İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Aralık 2020

76 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ mümkün değil ama şu birkaç rakam bile ne demek istediğimi anlatmama yetecektir. Yüzyılın başında Asya kü - resel üretimin %25’ini gerçekleştir - mekte idi. Bu oran 2050 yılında %60’a yaklaşırken AB ve ABD’nin payı geri - leyecek, toplamı bu rakamın çok altın - da kalacaktır. İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan bu yüzyılın başlarına kadar yaşanan göreceli istikrar döneminin sona ermekte olduğu da raporun bir diğer bulgusudur. Global ekonominin ağırlık merkezi Batı’dan Doğu’ya; gelişmiş ekonomi - lerden, yükselen ekonomilere; serbest piyasalardan, devlet kontrolüne ve demokrasilerden otoriter ve popülist yönetimlere kaymaktadır. Bu şekilde bakılırsa, AB ile yürüdüğümüz yolda önümüze çıkan yol ayrımının sadece ikimiz arasındaki ilişkilerle ilgili olma - dığı, çok daha geniş bir çerçevede, ge - leceğin dünyasında ait olacağımız yer hakkında olduğu görülecektir. Eğer geleceğe ilişkin bir ortak plan tasavvur edilecekse bu rakamların ve bu küresel gerçeklerin hem AB hem de Türkiye tarafından mutlaka hesaba katılması gerekir. AB eğer GKRY, Yu - nanistan ve Fransa üçlüsünün çarpık, dar açılı görüşlerine esir olur ve 11 Aralık’ta Türkiye’yi kendisinden uzak - laştıracak bir karar alırsa bu anlamda büyük bir hata yapmış olur; hemde Ko - misyon Başkanı’nın dönemine verdiği isimle “stratejik” bir hata. Bu değerlendirmeleri yaparken olaylara sadece tek taraftan baktığım sanılmasın. Türkiye’nin yapması gere - kenler konusuna girmememin sebebi yapacak bir şeylerimiz olmaması değil, bana ayrılan yerin sonuna gelmiş ol - mamdır. AB Konseyinin alacağı karar ne olursa olsun, gelecek yazımda konu - nun Türkiye tarafını ele almaya çalışa - cağım. AB’nin istediğini yaptırma gücünü azaltan hususlardan en önemlileri; uluslararası sahnede iniş eğiliminde olması ve kendisini güçlü kılan değerlere sahip çıkmaktaki yetersizliğidir. BRÜKSEL’DEN BAKINCA

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=