15
sosyal girişimcilik alanında faaliyet gösteren gençleri önce
İstanbul’da sonra da Berlin’de bir araya getirdik. Amacımız,
çok farklı gerçekliklerde faaliyet gösteren sosyal girişimciler
arasında iletişim sağlamaktı.
Türkiye ve Almanya’ya da sosyal işletme ve sosyal giri-
şimcilik ekosistemleri kıyaslandığında, ne gibi farklılıklar göze
çarpıyor?
Türkiye’den
Ashoka
üyeliğine seçilen ilk sosyal gi-
rişimci, 2000 yılında Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme
Derneği’nin kurucusu, ekolojik mimari, ekolojik tarım, tü-
ketim bilinci, sürdürülebilir kırsal kalkınma alanlarında ça-
lışmalarıyla tanınan ve maalesef geçtiğimiz yıl Mart ayın-
da kaybettiğimiz Viktor Ananias’tır. Almanya’nın ilk
Asho-
ka
üyesi ise 2005 yılında seçildi. Tabii ki bu bir ülkenin sos-
yal girişimcilik alanında daha ileri veya geri seviyede oldu-
ğunu kanıtlamaz, ancak nerede aradığınızdan bağımsız,
her yerde sosyal girişimciyle karşılaşabilirsiniz. Her ne kadar
Almanya’da, özellikle de Berlin’de sosyal girişimler son 8-9
yılda sayı olarak hızla artmış olsa da Türkiye’deki potansiye-
li de yadsımamak gerekiyor. Ancak sosyal girişimlere olan
ilgi ve destek konusunda hiç şüphesiz Almanya çok daha ile-
ri noktada: Bilişim kökenli
startup
larda olduğu gibi, sosyal
girişimler içinde kamunun, özel sektörün, üniversitelerin, si-
yasetçilerin, yatırımcıların ilgisi çok daha fazla. Bu, çok bü-
yük bir zenginlik, özellikle de fikri olan girişimciler için. Tür-
kiye ise halen Almanya’nın geldiği noktadan uzakta duruyor.
Bu tür kolaylaştırıcı unsurlar Türkiye’de halen yok; var olan-
larsa çok sınırlı. Ancak benTürkiye’ye özellikle dikkat edilme-
sini tavsiye ediyorum, çünkü buradaki sosyal girişimcilik or-
tamı bir anda canlanacak gibi. Bence Türkiye, sosyal girişim
alanında bölgenin çekim merkezi olabilir, çok yakın zaman-
da dünyanın en iyi uygulamalarını üreten bir ülke konumu-
na gelebilir. Buna samimiyetle inanıyorum.
Son olarak Berlin özelinde bir soru sormak istiyorum.
Sence Berlin, sosyal girişimler için Silikon Vadisi mi? Veya bu
çok iyimser ve iddialı bir söylemmi?
Kurucusu olduğum sosyal işletme Berlin’de doğdu-
ğu için ne kadar objektif olabilirim bilemiyorum, ama bence
Berlin bugün, Silikon Vadisi’nden bile büyük. Berlin’de özel-
likle
Berlin-Mitte
olarak adlandırılan şehir merkezi ve son dö-
nemin en
hip
semtlerinden Kreuzberg’deki girişimci enerji-
yi ve yaratıcılığı kendi gözlerinizle görmeniz lazım. Dünya-
nın dört bir tarafından, yüzlerce yaratıcı insanın hayallerini
gerçekleştirebilmek için bu şehre geldiğine şahit oluyoruz.
