İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
70
BRÜKSEL’DEN BAKINCA
calığına sahip olmak AB’ye Türkiye’yi
anlatmak açısından çok önemli. Ayrıca
AB-Türkiye ilişkilerinin nabzını birebir
yerinde ölçebilmek, her iki tarafta da
yaşanan olayların ilişkileri ne dere-
cede etkilediğini bizzat gözlemlemek
ilişkiler hakkında daha sağlıklı yorum
yapabilme imkânı tanıdı. Dolayısı ile
Türkiye’nin AB uzmanı olma iddiasını
taşıyan bir Vakıf ’ın bu iddiasını ger-
çekleştirirken Avrupalı muhatapları
ile olan diyaloglarına şahit olmak çok
keyifliydi.
AB hakkında ne biliyordum?
Ne öğrendim?
Okuduğum bölüm sebebiyle AB po-
litikası, işleyişi, hukuku üzerine çeşitli
dersler almıştım. Kendimce, yaptığım
okumalarla bu bilgi dağarcığımı geniş-
letmeye çalışıyordum. Stajım süresince
Brüksel’deki konferanslara katılarak ve
İKV’nin çıkardığı yayınları okuyarak
AB’ye ilgim ve merakım daha da arttı.
Fakat AB ve uluslararası ilişkiler ko-
nusunda beni esas geliştiren şey, staj
süresince haftada bir gün (1 saat diye
başladığımız ama her seferinde 2-3
saati bulan, tarihten felsefeye, fizikten
siyasete hayatın her alanına değindiği-
miz) AB ve Uluslararası İlişkiler üzeri-
ne yaptığımız sohbetle karışık dersler
oldu. Erasmus uygulamasının temel gaye-
lerinden birinin öğrencileri Avrupa ile
daha yakın hale getirmek, onların Av-
rupa’ya olan ilgisini artırmak olduğunu
düşünürsek, benim stajım kesinlikle
bu amaca hizmet etti diyebilirim. Peki,
ne kadar Avrupalılaştım? Buna cevap
verebilmem için önce “Avrupalılık” kav-
ramının tanımını yapmak gerekir. Bu
kısa sürede gözlemlediğim kadarıyla
AB içinde tek tip bir Avrupalı tanımının
yapılamayacağı sonucuna vardım. Üye
ülkelerdeki vatandaşların hâlâ pek çok
alanda kendi benliklerini korudukları-
nı, farklılıklarını muhafaza edebildikle-
rini görmek beni şaşırttı. Niyeyse AB’ye
giren ülkelerin eninde sonunda kültü-
rel, siyasî, dinî vb. alanlarda tek tiple-
şeceği yanılgısına düşüyordum. Elbette
ki birbirlerinden tamamen de farklı
değiller. Çeşitli alanlarda ortak zevk-
“Üye ülkelerdeki
vatandaşların hâlâ
pek çok alanda
kendi benliklerini
koruduklarını,
farklılıklarını muhafaza
edebildiklerini görmek
beni şaşırttı”




