Table of Contents Table of Contents
Previous Page  73 / 76 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 73 / 76 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

71

Eylül Şarer

Bilkent Üniversitesi Uluslararası

İlişkiler mezunu. Staj Dönemi: 14

Kasım 2016 – 17 Şubat 2017

Daha geç başladığım için İKV’nin

aynı dönemdeki diğer stajyeri Beyza’ya

kıyasla daha az tecrübeli olan ben, Ey-

lül Şarer, henüz yalnızca birinci ayımı

doldurmuş bulunmaktayım. Daha bu

yaşımda biliyorum ki, zaman göreceli

bir kavram. Kimi durumda bitmek bil-

mez, kimisinde göz açıp kapayıncaya

kadar geçer. Benim deneyimim ikinci

grupta yer alıyor. Sizlerle de bunu kısa

ve öz bir şekilde paylaşmak istedim.

Türkiye’de hayli yaygın olan stajyer

fotokopi çeker anlayışından çok daha

ötesinde yaptıklarımız (tabii fotokopi

de çekiyoruz fakat eser miktarda ve ge-

rektiği takdirde) İKV’nin Brüksel Tem-

silciliği’ni tek bir sıfatla tanımlayacak

olsam dinamik sıfatını tercih ederdim

herhalde. Güne toplantı-görüşme-ofis

üçgeninin hangi noktasından başlaya-

cağının devamlı olarak değişmesi kimi-

lerine yorucu gelecek olsa da ben faal

oldukça yaşadığını hissedenlerdenim.

Üniversite öğrenimim esnasında

seçmeli ders tercihlerimden birini Av-

rupa Birliği’nden yana kullanmıştım.

Teoride karmaşık, zaman zaman soğuk

gelen bu yapıya pratikte dahil oldukça

bambaşka bir dünya çıktı ortaya. Kriz

halindeki Türkiye-AB ilişkilerine kalp

masajı yapmak suretiyle en önde koşan

kurumun bir parçası olarak; AB’nin

gözde çok da büyütülmemesi gereken

insani bir yapıda; yani kusurlarının,

başarısızlıklarının, buna bağlı hırçın-

lıklarının olduğunu, sanılanın aksine

bir Hristiyan kulübü olmadığını, önko-

şullar yerine getirildiğinde Türkiye’ye

de yer olduğunu öğrendim. En çok da

özellikle kriz anlarında ilişkiyi can-

lı tutmak için İKV benzeri vakıfların

ne kadar gerekli olduğunu İKV’nin 24

Kasım’da düzenlediği beyin fırtınası

toplantısında bizzat deneyimledim.

Bu süreci Türkiye’de geçirmiş ol-

sam kuvvetle muhtemel sokaklarını

ilk gün bırakılan izlenimin tüm çalışma

hayatı boyunca etkili olduğu, başarılı

bir çalışan olmak için geliştirmemiz

gereken beceri ve kabiliyetlerin neler

olduğu üzerine detaylı bir konuşmaydı.

Hem ofis hayatına hem özel hayata dair

öğrendiğim en önemli şey bir ajanda

tutmanın ve hiç yanımdan ayırmayaca-

ğım bir not defteri edinmenin ne kadar

elzem olduğuydu. “Kişi hangi işte hangi

ortamda çalışırsa çalışsın mutlaka bir

ajandaya sahip olmalı” ilkesi benim için

vazgeçmeyeceğim bir alışkanlık oldu.

Şimdi geriye dönüp bakınca, üç ay gibi

kısacık bir sürenin sonunda bile, neler

yaptığımı ajandama bakmadan hatır-

layamıyorum.