Bu inanılmaz bir gelişme. Berlin’de, Silikon Vadisi gibi mil-
yon dolarlık şirketler yok, SilikonVadisi kadar güçlü bir altya-
pı da yok ama Berlin’de ruh var! Zaten şehri cazip hale geti-
ren unsur da bu ruh... Belki Berlin yeni Silikon Vadisi olama-
yacak, belki senin de söylediğin gibi bu çok iddialı bir söylem
ama şurası bir gerçek: Sosyal girişimciler Berlin’in çılgın, ya-
ratıcı ve kozmopolit ortamına bayılıyor ve fikirlerini burada
gerçekleştirmek için Berlin’e akın ediyorlar.Yaptıkları işi sevi-
yorlar, çünkü yaptığınız işi severseniz, onda başarılı olabilir-
siniz. Onlarda bunun farkındalar.
TÜRKİYE’DEN BAŞARILI BİR ÖRNEK: ZUMBARA
Gelelim
Zumbara
’nın kurucuları Ayşegül Güzel ve
Meltem Şendağ’a...
ChangemakerXchange
programına
Türkiye’den katılan Ayşegül ve Meltem, yaptıkları iş itiba-
rıyla, gerçek birer fark yaratan! Zaman bankası gibi, anla-
şılması bile zor bir kavramı, Türkiye’de uygulamak için tüm
hayatlarını değiştiren yaratıcı, hevesli ve çılgın iki sosyal gi-
rişimciye, ne yapmak istediklerini ve Berlin izlenimlerini so-
ruyorum…
Ayşegül Güzel, İspanya’da çalıştığı dönemde, mahal-
lesinde bulunan zaman bankaları ile tanıştığını ve değerle-
rine hayran kaldığını söylüyor. Bunun üzerine Ayşegül Gü-
zel, İspanya’da mahalle bazlı yerel düzeyde işleyen zaman
bankası sisteminin, sosyal teknolojilerin olumlu gücünden
yararlanırsa neler başarabileceğini hayal etmeye başlamış
ve Hindistan’daki ilk programlama tecrübesiyle
Zumbara
or-
taya çıkmış. “
Hayatta paradan daha önemli şeyler var, ger-
çekten sahip olduğumuz tek şey zamanımız
” diyor Arşegül
ve Meltem ve çok da güzel söylüyorlar. Bu iki başarılı sos-
yal girişimciye, Türkiye’deki sosyal girişim ortamını soruyo-
rum. Söyledikleri Matthias ile örtüşüyor: “
Türkiye’de son yıl-
larda sosyal girişimciliğe büyük bir ilgi var. Özellikle üniversi-
telerin başlattıkları sosyal girişimcilik yarışmaları ve açtıkla-
rı dersler bu ilgiyi gösteriyor ve bu alanda oluşan farkında-
lığı arttırıyor. Ancak sosyal girişimciliğin hala Türkiye’de bir
ekosistem haline geldiğini söylemek zor. Ashoka, Sosyal İno-
vasyon Merkezi, TÜSEV, Sabancı Vakfı, Bilgi Üniversitesi, Ka-
dir Has Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi, Koç Üniversitesi bu
alanda ilk adımları atmış durumda ve bu ekosistemin geliş-
mesi için çaba sarf ediyorlar. Ancak sosyal girişimcilere sağ-
lanan uzun soluklu destekler, toplumda bu alanda bir farkın-
dalık yaratılması, bu ekosistem içerisinde bulunan kurumla-
rın birbirleri ile dayanışma içerisinde bulunması ve yasal dü-
zenlemeler noktasında daha almamız gereken uzun bir oldu-
ğunu düşünüyoruz.
”
Zumbara nedir?
Zumbara, para yerine zamanın kullanıldığı sosyal bir paylaşım ağı, bir alternatif eko-
nomi hareket olarak öne çıkıyor. Sistem “birisine 1 saatlik yardım et; karşılığında 1
saat kazan ve kumbarana at. Bu 1 saat ile topluluktaki dilediğin kişiden istediğin 1
saatlik servisi al” mantığı ile işliyor. Alternatif bir ekonomi modeli olarak Zumbara,
bugün para ile yapılan her türlü hizmetin, zaman ile yapıldığı bir mecra olarak özet-
lenebilir. Detaylı bilgi için
İnternet adresini ziyaret edebilirsiniz.