler” şiddet ve
nefret doğursun diye hazırlanıyor ve doğuruyorlar da.
Çok benzer bir durumun
Müslümanların Masumiyeti
için de geçerli olduğunu söylemek mümkün. Dünya’nın sa-
dece 13 dakika 51 saniyelik fragmanıyla (
trailer
) tanıdığı fil-
min, aslında uzun metrajlı bir film olduğu; Amerika’da bir si-
nemada gösterildiği ancak hiç ilgi çekmediği; Haziran ayında
video paylaşım sitesi
YouTube
’a kısa bir fragmanının yüklen-
diği; Mısırlı Kıpti bir televizyon yapımcısı olan Nakoula Bas-
seley Nakoula’nın önce kendi İnternet sitesi ve
blog
unda fil-
mi yayımladığı ve nihayet Arapça altyazı ile Mısır’daki sine-
mada göstermeye çalıştığı söyleniyor. Üzerine bunca fırtına-
ların koparıldığı “eser” ile ilgili kesin bir bilgi yok; her şey bir
varsayım üzerinden hareket ediyor. Ama önemli olan, film,
medyanın da etkisiyle çekilme amacına tam olarak hizmet
ediyor:
Şiddete, kışkırtmaya ve provokasyona.
Sonuç; ABD’nin Libya Büyükelçisi Chris Stevens ve üç
elçilik çalışanının Bingazi’de öldürülmesine; Pakistan De-
miryolları Bakanı Gulam Ahmed Billur’un filmin yönet-
meni Nakoula’nın başına 100 bin dolar para ödülü koyma-
sına
6
; Pakistan’da, Lübnan’da, Mısır’da, Irak’ta, Suriye’de,
Malezya’da, Tunus’ta ve dünyanın birçok Arap ülkesinde fil-
me yönelik yapılan protesto gösterilerinde yüzlerce kişi-
nin ölmesine; sinema salonları ve ABD ile İsrail bayrakları-
nın yakılmasına; en talihsizi de Pakistan’da yakılan sinema-
nın köşesinde haber kovalayan bir televizyon minibüsünün
şoförünün göstericiler tarafından katledilmesine kadar da-
yanan kaos ortamı
7
. Herhangi bir estetik veya sanatsal değe-
ri olmayan; oyuncuları bilinmeyen; 5 milyon dolara mal ol-
duğu söylenen ama filmin hiçbir yerinde bu rakama değer
Müslümanların Masumiyeti
veya benzer üretimler, ifade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki çizginin
ne kadar ince olduğunu bizlere gösteriyor. Tartışma, ifade özgürlüğünün sınırlarının sorgulanması
noktasında donup kalıyor. İşin içine şiddet veya şiddete teşvik girince, konuya ilişkin tartışmaların kana,
ölüme ve provokasyona bulanmış halleri de ortaya çıkıyor.”
5
The Independent,
.
independent.co.uk/news/people/
profiles/ayaan-hirsi-ali-my-life-under-
a-fatwa-760666.html, ErişimTarihi:
01.10.2012.
6
TheTelegraph,
telegraph.co.uk/news/worldnews/
asia/pakistan/9559842/Pakistani-
government-minister-offers-bounty-
for-killing-Innocence-of-Muslims-
makers.html, ErişimTarihi: 27.09.2012.
7
IFEX,
/
pakistan/2012/09/25/violent_
protests/, ErişimTarihi: 27.09.2012.
1...,12,13,14,15,16,17,18,19,20,21 23,24,25,26,27,28,29,30,31,32,...68