İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Aralık 2018

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ İKV’den ,den F ırtınalı geçen 2018 yılı son ayını da tamamlayarak tarih sahnesinden çekilmek üzere. Zaman göreceli bir kavram olsa da, biz dünyalılar için bu gezegende geçirmeyi umduğumuz sınırlı süreyi en iyi şekilde yaşamak ve mümkün- se arkamızda hoş bir seda bırakmak en önemli amacımız. Sıradan insanlara göre, arkalarında iz bırakma şansları çok daha fazla olan siyasetçiler de büyük ihtimalle küresel gündemdeadlarını duyurmakve iyi işler yapmış olmakla tanınmak isterler. An- cak özellikle küresel sahnedeki çoğu lider dikkate alındığında pek de böyle iyi anılan liderlere rastlamıyoruz. Halkla ilişkilerde mucizeler yaratan Justin Trudeau gibi siya- setçiler dahi, petrol firmalarının çıkarlarına hizmet etmekle suçlanıyor. Tabi yelpazenin öteki yanında yer alan ve doğrudan adı suça karışan MbS gibi siyasetçilerden bu bağlamda söz etmek dahi zor. Her durum- da, vizyon sahibi, ülkesini ileriye taşımak için strateji üreterek uygulayabilen, halkını ortak amaçlar doğrultusunda birleştiren ve bunları yaparken sosyal adalet, bireysel özgürlükler, eğitim, sağlık gibi temel devlet işlevlerini de ihmal etmeyen liderlere du- yulan ihtiyaç her geçen gün artıyor. 2018’in son günlerinde iki önem- li küresel Zirve gündemi işgal etti. Biri Arjantin’de toplanan G20 Zirvesi, diğeri de Polonya’daki BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı idi. G20 Zirvesi’nde liderlerin temasları, Suriye konusu, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Putin ile sıcak selamlaşması, Katar’ın OPEC’ten ayrılacağını açıklaması gündemi meşgul etti. Ancak tümbu olan bitenler, ar- kada yatan esas sorunu gizlemeye yetmedi. Sorun, küresel yönetişimde 2008 finansal krizi sonrasında yükselen yeni işbirliği platformu olan G20’nin giderek anlamını kaybetmesi ve ortak kurumsal mekaniz- ması da olmayan bir platformolarak somut adımatamaması olarak özetlenebilir. Küre- sel ekonomide yavaşlama, çevre felaketle- ri, eşitsizlik, vergi cennetleri, işsizlik, yeni teknolojilere uyum gibi çağımızın birçok meselesine karşı çözüm üretemeyen G20, ülkeler arasında giderek artan rekabe- tin ve bozulan çok taraflı düzenin en son sahnesi görevini görüyor. Avustralya’dan Brüksel’e kadar son günlerde iklim eylemlerinin artarak de- vam ettiğini görüyoruz. Özellikle gençler ve çocuklar kendilerine bırakılan dünya- nın geleceğinden büyüklere kıyasla daha fazla endişeliler ve sorumluluk hissedi- yorlar. İklim değişikliğine yol açan sera gazı emisyonlarını azaltmayı ve iklim değişikliğinin olumsuz etkileri ile müca- dele etmeyi amaçlayan BM Taraflar Kon- feransı Polonya’nın kömür santralleri ile ünlü Katowice kentinde toplandı. Üç yıl önce Paris İklim Anlaşması’nda belirlene azalttım hedeflerine nasıl ulaşılacağı bu konferansın ana gündemini oluşturuyor. ABD gibi sera gazı emisyonlarında büyük paya sahip olan bir ülkenin Anlaşma- dan çıkması diğer ülkeler üzerinde de caydırıcı etkide bulunuyor. Konferansın açılışında ünlü doğabilimci ve yapımcı David Attenborough önemli bir konuşma yaptı. Yaptığı konuşmada Attenborough iklim değişikliği tehlikesine dikkat çekti ve “Şu an, küresel boyutta insan yapımı bir felaketle karşı karşıyayız. İklim deği- şikliği, binlerce yıldır karşılaştığımız en büyük tehdit” dedi. Yine aynı Zirvede 15 yaşındaki iklim aktivisti Greta Thunberg de liderlere seslendi ve şunları söyledi: “25 yıl boyunca sayısız insan BM İklim Konferansları’nın yapıldığı binaların önünde durdu ve liderlerimizden emis- yonları durdurmalarını istedi. Ancak, açıkça görülüyor ki emisyonlar artmaya devam ediyor. Bu yüzden onlardan bir şey istemeyeceğim. Bunun yerine med- yadan bir şey isteyeceğim, artık krize kriz gibi davranmaya başlamalarını. Bunun yerine dünyanın her yerinden insanlara liderlerin bunu beceremediğinin farkına varmaya çağırıyorum. Çünkü varoluşsal bir tehditle karşı karşıyayız ve bu çılgın- lığı sürdürecek zamanımız yok.” Küresel işbirliğinin iyiden iyiye zedelendiği ve baskı, öldürme, suikast gibi araçlar da dâhil olmak üzere ülkelerin küresel re-

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=