İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Aralık 2018

87 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ Bu çelişkili dinamik de Türkiye’nin bir reform sürecine girmesini güçleştiri- yor. Oysa ülke olarak, sadece AB üyeliği için değil, değişen dünyaya hazır olmak için başta demokrasi olmak üzere, eği- tim, ekonomi, hukuk, altyapı tarım, teknoloji gibi yaşamsal alanlarda hızla ilerlememizi sağlayacak reformlara ih- tiyacımız var. Müzakere süreci de AB ile ilişkilerimiz de inişli çıkışlı da olsa ilerler ama daha önemli olan bu saydı- ğım alanlarda, dünyanın hızla ilerleyen ülkeleri grubuna, o lokomotif gruba yetişmek, en azından arayı daha fazla açtırmamak. AB’nin yolu Strasburg’dan mı geçiyor? AB ile ilişkilerimizde sıkça kullanı- lan bir yol benzetmesi var ve bu analoji- ye göre Brüksel’in yolu zamanın ruhuna göre şuradan ya da buradan geçebiliyor. Bir zamanlar yol Kopenhag’dan geçi- yordu, sonra Diyarbakır’dan ve sonra da Ankara’dan geçer dendi. Sonra da yol çıkmaz oldu. Şimdi bazıları Brüksel’in yolu Strasburg’dan geçer demeye baş- ladı. Haklılar mı? Kısmen evet. Burada Strasburg’dan kasıt, merkezi o şehirde olan Avrupa Konseyi. Avrupa Konseyi AB’den farklı ve daha eski bir örgüt; bir çeşit demokrasi kulübü. Bu aralar, Türkiye ile kurucuları arasında kabul edildiği Avrupa Konseyi arasında- ki ilişkiler de limoni: Önce, askeri dar- be döneminde girip 2004 yılında şartlı olarak çıktığımız denetim süreci tekrar başladı (2017). Biz de 2018 yılı başın- da (aslında 2020 yılında yapacaktık) bütçeye katkımızı düşürdük (AK bütçe- sinde 20 milyonluk bir boşluk oluştu). Konsey’in mahkemesi olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile ilişki- lerimiz gergin; aleyhine en fazla dava açılan ve en fazla mahkûm olan ülkeler arasındayız. AİHM’ye hakim atamala- rında da sorun yaşıyoruz. Konsey’in demokratik denetleme birimi ya da hukuk ayağı diyebileceğimiz, ülkele- rin anayasalarını inceleyen Venedik Komisyonu Raporlarından da mem- nun değiliz. Onlar da bizden memnun değil. Yolsuzlukları soruşturma birimi GRECO ile işbirliğini durdurmuş halde- yiz. Gerginlik örnekleri daha da artırı- labilir. AB ise adeta işin bu ayağında ön- celiği Avrupa Konseyi’ne bırakmış gibi. Orada geçer not alamayan burada da alamaz havasında. Brüksel’in yolu Strasburg’dan geçer derken kasıt bu. Eğer Avrupa Konseyi ile arayı düzeltir- sek otomatik olarak AB ile de o alanlar- da ilerleme sağlanmış olacaktır. Peki olur mu? Bence Konsey’le anlaşmak daha kolay çünkü üyesiyiz. Oysa AB’de yokuz. Bu nedenle kilidi açmak için Konsey’le çalışmayı tercih edebiliriz. Anahtar Ekonomi Alanında mı? Gümrük Birliği’nin Modernizasyonu Kilidi Açar mı? Hatırlayanlar olacaktır, 1980’lerin başında AB ile ilişkilerimiz resmen don- durulmuştu. 1987 yılında yeniden baş- vuru yapılınca AB ve Türk bürokratları bir araya gelerek açılımın hangi zeminde gerçekleşebileceğini tartışmaya başladı- lar. Birkaç yıl süren istikşafi görüşmeden sonra cevap bulundu: Gümrük Birliği. Ve gerçekten de yöntem çalıştı. Gümrük Birliği’nin tamamlanması projesi altında hayata geçirilen bir dizi reformsonucun- da önce aday ülke statüsü alındı ve sonra müzakerelerin başlaması mümkün oldu. O süreçte kilidi açan anahtar Gümrük Birliği olmuştu. Bu defa durum biraz daha karmaşık ama neden olmasın.

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=