İş dünyasında her amir stajyerini

yetiştirirken kendi metodunu uygu-

lar. Bunu daha önceki iki staj tecrü-

beme dayanarak söylüyorum. İKV’de

ise “patronum” Haluk Bey’in yaklaşımı

benim daha önce hiç karşılaşmadığım

türdendi. İlk günden itibaren benim-

le olan ilişkisini ekseriyetle karşılıklı

güven ve saygı eksenine oturttu. Kar-

şı tarafın duyduğu güven ve verilen

işlerin ciddiyeti başlarda beni biraz

korkutsa da sonrasında kendi kendime

şunu dedim: “eğer altından kalkamaya-

cağım bir görev olsaydı bana bu görevi

vermezlerdi.” Kendisinin stajyerlerine

karşı takındığı tavır benim hem yaptı-

ğım işe hem de kendime olan güvenimi

pekiştirdi. Stajımın başında çekinerek

girdiğim ortamlarda artık daha rahat

kendimi ifade edebilir hale geldim.

Kısacası 3 aylık kısa zaman dili-

minin içine olabildiğince yeni yüzler,

şehirler ve deneyimler sığdırmaya ça-

lıştım. En önemlisi her konunun birden

fazla yönünün olduğunu, gerçeğe en

yakın doğruların hep zıt fikirlerin ça-

tışmasından doğduğunu, muhalif olanı

da can kulağıyla dinlemem gerektiğini,

istişarenin sadece danışmak olmadığı-

nı, istişare sonunda çıkan sonucu be-

ğenmesem de kabul etmem gerektiğini

bana öğreten İKV Brüksel Temsilcisine

sonsuz teşekkürler...

leri, alışkanlıkları, idealleri, tutumla-

rı paylaşıyorlar. Benzer durumlarda

benzer refleksleri sergileyebiliyorlar.

Dolayısıyla tek tanımlı bir Avrupalılık-

tan bahsedemezken ‘bu staj sayesin-

de tam bir Avrupalı oldum’ diyemem.

Ancak bu staj sayesinde Avrupa’daki

eğitim kalitesinin, hayat standardının,

refahın pekâlâ ulaşılabilir olduğunu,

Türkiye’nin de AB’nin ileride olduğu

alanlardaki seviyeyi tutturabileceğini

hatta pek çok AB üyesi ülkenin üze-

rine dahi çıkılabileceğini düşünmeye

başladım. Sadece hedefimizi iyi tayin

edip kendimize doğru örnekler, hedef-

ler belirlememiz ve bu yolda kararla

ilerlememiz yeterli.

Geçtiğimiz kasım ayında Türkiye–

AB ilişkilerinin girdiği çıkmaza çözüm

arayışı için İKV’nin düzenlediği toplan-

tıda artık emekliye ayrılmış ilk Türkiye

masası şefi ve şimdiki Türkiye masası

şefini aynı masa etrafında fikirlerini

ifade ederken dinleme şansı buldum.

(Gerçi aradan geçen zamana rağmen

hâlâ Türkiye’nin AB’ye üyeliğini tar-

tışıyor olmamız ne kadar şans olarak

değerlendirilebilir bilemiyorum). Bu

toplantıya olan ilgiye baktığımda,

yıllardır gitgide yıpranan ve samimi-

yetten uzaklaşan ilişkilerin aslında

düzeltilebileceğini, en azından bunu

destekleyenlerin, isteyenlerin olduğu-

nu gördüm.

Erasmus ve benzeri projeler, Tür-

kiye’deki gençlerin, AB ile Türkiye ara-

sında uçurumların olmadığını, hatta

birbirimize benzeyen yönlerimizin ol-

duğunu görmelerine hem AB’ye hem

de Türkiye’ye tek taraflı değil de farklı

perspektiflerle yaklaşmalarına imkân

verdiği için çok faydalı.

Ofis Hayatı...

Biraz geriye gidecek olursak, İKV

Brüksel Temsilciliğinde ilk günüm Ha-

luk Bey’in ofis hayatına dair yazısız

da olsa var olan kurallar hakkındaki

konuşması ile başladı. Bu konuşma bir

amirin çalışanında nelere dikkat ettiği,