İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Aralık 2024

99 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ yaşadığı ekonomik ve siyasi zorlukları eklersek AB’nin önümüzdeki yıllarda istikrarı sağlamakta hayli zorlanacağı açıkça görülüyor. Bu hâle gelinmesinde Çin’in, nis - peten kısa sürede, bir ithalat ekono - misinden, yenilikçi bir üretici ve ihra - catçı ekonomiye dönüşmesinin payı var ama bu gerçek tabii ki aynı za - manda Almanya’nın kendi hatalarının da bir sonucu. Vasıflı çalışan eksikliği, altyapının yenilenememesi, yenilikçi yatırım eksikliği gibi vahim sorunlar yıllardır biliniyor ve tartışılıyor iken -aşırı bürokratik diyebileceğimiz- devlet yapısı ve merkez siyasetin bu konularda çözüm üretememesinin bu hâldeki rolü bence Çin etkisinden çok daha fazla olmalı. Alman halkı da bu durumun -sistem partilerinin sorun çözmekte yetersiz kalmalarına yol açan beceriksizliklerinin- farkında olmalı ki, fatura onlara kesiliyor. Mer - kez dışı partiler, aşırı sağ AfD ve aşı - rı sol ittifak BSW gibi popülist siyasi oluşumların ön plana çıkıp adım adım yükselişi bir türlü engellenemiyor. Fransa’nın problemi şu an siyasi alanda bir hükümet krizi olarak yaşa - nıyor gibi görünse de temeli ekonomi ve finans alanında yatıyor. Çünkü pan - demiden bu yana uygulanan harcama politikaları nedeniyle 2023 yılında bütçe açığı millî hasılanın %5,5’ini aş - mış durumda, 2024 yılı açığının %6,1 olacağı hesaplanıyor -oysa AB ekono - mikkriterleri açığın%3’ü aşmamasını öngörmekte-. Bu sebeple, Fransa’nın risk primi de ilk kez Yunanistan’ın se - viyesine çıkmış durumda. Şu an, açığı azaltmak amacıyla hazırlanan bütçe üzerinden bir hükümet krizi yaşanı - yor. Muhtemelen siz bu satırları okur - ken Fransa’nın krizinin nereye doğru evrildiğini daha iyi anlayacağız. AB’nin hâllerini konu alan yazıla - rımın amacı, kısa ve orta vadede, ge - rek Türkiye-AB ilişkilerinde gerekse küresel gelişmeler karşısında AB’nin takınacağı tutum konusunda daha doğru ve gerçekçi değerlendirmeler yapmamıza yardımcı olacağını düşü - nüyor olmam. AB’nin değerler konu - sunda yaşadığı zaaflar siyasi, Alman ekonomisindeki düşüş ise ekonomi alanında AB karar süreçlerini etkile - me bakımından son zamanlarda öne çıkan gelişmelerdi. Öte yandan, siyasi ve ekonomik gelişmeler kadar bu sü - reçleri yönetmekle görevli AB kurum - larının performansı da zaman zaman kararların oluşmasında önemli roller oynayabiliyor. Yürütmenin kendi için - de dahi güçler arası dengenin gözetil - diği karmaşık AB sisteminde kurum - lar arası uyum çok önemli. Diğer iki örneğin aksine, bu alanda daha olum - lu gelişmeler yaşandığı söylenebilir. Yeniden Şekillenen AB Yönetimi Bu Defa Daha Yüksek Uyuma Sahip Olacak mı? Ursula von der Leyen’in Komisyon Başkanlığı’nı devraldığı 1 Aralık günü, AB Konseyi Başkanlığı da -sembolik bir törenle- eski Portekiz Başbakanı -sosyalist- António Costa tarafından devralındı. Costa, bu görevi üstlenen ilk etnik azınlık kökenli 6 -Goan- Mozambik- kişi oldu. Hatırlanacağı üzere, eski Konsey Başkanı Charles Michel ile Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen arasın - daki -medya tarafından “kan davası” veya “drama” olarak nitelendirilen- gerginlik, ikilinin Türkiye ziyaretinde dahi Cumhurbaşkanımızın kabulün - de yaşanan koltuk kavgası ile man - şetlere taşınmıştı. Sonuç olarak, geç - tiğimiz beş yıllık dönemde iki kurum arasındaki iletişim neredeyse durma noktasına gelmişti. Şimdi gözler, kü - resel gelişmelerin AB’yi verimli ve et - kili çalışmaya zorladığı bu dönemde, von der Leyen ile Costa arasında daha uyumlu bir çalışma düzeni kurulup kurulmayacağında. Uzman değer - lendirmeleri şu nedenlerle nispeten olumlu yöndedir: Eğer bu dönemde de uyumsuzluk yaşanırsa, suçun Michel’de değil kendisinde olduğu algısının yer - leşeceği endişesi von der Leyen üzerinde daha uyumlu olma bas - kısı yaratacaktır. Costa, Konseyin, her konu üzerin - de uzun, detaylı tartışmalar yapı - lan değil, stratejik karar odaklı çalışmasını arzu etmektedir. Bu amaçla, Konsey toplantılarının toplam süresini (bütçe görüşme - leri hariç) 24 saatle sınırlamak niyetindedir. Costa’nın Hint kökeninin, AB’nin Asya, Afrika ve Güney Amerika ile -kolonyal geçmişi nedeniyle- eşitsizlik anlayışı üzerine kurulu ilişkisinin yeniden tanımlanma - sına katkıda bulunacağı düşünül - mektedir. Portekiz Başbakanı olarak sekiz yıl görev yapan Costa, üçüncü dünya ülkeleri ile kurduğu iyi iliş - kilerin yanı sıra uzlaşma ve anlaş - ma yeteneği ile de tanınmıştır. Bu özelliklerin giderek kutuplaşan • • • •

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=