21
Batılığının, Doğu’nun da Doğuluğunun gereklerini göster-
mekten çekinmediği, artık alışık olduğumuz tabloyu bir kez
daha gözler önüne seren, İslamofobi tartışmalarına yepyeni
boyut kazandıran bir“üretim.”İfade özgürlüğüyle nefret söy-
leminin, özellikle 11 Eylül saldırıları sonrasında hızla artan
bir seyir izleyen Müslüman düşmanlığı olgusunun, kısacası
Doğu ile Batı arasındaki çatışmanın yeni malzemesi.
İSLAMOFOBİ NEDİR?
İslamofobi… En basit tanımıyla İslam korkusu…
İslam’dan ve Müslümanlardan korkma, çekinme içgüdüsünü
ifade eden İslamofobi’nin, terim olarak sıklıkla kullanılması-
na rağmen, üzerinde uzlaşılan bir tanımının olmadığı bilini-
yor. Avrupa Konseyi Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa
Komisyonu’nun “Müslümanlara Karşı Hoşgörüsüzlük ve Ay-
rımcılıkla Mücadele”konulu 5 No.lu Genel Politika Tavsiyele-
ri ile (
CRI (2000), 21-27 Nisan 2000 tarihli
)“Irkçılık veYabancı
Düşmanlığına Karşı Mücadele Etmek için Milli Mevzuat üze-
rine 7 No.’lu Genel Politika Tavsiyesi” (
CRI (2003), 8-13 Ara-
lık 2002 tarihli
) üzerinden İslamofobi’nin tanımını yapan AB
Temel Haklar Ajansı’na göre İslamofobi: “
(…) 11 Eylül 2001
tarihinde meydana gelen olaylar sonrasında terörle mücade-
le kapsamında, aralarında Arapların, Musevilerin, Müslüman-
ların, bazı mülteci grupların, göçmenlerin ve sığınmacıların ve
kimi azınlıkların da bulunduğu gruplara bağlı kişi veya kişiler;
eğitim, istihdam, barınma, hizmetler ve kamu alanlarına eri-
şim, toplumsal katılım ve hareket serbestliği gibi bazı alanlar-
da ırkçı ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar. Bu çerçevede İsla-
mofobi, İslam dünyasına mensup olan bireylerin maruz kal-
dıkları ayrımcı muameleye verilen genel isimdir
” şeklinde ta-
nımlanıyor
1
. 12-13 Aralık 2003 tarihlerinde AB üye ülke Dev-
let ve Hükümet Başkanları bir araya getiren Zirve’de, AB Te-
mel Haklar Ajansı’na (
European Union Agency for Fundamen-
tal Rights - FRA
) dâhil edilen, Avrupa Irkçılık ve Yabancı Düş-
manlığı İzleme Merkezi’nin (
European Monitoring Centre on
Racism and Xenophobia – EUMC
) 2006 yılında yayımladığı
ve başlığında “İslamofobi” teriminin kullandığı tek raporda
verilen bu tanıma ek olarak EUMC, İslamofobi’nin tanımlan-
masında Birleşmiş Milletler veya benzeri uluslararası örgüt-
lerin mevcut kullandıkları tanımları referans olarak gösteri-
yor, ancak dünya genelinde, özellikle siyasi düzeyde, üzerin-
de uzlaşılmış bir tanımın olmadığını ifade ediyor
2
.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ? NEFRET SÖYLEMİ Mİ?
Müslümanların Masumiyeti
’nin yayımlanmasının ar-
dından yaşanan tartışmaları ikiye ayırmak mümkün: Sağ-
duyulu ve sakin tartışmalarla, şiddetin dozunun kaçtığı pro-
testolar.
Sağduyulu ve sakin tartışmalar, ifade özgürlüğüy-
le nefret suçu arasında çok ince bir çizginin varlığını kanıt-
lar nitelikte. Tabii bu noktada o çizginin yerinin neresi oldu-
ğu kafaları karıştırıyor. Çünkü nefret suçunun tanımı üzerin-
de de henüz bir uzlaşının bulunduğunu söylemek zor. Avru-
pa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “ifade özgürlüğüne” ilişkin
10. maddesi ile“hakları kötüye kullanmaya”ilişkin 17. mad-
desi çerçevesinde ele alınan nefret suçu, genel olarak nefre-
te dayalı önyargı sebebiyle suç işlenmesi anlamına geliyor
3
.
Ancak nefret söyleminin, düşünce ve ifade özgürlüğü kap-
samında mı ele alınması gerektiği; bir başka deyişle nefret
söylemini oluşturan öğelerin ifade özgürlüğü çerçevesinde
değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışmaya açık bir
konu. Bir yanda ifadeye sınırlama getirilmemesi artık evren-
sel bir doğruyken, diğer yanda nefret söyleminin eşitliğe, çe-
şitliliğe zarar verdiği ve mağdura yönelik şiddeti teşvik ede-
bileceği de ortada. Mezhep savaşları, ırkçılık, antisemitizm,
ötekileştirme ve benzeri birçok öğe ile örülü Avrupa tarihi ve
sonrasında Avrupa’nın ulaştığı oldukça geniş özgürlük alanı,
nefret suçuyla ilgili tartışmaları cevapsız bırakıyor.
Müslümanların Masumiyeti
veya benzer üretimler, ifa-
de özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki çizginin ne kadar
ince olduğunu bizlere gösterirken, değerlendirmede kullanı-
lan kıstas, genellikle bu tür “eserleri” hazırlayanların geçmiş
retorikleri oluyor. Örneğin Avrupa’da yükselen sağın önemli
isimlerinden Hollandalı
Partij Von Vrijheid
(Özgürlük Partisi)
lideri Geert Wilders. 2008 tarihli 15 dakikalık kısa filmi
Fitne
(
Fitna
) nedeniyle, İslam’ı, Müslümanları ve Kuran-ı Kerim’i
karalayarak, insanları kin ve ayrımcılığa teşvik ettiği gerek-
çesiyle Hollanda’da bir mahkeme tarafından hakkında yar-
gılama kararı çıkartılan Wilders, mahkemeye verdiği savun-
mada şöyle demişti:“
(…) bu ifade özgürlüğüne vurulmuş bir
darbe olarak kalacaktır. (…) Açık tartışmalarda yer almak ar-
tık tehlikeli hale gelmiştir. (…) Ben susarsam, kim bizim de-
ğerlerimiz adına ayakta kalacak
”
4
. Bu noktada izlediği ırk-
çı politikalar göz önünde bulundurulursa, Wilders’in sinema
dehasını aktardığı (!)
Fitne
filmini, bir nefret suçu olarak algı-
Avrupa’da yükselen sağın önemli
isimlerinden Hollandalı GeertWilders
2004 yılında öldürülen Hollandalı
yönetmenTheoVan Gogh
1
“Muslims in the European
Union: Discrimination and
Islamophobia”, ABTemel Haklar
Ajansı Resmi İnternet Sitesi,
default/files/fra_uploads/156-
Manifestations_EN.pdf, Erişim
Tarihi: 27.09.2012.
2
agy., sayfa 60-62.
3
“European Convention on
Human Rights”, AB Resmi İnternet
Sitesi,
/
NR/rdonlyres/D5CC24A7-DC13-
4318-B457-5C9014916D7A/0/
CONVENTION_ENG_WEB.pdf,
ErişimTarihi: 27.09.2012.
4
DutchNews,
.
dutchnews.nl/news/
archives/2011/06/wilders_
found_not_guilty_of_in.php,
ErişimTarihi: ????.